Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

İngiliz gazeteci Beale, 'Onbinlerce Suriyeli Kürt, zorunlu askere alma politikası ve Kürt siyasi muhaliflerine yönelik baskısı nedeniyle YPG kontrolündeki bölgelerden kaçarak Avrupa’ya sığındı...
(PKK'yı, MİT'e kurduran CIA'dır... d.d.com)
 
 
İngiliz gazeteci Beale: Afrin'i unutun!
 
İngiltere'nin en köklü dergilerinden Spectator'da Afrin'e dair bir makale yayımlandı. Gazeteci Alice Beale, Türkiye'nin sınır geçişlerini engelleyerek yabancı basının Rojava'da sahadan bildirmesini engellediğini savundu; hükümetin kendi istediği bölgelere toplu ziyaretler düzenlediğini belirtip;
 
 "Peki ya, şu an Türkiye'nin bombardımanına maruz kalan Kürt sınır cebi? Unutun onu" dedi.
 
İngiltere’de muhafazakâr kesimin en köklü dergilerinden biri sayılan The Spectator, Türkiye’nin Afrin harekâtını ele alan bir makale yayımladı. 190 yıllık dergide yayımlanan Alice Beale imzalı makalede;
 
‘Türkiye Suriye’deki savaş haberleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor’ başlığı kullanıldı; hükümetin yerli ve yabancı gazetecilerin Suriye’ye dair haberlerini şekillendirdiği savunuldu. 
 
Makale özetle şöyle:
 
‘DUVARDAN ÖNCE, DUVARDAN SONRA’
 
“Suriye’yi haberleştirme biçimimizde değişen bir şey yok. Türkiye 2015 yılında savaş bölgesiyle olan yaklaşık 900 kilometrelik sınırına bit duvar inşa etmeye başladı. Haklı gerekçeleri vardı: 
 
Türkiye, Suriye’ye on binlerce yabancının IŞİD’e katılmak üzere geçtiği cihatçı otobanını kesmek istiyordu. Aynı zamanda onların ters yönde hareket etmesini de engellemek istiyordu.
 
Duvar şimdi neredeyse bitmek üzere. Üç metre yüksekliğinde, güçlendirilmiş betondan yapıldı ve üzerinde dikenli tel var; güvenlik kameraları ve otomatik silahlarla da donatılmış halde. 
 
Duvarın etrafındaki bölgede ağır bir asker varlığı bulunuyor ve bazı yerler düzenli olarak, özellikle de Afrin’deki gibi operasyonların yapıldığı sırada, girişi yasak olan askeri bölgeler ilan ediliyor.
 
Duvar inşa edilmeden önce, gazeteciler sınırı neredeyse tamamen özgür biçimde geçerek isyancıların elindeki bölgelere gidebiliyordu. 
 
Üç yıl boyunca isyancıların savaşı, aşırılıkçılığın yükselişi ve en önemlisi de, savaşın sivillere verdiği ağır zarar konusunda sahadan haber yapabiliyorduk. Bunu yapan bütün muhabirlerin hepsinin ödediği bedel, Şam’da kara listeye girmekti.
 
Bu, cephe hattının diğer tarafını hiçbir zaman haber yapamayacağımız anlamına geliyordu. Fakat büyük haber kuruluşları, bir muhabirini isyancılara, birini de rejime iliştirerek bu durumla mücadele edebiliyordu.
 
‘AFRİN’İ UNUTUN, CERABLUS’A TOPLU ZİYARET ORGANİZE EDİLİYOR…’
 
Fakat şimdi, Türkiye sınırından herhangi bir geçiş için Ankara’dan izin almak gerekiyor ve bu izin genellikle, bir hükümet refakatçısının sizinle gelmesi koşuluyla veriliyor. 
 
Suriye’nin kuzeyinden özgürce haber yapılan günler son buldu. Türkiye hükümeti kendisinin yönettiği sığınmacı kamplarına veya Türk ordusu ile isyancı müttefiklerinin IŞİD’den temizlediği Cerablus’a getirilen yeni düzene toplu ziyaretler düzenliyor. 
 
Peki ya, şu an Türkiye’nin bombardımanına maruz kalan Kürt sınır cebi? Unutun onu.
 
GAZETECİLERE TALİMAT İDDİASI
 
Dahası, Türkiye’deki hem yerel hem yabancı gazetecilere Ankara’dan, Afrin operasyonunu nasıl haberleştirecekleri konusunda katı talimatlar verildi. Afrin’i yöneten Kürt milis gücü YPG veya onun siyasi kanadı PYD ile ‘işbirliği yapmamamız’ konusunda uyarıldık; 
 
eğer bunu yaparsak ‘terör propagandası’ndan hakkımızda dava açılması riskiyle karşı karşıya olduğumuz söylendi. Bize, savaşın sivillere değil, Kürt teröristlere karşı verildiği hatırlatıldı; Türkiye’nin bombalarının altında sadece militanların öldüğü temin edildi.
 
Kurallar Türk gazeteciler için daha da katı. Onlara, sivil ölümlerine dair haberlerin ‘bilgi kirliliği’ olduğu ve uluslararası medyanın terörist grupları kaynak olarak aldığı söylendi. 
 
Yabancı basından birebir alıntı yapmamaları talimatı verildi. Kürt tarafının ‘moralini yükselten’ haberler yasaklandı. Türk medyasının büyük çoğunluğu, siddetli biçimde hükümet tarafında olanların uzağındaki kurumlar bile, aşırı milliyetçi ve sorgulamayan bir metne bağlı kalıyor. 
 
Türkiye’nin dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olmasına şaşırmamak gerek.
 
21 Ocak’ta başladığından beri operasyona sosyal medyada muhalefet ettikleri gerekçesiyle 300’den fazla insan tutuklandı.
 
‘YPG DE MANİPÜLASYON YAPTI’
 
YPG ve onun destekçileri de kendi haber manipülasyonlarından geri kalmıyor. Halep, Yemen ve Libya’daki eski savaş ve bombardımanlardan sayısız fotoğraf, Afrin’de çekildikleri iddiasıyla internette dolaşıma sokuldu. 
 
Avrupa’da savaş karşıtı söylem, YPG’nin çıkış noktası olan silahlı terör örgütü PKK tarafından ele geçirildi. PKK’nin Türkiye’nin doğusundaki ayrılıkçı gerilla savaşı 30 yıldan uzun süredir 40 binden fazla kişinin ölümüne yol açtı ve PKK, mücadelesi adına Türklerin yanı sıra Kürtleri hedef almaktan çekinmiyor. 
 
Onbinlerce Suriyeli Kürt, zorunlu askere alma politikası ve Kürt siyasi muhaliflerine yönelik baskısı nedeniyle YPG kontrolündeki bölgelerden Avrupa’ya sığındı.
 
‘SİVİLLER EN ZOR DURUMDA’
 
Tüm bu manipülasyonun perde arkasında, asıl zorluğu göğüsleyenler, bir kez daha, Suriyeli siviller oluyor. Bağımsız bir savaş izleme örgütüne göre, Afrin’de şu ana 18’i çocuk 61 sivil hayatını kaybetti. Türk basınında bu konuya dair pek az haber bulabilirsiniz. 
 
Türk Tabipler Birliği’nin bu hafta keşfettiği gibi, Türkiye’de bugün savaş karşıtı olan genel bir açıklama yayımlamak bile hakkınızda dava açılmasına sebep olabiliyor.
 
Bir gazeteci bu durumu, belirsiz bir dille yazılmış 11 paragraflık bir yazı kaleme alarak ti’ye aldı. “Savaş karşıtlarının düşüncelerini neredeyse ancak şöyle “ifade” edebildiklerini geleceğe not düşmek gerekiyor” diyordu: “Lsyıkou ykolmus cmomnuyy!”
 
(Afrin)
 
Fakat Türk gazeteciler savaşın bir alanını haberleştirmeye teşvik ediliyor. Hükümetin talimatlarında, izleyicilere operasyonun Türkiye’de tasarlanan ve yapılan silah sistemleriyle yürütüldüğünün hatırlatılması isteniyor. 
Onlar da bunu yapıyor.
 
Devlet haber ajansı Anadolu’nun cuma günü servis ettiği bir haber, TSK’nin yerli silahlar kullandığına dair ifadelerle başlıyordu.
 
Erdoğan, Türkiye’yi modern cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü yılında kendine yeter hale getirme hedefini ilan etmişti. İki katmanlı bir amacı var: Öncelikle, bu tür hedefler, şu an parlamentoda yasa geçirmek için ihtiyaç duyduğu milliyetçi blok nezdinde olumlu karşılık buluyor.
 
İkincisi, Türkiye’nin, şu an üyelerinden silah aldığı ve dolayısıyla savunma politikasında nüfuz sahibi olduğu NATO’ya bağlılığını azaltmak istiyor. Uzmanlar, bunun önümüzdeki beş yıl içinde tam anlamıyla yapılmasının mümkün olmadığını söylüyor. Fakat şu ana dek iyi gidiyor.”
 
THERESA MAY’E ELEŞTİRİ
 
Alice Beale, makalesinin son paragraflarında, İngiltere Başbakanı Theresa May’e de eleştiriler yöneltti. Türkiye ile İngiltere’nin yeni silah anlaşmaları yaptığını hatırlatan Beale, May’in o dönemde ‘Erdoğan’ın insan hakları sicilinin kötüleşmesini dikkate almadığını’ savunarak;
 
“Dolayısıyla 11 ay sonra, İngiltere Başbakanı’nın Türk bombalarının altında çocukların öldüğünü kabullenmeye isteksiz olması şaşırtıcı değil” ifadelerini kullandı. 
 
31 ocak 2018-gazete duvar-(Dış Haberler)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.