Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Son Yorumlar

Umudunu cehalette, yok oluşunu aydınlıkta bulan faşist karakterli aponun Kürdü yok etmeye yönelik planlarını açığa çıkarabilmemiz için daha önceki yazılarımızda,siz değerli halkımızla tekrar buluşacağımızı dile getirmiştik.


 

Bugüne kadar yapılmış çalışmalar , açıklamalar ve değerlendirmeler halkımızı ve dünya kamuoyunu aydınlatmışsa da , bu konunun henüz tam açıklığa kavuştuğunu söyleyemeyiz.İlerleyen süreçle beraber Kürt aydınları, siyasetçileri ve belli bir yurtsever kesimin giderek yoğun bir çalışma içine girdiğini görmekteyiz.

Bu çalışmaların halkımız ve halkımızla alakadar olan diğer tüm halklar için hayati bir değere sahip olduğu açıkça ortadadır.

Mevcut olan durumun daha da aydınlığa kavuşması için kapsamlı bir çalışmanın yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.Biz de Baliç Ailesi olarak bu konuda üzerimize düşen görevi yerine getirmek için bu tür çalışmalara ve açıklamalara katkıda bulunmayı bir zorunluluk ve görev olarak görmekteyiz.

Konuya çok farklı yönlerden yaklaşmak ve değerlendirmelerde bulunmak mümkün.Biz bu yazımızda ilk olarak aponun kim olduğuyla giriş yapmaya ve devamını bu eksende Apo ve Aponun beraber hareket ettiği Ankara Grubunu anlatmaya karar verdik.

Apo yu bir kategoriye koyabilmemiz için Ankara Grubunun mücadele tarihini her yönüyle irdelemek gerekiyor.

Belki birçok rantçı ve ihanetçi kesim ilk olarak şu soruyu yöneltebilir neye dayanarak bu açıklamaları yapıyorsunuz ve bunları destekleyecek belgeleriniz var mı, bu tür açıklamaların belgesiz olması inandırıcılığını yitirecektir yönünde açıklamaları olabilir.Bizim bu açıklamalarımıza yönelik en somut belgelerimiz HALKIMIZIN 30 YILLIK MüCADELESİNİN sonuç alamaması ve kazanılan değerlerin apo ve benzeri kişiler ve gruplar tarafından bertaraf edilmesidir.

Aponun yakalanmasıyla berabernet olarak ortaya çıkan durum , Aponun halkımıza yaptığı ihanet teorisyenliğidir.En somut belge savunma adı altında oluşturulmuş ve bu Kürtlerin geçmişinin ve geleceğinin inkarına dayalı kabul edilemez bir savunma felsefesi olarak ortaya çıkmıştır.İhanet felsefesinin yada aponun tanımıyla savunmasının en önemli noktalarından biride Atatürk ün faşist politikasının bir ürünü olan ve Atatürk ün hayatı boyunca gerçekleştiremediği MİSAK-I MİLLİ (milli sınırlar) rüyasının Apo tarafından Kürtlerin ulusal politikası haline getirilmek istenmesidir.

Burada önemli olan ve üzerinde durulması gereken konu, Kürdistanın kalbi olan ve aynı şekilde dünya açısından büyük öneme sahip olan ve zengin petrol kaynaklarıyla bilinen MUSUL ve KERKüK ün ,Kürtler açısından bu kadar hayati bir öneme sahip olduğu halde ,apo ve yandaşlarının bunu görmezden gelerek bu çok değerli iki şehrimizi misak-ı milliye dahil ederek Türkiye topraklarına katmak istemesidir.Bu durum ve bu yönlü yapılan açıklamalar aponun ve onun gibi düşünüp ,onun isteği doğrultusunda hareket eden Ankara Grubunun kimliğini ve neye hizmet ettiklerini açık olarak ortaya çıkarmaktadır.Burada görülmesi gereken diğer önemli bir hususta Ortadoğu da Büyük Türk İmparatorluğu nun ''KüRT HALKININ ELİYLE'' yani kaleyi içten fethederek oluşturulmak istenmesidir.Tüm bunlar yetmezmiş gibi, askeri yoların dışında ,Kürt siyasetçiler ve gruplarda buna alet edilmekte ve bu kesimde yaptıkları açıklamalarla bu ihanete bilinçli yada bilinçsiz ortak olmaktadırlar.

Mevcut olan tüm durumlar açıkça gösteriyor ki (tabi görmek isteyenler ve kendini kandırmayan kesimler için) aponun ortaya çıkışı yada çıkarılışı bir tesadüf değildir.Aksine bunun Kürt Halkına karşı planlı,programlı ve örgütlü bir şekilde devletin ileriyi düşünerek uygulamaya koyduğu bir mücadele yöntemi olduğu görülmektedir .Apo ve Ankara Grubunun belli bir kesiminin ( şuanda hayatta kalan)ve şehit olan ( şehadetlerininde tesadüf olmadığı görülüyor) Kürt Halkını tasfiye etmekle görevlendirildiği çok açıktır.

Devlet bu projesini uzun dönemli düşünüp uygulamaya koyarken alınacak önlemleri ve uygulamaları 5 ana başlık olarak belirlemiştir.Kürt Halkıyla mücadelenin ana unsurlarını oluşturan bu 5 madde şunlardır.

  1. Kürt Ulusal özgürlük Hareketinin gelişimi engelleme ve bu hareketi tamamıyla ortadan kaldırmak.(Asimilasyon baskı ve benzeri insanı olmayan tüm uygulamaları devreye sokarak)
  2. Kürtlerin ulusal birliğini bozmak , tarih boyunca mücadele ile elde edilen kazanımları inkar yoluyla yok etmek.
  3. Kürdistan Devrimci Hareketinin öncülerini ve dinamiklerini tasfiye etme
  4. Ulusal ve yurtsever eğilim taşıyan bireylerin ve grupların hedef alınması
  5. Lozan da dört parçaya (Türkiye,Irak, İran ve Suriye) ayrılan Kürdistan topraklarının Türk Devleti denetimine alınması( Türk İmparatorluğu Projesi)

 

PKK 12 EYLüL İLİŞKİSİ

Her fırsatta kendisini Kürt Ulusu'nun tek önderi olarak (Kürt Halk önderi) gösteren Aponun Roma'dayken yaptığı şu açıklamayı hatırlayalım. '' Bu iş Ankara'da başladı ve Ankara'da bitecek'' Apo ya ait olan bu açıklamada da görülüyor ki değerli halkımızın hedeflerine ulaşamamasının nedeni açıkça vurgulanmaktadır.Aponun bu yönlü bir diğer açıklaması da ''bir gün beni genelkurmay karargahında görürseniz şaşırmayın'' şeklinde olmuştur.

Bu açıklama halkımıza sanki apo genel kurmayı ele geçirecek şeklinde yansıtılmışsa da ,aslında bununla hiçbir alakası yoktur.Asıl söylenmek istenen aponun devlete olan bağlığıdır, her ne kadar fiziksel anlamda aponun bağları devlet ile belli düzeyde kopuk kalmışsa da , işin özünde devletten hiçbir zaman kopmamıştır.

Yapılan bu iki açıklama birbiri ile paraleldir ve birbirini doğrulamaktadır.Aponun şu anda İmralı da sergilemiş olduğu durum ve izlediği siyaset bunların doğruluğunu kanıtlamaktadır.Yalnızca Kürt Halkı için değil aynı şekilde Türkiye Halkları içinde mücadele eden değerli insanların( Deniz-Mahir-Yusuf-Hüseyin…) ortadan kaldırılması da Apo-derin devlet ve-Ergenekon gibi yapıların ortak çalışması ve 12 Eylül Askeri darbesiyle desteklenmesi sonucu gerçekleşmiştir.

Burada sorulması gereken önemli bir soru var apo hangi ideolojiye hizmet etmektedir?

Kürtlerin tarih boyunca ortaya koydukları haklı mücadeleleri (Medler,Bedirhaniler,Şeyh Sait,Dersim Ayaklanması,Molla Mustafa Barzani) sonucu ortaya çıkan değerli miras 60 lı yıllarda doruk noktasına ulaşıyor.Bu mirasın getirdiği kazanımlar olan ulusal birlik anlayışı, ve ulusal bilincin yediden yetmişe tüm Kürt Halkına aşılanması ve halkın bu yönde çaba sarf etmesi faşist Türkiye Cumhuriyeti tarafından bir tehdit olarak algılanıyor.

Oluşan bu algılamadan sonra devlet Kürt Halkına karşı, Kemalizm in bir ürünü olan istiklal mahkemeleriyle,soykırımlarla, sürgünlerle ve asimilasyon politikalarıyla mücadele etmeye başlıyor.Fakat bu mücadelelerinden başarı elde edemeyen ve varlığını ve devamlılığını Kürt Halkının yok oluşunda gören Türk Devleti kaleyi içten fethederek bu mücadeleyi durdurmayı hedefliyor.Bu hedefine ulaşabilmek içinde Kürtlük adına ne varsa onu Kürtlük adına yok edecek sözde bir Kürt (özde kendisine bağlı) arar ve bu kahraman hepimizin bildiği gibi Abdullah ÖC-ALAN olur.

Bulunan bu kahraman ve yeni Kürt liderle devlet Kürt halkından öc almaya başlar.Kürt Halkı tarafından farklı bir mücadele ortaya konmaması için , Pkk nin oluşturulmasıyla beraber mevcut olan diğer Kürt örgüt ve mücadele grupları ,Pkk ve devletin ortak çalışması sonucu ortadan kaldırılıyor.

Ortalıkta mücadele edecek başka grup ve örgüt kalmamasıyla beraber Kürt siyaseti APO ve Pkk merkezli olarak şekilleniyor.Bu devlet ve aponun ortak çalışmasın başarıya ulaşması için Kürt Halkının en çok değer verdiği BİRLEŞİK BAĞIMSIZ KüRDİSTAN hayali Pkk tarafından amaç olarak belirtiliyor.

Aslından bu sloganın kullanılmasıyla beraber Kürt Halkını yok etmeye yönelik bir siyaset uygulanmaya başlanmış oluyor.Madalyonun diğer yüzünde ise Kürtlerle birlikte Türk solunun da bu oluşturulan yöntemle yok edilmek istenmesi yer almaktadır.

Açıkça görülüyor ki apo Kürt özgürlük mücadelesi adı altında Kürt Halkının kazanımlarını yok ediyor ve aynı şekilde bilimsel sosyalizm adı altında da Türk Solunun yok olması için elinden gelenleri yaparak tabiri caizse bir taşla iki kuş vurarak Türkiye siyasetinde hem Kürtleri hem de sol düşünceyi ortadan kaldırmaya hizmet ediyor.

Son 50 yıllık süreçte genel itibariyle Türkiye siyasetine egemen olan güçlerin sağ ağırlıklı olması bu çirkin planın bir ürünüdür.

Aponun bu mücadele için tek başına yeterli olamayacağını ve bununla beraber devletin hedeflerine ulaşamayacağını gören devlet(derin devlet), bir askeri darbe ile ortamı uygun hale getirmesi gerektiğine karar veriyor ve bu karar sonucunda 12 Eylül askeri darbesi kaçınılmaz oluyor.

Bu darbenin olmasının en önemli nedenlerinden biriside aponun oyundaki rolünü iyi oynayabilmesini sağlamak ve onu daha aktif hale getirebilmekti ve nitekim de öyle oldu.Darbeyle birlikte aydınların cezalandırılması, masum insanların öldürülmesi, Pkk ve apo dışındaki tüm siyasi oluşumlarının ortadan kaldırılması darbe sonucu karşımıza çıkıyor.

Değerli halkımızın üzerinde kafa yorması gereken en önemli hususlardan birisi ,teorik ve pratik olarak faşist Türkiye Cumhuriyeti için en çok tehlikeli olan slogan BAĞIMSIZ BİRLEŞİK KÜRDİSTAN hedefi iken ,görülüyor ki hedef olarak apo ve pkk seçilmesi gerekirken bunun yerine yasal bir gelişim isteyen ve siyaset eksenli(silahsız) mücadele eden kesimler hedef alınıyor ve adeta bu yönelime sahip olan Kürt aydınları ve mücadeleci kesimi bir katliamdan geçiriliyor.

Bağımsız Birleşik Kürdistan sloganını içselleştiren ve bu sloganın etrafında toplanan(inan kesim ) kesimden kimsenin hayatta kalmaması da bunun bir tesadüf olmadığını göstermektedir.Apo ve Ankara grubunun tüm tehlikelere rağmen hiçbir olaydan zarar görmeden her seferinde belli bir şekilde olaylardan sıyrılmış olmaları uygulanan planın bir parçasıdır.

Bu kirli oyunun ortaya çıkmaması ve inandırıcılık kazanması için tamda Türkiye bunlar yaşanırken Lübnan'a gidiş gerçekleştirilmiştir.Bu gidiş Türkiye'deki şartlardan kaynaklanmamış gidişin asıl amacı apo ve Ankara grubunu çok büyük bir tehlikedeymiş gibi gösterip Lübnan'a gidişi halkın gözünde mantıklı hale getirmekti.Bu gidişin her defasında apo ve Ankara grubu tarafından çok büyük bir başarıymış gibi gösterilmesi de dikkate değer bir durumdur.

Devlet karşısında mücadele eden ,halkı için savaşan,insanlık dışı her türlü muameleye tabi tutulan ve hiçbir kaygıya kapılmadan bu işi siyasi zeminde yürüten hapishanlerde kalan değerli kadroların gerçekleştirdiği bu çok önemli hizmetlerin apo ve Ankara grubu tarafından bir acizlik olarak görülmesi ve onların aşağılanması apo-derin devlet ve Ergenekon üçgeniyle ancak açıklanabilir.

Hiç bir mantık ve felsefe kendisi için mücadele eden ve bedel ödeyen kişi yada kişileri aşağılamaz ve onların yaptıklarını acizlik olarak görmez.Aponun devlet ilişkisinin en açık göstergeleri ,apo Lübnan'dayken mit elemanlarıyla görüşmesi,bunun yanı sıra faşistlikleriyle ön plana çıkan YALçIN KüçüK, DOĞU PERİNçEK gibi tamamıyla devlete hizmet eden kişilerle görüşmesidir.

Doğu Perinçek o zamanlar en büyük sosyalist, komunist ve Kürt dostu olarak görülüyor,hatta kendisini elinde yeşil-kırmızı-sarı gülerler CİZREDE seçim kampanyalarına katılırken görüyoruz.Aynı şekilde Yalçın Küçük te aponun akıl hocalığını yapıyor ve her fırsatta yan yana geliyorlardı.Peki bugüne gelelim ne değişti de Kürt Halkının dostu ,sosyalist, komunist Doğu Perinçek birden Kürt Düşmanı haline geldi ve Türkiye'deki en büyük Atatürkçü olmaya başladı.Bu değişimin aynısı Yalçın Küçük içinde geçerlidir.

Aslında işin özünde onlarda bir değişiklik olmamış görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmiş ve bundan sonraki görevlerini de bu şekilde devam etmeleri gerekli görülmüştür.Bu yaşananlar bizim savunduğumuz görüşlerin gerçekliğini göstermektedir.Ayrıca görevleri istihbarat alıp vermek olan , kendi devletlerine karşı oluşabilecek her türlü tehlikeyi yok etmekle görevli olan elçilerle aynı bölgede bulunması , hatta aynı binada oturması ve Suriye devletinin bunu bilip de ses çıkarmaması açıkça gösteriyor ki Apo denen şahsiyetin sadece Kürdistan'ın kuzeyi için bir tehdit değil aynı zamanda geriye kalan diğer 3 parçası içinde tehdit oluşturan bir kişilik olduğunu ortaya koyuyor.

Asıl Kürt düşmanları Arap , Fars ve Türkler iken Araplarla birleşip İsrail'e karşı mücadele etmesi de bu mücadelenin yanlışlığını göstermektedir.İlk başlarda İsrail'e karşı yapılan bu mücadeleler Kürt siyasetini ve silahlı mücadelesini dünyada desteksizleştirmek(yalnızlaştırmak) amacıyla bilinçli olarak yapılmış ve büyük bir ölçüde bu sağlanmıştır.Aponun bugün bile yaptığı açıklamalar özellikle Iraktaki Kürt yapılanmasını hedef almakta ve Iraktaki Kürt grupların İsrail ile ortak çalıştığını defalarca dile getirmektedir.

Iraktaki Kürt Grupların İsraille ilişkileri olup olmamasının Apoyu bu kadar rahatsız etmesi anlaşılır bir durum değildir.Devlet olma yönünde adım atan kuzey ırak federe hükümeti doğal olarak kendi halkının çıkarına göre diğer halklarla irtibat halinde olacaktır ve eğer İsraille ilişkileri halkımız açısından faydalı ise bunu yapmasından zarar değil fayda sağlanacaktır.

Aponun dikkate alınması gereken diğer bir özelliği de pkk içinde kurmuş olduğu sistemdir.Temel felsefesinin sosyalizm ve kolektivizm olduğunu her fırsatta dile getiren Aponun parti içerisindeki muhalif seslere tahammül edememesi aponun kurmuş olduğu sistemin ne kadar bireysel ve tekelci temeller üzerinde kurulduğunu açıkça göstermektedir.

Bunun en bariz örneği Pkk nin ilk toplantılarında ortaya çıktığını görüyoruz.Şahin Dönmez , yapılacak başkanlık seçiminde kendisini aday olarak gösteriyor, ki bu Şahin Dönmez yada diğer tüm bireylerin en doğal hakkıdır.Şahin Dönmezin bu davranışı aponun Şahin Dönmeze yönelik farklı uygulamalarda bulunmasına sebep olur.

Apo diğer çoğu katliamlarda yaptığı gibi Şahin Dönmezi de ortadan kaldırabilmek için her zamanki planını devreye sokuyor ve ilk olarak Şahin Dönmezi ajan ve işbirlikçi olarak gösteriyor ve bu gerçek dışı suçlamalardan sonra Şahin Dönmez aponun kurduğu sistem tarafından infaz ediliyor.

Pkk nin kuruluş sürecinde ve daha sonraki bunu izleyen tarihte pkk içerisinde aponun emriyle gerçekleştirilen katliamlar sürekli olarak devam etmiştir.Bu katliamlarda bir azalma olmamış ve her geçen gün Kürt Halkının umudu olan insanlar katledilmiştir.Bu katliamların son örnekleri de Pkk den ve aponun mantığından uzak durmak isteyen değerli Kürt siyasetçi ve eski Pkk lilerin öldürülmesi olmuştur.Bunların başında Hikmet Fidan,Kani Yılmaz,Sipan,Kemale Sor gelmektedir.Bu insanlar yaşamlarının tümünü Kürt Ulusal özgürlük Mücadelesine adayan değerli insanlar olduğu halde sırf aponun düşüncesini ve pkk nin şuan ki mantığını kabul etmedikleri ve eleştirdikleri için hayatlarından olmuştur..Aponun kurduğu bu sistem incelendiğinde ,dünyada hiçbir devlette ,hiçbir örgütte olmayan ,tamamıyla aponun kendini gizlemeye yönelik bir sistem olduğu görülmektedir.Bu sistemde demokrasi adına hiçbir belirti olmadığı gibi kendisi dışında gibi ikinci ve üçüncü bir karar mekanizmasının oluşmasını da engellemiştir Bu engellemeler de aponun devletle ilişkisinin açığa çıkmasını önlemek ve gerçeği örtbas etmek için alınmıştır.

Bu ihanet zinciri şuanda da devam etmekte apo ve ekibi Pkk den ayrılan ve Kürdistan topraklarında yaşayabilme fırsatı bulan bireylere yönelik her türlü baskıyı yapmakta ve özellikle bu sistemin bir parçası olan kardeşi Osman öcalan aracılığıyla bu kesimi kontrol etmeye çalışmakta ve bilinçli olarak bireysel yada gruplar halinde pkk den kopanları çeşitli yollardan Türkiye'ye göndermeye çalışmaktadırlar.

Türk medya kanallarının da Osman öcalanla sürekli iletişim halinde olması Osman öcalan'ın da ağabeyi gibi sistemin bir parçası olduğunun açık bir göstergesidir..Aponun kişiliği ve kurmuş olduğu sistemle ilgili bazı değerli aydın ve yazarlarımız şu görüşü belirtiyor.

Apo öncesinde devlet ajanıydı ve devlet kontrolündeydi fakat Lübnan'a gittikten sonra devlet kontrolünden çıktı ve devlette apoyu tasfiye etmek için Suriye'ye baskıda bulunup aponun bu ülkeyi terk etmesine sebep oldu.Biz bu değerli yazar ve aydınlarımızın görüşlerine katılmadığımız belirtmek istiyoruz.Bu görüşlere katılmamamızın sebebi ise şundan kaynaklanmaktadır.

Türkiye Suriye'ye daha öncede müdahale edebilirdi.Ancak oraya görevli giden aponun Türkiye'nin müdahalesine kadar Suriye'de bulunması gerekiyordu.çünkü hedef Kürdistan'ın dört parçasını etkisizleştirmekti.Fakat değişen Kürt siyaseti ve dünya siyasetinde meydana gelen değişikliklerle(olumlu-olumsuz) beraber Kürt siyaseti de yeni bir şekil kazanmış oldu.Burada dikkat edilmesi gereken konu aponun planlı bir şekilde gidişi ve planlı bir şekilde Türkiyeye dönüşüdür.Diğer önemli bir hususta uluslar arası komplonun apoya yönelik değil Kürt Halkına yönelik gerçekleştirildiğidir.

Tüm bu anlattıklarımızdan yola çıkarak değerli halkımızın şunu açık ve net bir şekilde bilmesi gerekir.Bizim Baliç Ailesi olarak Şahin Baliç haklı olduğu halde sadece onu savunmak ve sadece bu çerçevede olaya yaklaşmadığımızı belirtmek istiyoruz.Bu yazılan yazıların ve yapılan açıklamaların amacı bireysel yada ailesel bir boyut taşımamaktadır.Bu yazıların asıl amacı değerli halkımız için mücadele etmiş , bu uğurda maddi, manevi bedeller ödemiş değerli insanların görmezden gelinmemesi gerektiğine düşünüyor ve yıllardır Kürtler üzerinden oynanan kirli oyunların açığa çıkması için halkımızın bazı gerçekleri öğrenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Açığa kavuşması gereken en önemli hususlardan bir tanesi de aponun bugüne kadar meydana gelmiş tüm ölüm ve öldürmelerin sorumlularının başta Şahin Baliç olmak üzere bir çok değerli şahsiyete yüklenmeye çalışılmasıdır.O zaman akla ilk gelen soru şu oluyor.Hani nerde o heybetli ve kendini Kürt Ulusunun Halk önderi olarak gösteren apo nerde,bu ölümler ve öldürmeler gerçekleşirken kendisi ortalıkta değimliydi ,yoksa meşgul olması gereken(devlete hizmet etmek gibi) daha önemli görevlerimi vardı.

İlk olarak aponun söylediklerini akıl süzgecinden geçirmek lazım,sen ki bu kadar heybetli ve güç sahibi bir komutan ve bir önder olacaksın ama senin partin içindeki uygulamalardan haberin olmayacak.Gerçekleştirilen eylemlerin hepsi aponun bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiş ve her ne kadar kendisini işin dışında tutmaya çalışsa da birinci dereceden sorumlu olan kendisidir.

Aponun, ben Şahin Baliç dışında kimseyi öldürmedim yönündeki açıklaması da halk nezdinde kendini temize çıkarmak için başvurduğu sinsice bir oyundur.

Bu sinsi oyunla ve yaklaşımla Apo kendini ve kendisiyle bağlantılı olan derin devleti ve ergenekonu gizlemeye çalışsa da ne yazık ki yalancının mumunun yatsıya kadar yanması misali onun yalanları da zaman ilerledikçe ortaya çıkacaktır.

Biz Baliç Ailesi olarak bugüne kadar aponun ve onun sisteminin siyasetine alet olmadığımız gibi bu günden sonrada bu tür oyunlara alet olmayacağız ve Kürt Halkının menfaatlerini her şeyimizden üstün tutarak ve tüm tehlikeleri göze alarak bu yolda yürümeye devam edeceğiz.Aponun Baliç Ailesi ve Baliç Ailesi gibi tüm yaşamını Kürt mücadelesine adamış diğer değerli ailere yönelik suçlamalarının ana sebebi Aponun kendi gerçekliğini gizlemek ve bu yolda ömrünü uzatmak istemesinden kaynaklanmaktadır.Apo da çok iyi biliyordur ki biz ve bizim gibi aileler Aponun tüm gerçekliğinin farkında olduğumuzu ve ona karşı mücadele etmeyide bir görev olarak gördüğümüzü bilmektedir.Bunun yanı sıra meydana gelen bu bütün olayların sorumlularının Şahin Baliç ve arkadaşları olduğunu iddia ettiği gibi bizde bunun gerçek dışı olduğunu savunuyoruz.Bu söylediklerimizin sonuna kadar arkasında durmaktayız ve her türlü insanı ve yasal zeminde bunu tartışmaya ve ispatlamaya hazırız.özellikle son süreçte aponun avukatlarının apoyu temize çıkarmak ve suçsuz ilan etmek için girişmiş oldukları bir çalışma var.Bu çalışmayla işlenen tüm suçlar Şahin Baliç ve arkadaşlarının üzerine yüklenmeyi amaç edinmektedir.Bu çalışmalarının takipçisi olacağımızı belirtiyor ve gerekirse bu anlamda Şahin Baliç ve arkadaşlarının gerçekliğini her türlü siyasi ve hukuki zeminde savunmaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz.

Gündeme atılan yeni bir konuda Duran Kalkanın apo için bulunan MUCİZE KELİMESİ olmuştur.

Duran Kalkan Aponun halkımız için yaptığı tüm bu olumsuz çalışma ve açıklamalarına kişiliğine laf kondurmamaya özen göstermiş ve içinde yer aldığı sisteme hizmet ederek aponun leyhine açıklamalarda bulunup, aponun ortaya koyduğu mücadele ve düşünce sonucunda yeni bir düşünce akımın oluştuğunu ve bu akımın ise sosyalizmin bir üst aşaması olan APOİZM olarak adlandırmaktadır.önemli olan husus şudur ki hem bunu yapanlar ve bu tür açıklamalara göz yumanlar bunun böyle olmadığını açıkça bilmektedirler.Fakat çıkarları ve görevleri doğrultusunda bunları yapmaktan ve söylemekten geri kalmıyorlar.Olaya dışarıdan eleştirel gözle bakıldığında APOİZM diye bir düşünce akımın olamayacağı olsa olsa bir ihanet felsefesinin olabileceği görülmektedir.Sözlükleri ve ansiklopedileri karıştırdığımızda İZM ekinin kendisine bağlandığı kelimeyi bir düşünce akımı haline getirdiği görülmektedir.Bir düşüncenin ise akım haline gelebilmesi içinde bazı genel özelliklere sahip olması gerekmektedir.Bu özelliklerin başlıca;

  1. Kendi içinde tutarlılık göstermesi
  2. Zamana ve mekana göre değişmemesi

Apoyu, onun düşüncesini yada duran kalkanın deyimiyle apoizmi incelediğimizde bu iki ana özellikten herhangi bir eser olmadığı açıkça görülmektedir.Aponun düşüncesi hiçbir zaman kendi içerisinde tutarlılık göstermemiştir.Apo ilk önce ankarada bu işe başlarken milliyetçi düşüncelere daha sonra sağcı düşüncelere ve en sonunda solcu, kürt yurtseverliği düşüncesine sahip olduğunu açıklamıştır.Bu değişkenlik ve daldan dala atlama kendi içerisinde ne kadar çelişki olduğunu göstermektedir.

Diğer önemli hususta aponun düşüncesinin sürekli zaman ve mekan kavramına göre şekil değiştirmesi olmuştur. Birilerini gladyo olarak nitelendiren aponun ise bir bukalemun gibi her durumda renk değiştirdiğini görmekteyiz. İlk olarak bu mücadeleye bağımsız birleşik kürdistan solganıyla başlayıp bayrağında çekiç orak olan pkk daha sonra aşama aşama bunu değiştirmiştir.sırasıyla demokratik cumhuriyet. Konfederalizm ve en son daha tam olarak halka açıklanmayan büyük Türk İmparatorluğu düşüncelerini benimsemiş bulunmaktadır.Lübnan'dayken Türkiye Cumhuriyeti'ni cumhuriyet olarak değerlendirmeyen apo Türkiye Cumhuriyeti'ni sürekli TC olarak isimlendirmiş fakat yakalanmasıyla beraber devletine hizmet etme vaadinde bulunmuş ve günümüzde Türkiye topraklarında yaşayan en büyük Kemalist olmayı başarmıştır.

 

Son dönemde ortaya çıkan diğer dikkate değer hususlardan bir tanesi de Aponun hapishane şartlarını bahane ederek ortamı germesi ve özellikle Kuzey Iraktaki Kürt Oluşumunu çıkarlarını baltalamaya çalışmasıdır.Doğal olarak bir bireyin mücadele etmeye başlarken oluşabilecek olumsuz şartları da göz önünde bulundurması lazım(ki apo gibi ileriyi gören birisinin de bunu bilmesi lazım)hapishane eğlence yeri değil ve onca değerli kadrolar o hapishanelerde şu anda onun kaldığı ortamdan çok kötü şartlarda kaldılar ama mücadele etmekten çekinmediler.Peki apo bu kadar aciz mi mücadele etme gücü yok mu.Madem bu kadar kötü şartlarda kalıyor,dışarıya bu kadar bilgi nasıl aktarılıyor.Avukatlarıyla her görüşmesinde her nasıl oluyorsa sayfalarca açıklamalarda bulunuyor ve daha sonra bunlar bir şekilde dışarı aktarılıyor.Bu açıklamalar ve belirttiği görüşler sonucunda Türkiye bir anda çalkalanıyor ve olmadık olaylar ortaya çıkıyor.Bu yaşanan olaylardan Türkiye'de yaşayan tüm halklar rahatsızlık duyuyor ve bundan zarar görüyor.Bu oluşan olumsuz olayları bahane eden devlette kuzey ıraktaki Kürt Gruplara yönelme fırsatı elde ediyor.Bu kadar kontrol altında tutulan bir insanın bunu yapması ve İmralı dayken pkkyi yönetmesi nasıl engellenemiyor.Bunun tek bir açıklaması var, apo bu şekilde davranarak devlete hizmetini devam ettirdiği için devlet buna göz yumuyor ve hatta bazı noktalarda devletin istemlerini dile getiriyor.Devlet için önemli olan unsur Kürt Halkının kontrol altında tutulmasıdır.Bunu da günümüz şartlarında en iyi şekilde apo aracılığıyla yapabilmektedir.

Yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi değerli halkımızın uyanma ve kendisine oynanan kirli oyunu görme ve buna karşı mücadele etme vakti gelmiştir.Umut ediyoruz ki bu ve benzeri yazılar bu uyanışa katkıda bulunacak ve halkımızın değerli çabalarıyla aydınlığa doğru bir adım daha yaklaşmış olacağız..

Not : bu yazıdaki devlet Türkiye'deki derin devleti , Ankara Grubu da bu ihanetin içinde bilinçli olarak yer alan bireyleri kapsamaktadır.

BALİÇ AİLESİ ADINA

OSMAN BALİÇ (ŞOREŞ)

Selam ve Saygılarımla.

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.