Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

-'Cellat ile kurbanı aynı anda ananlara inat, onurun yanındayız. Dün olduğu gibi bugün de...' -'Seyîd Rıza ipi boynuna geçirip Buğday Meydanına baktı. O an halkı etrafında değildi. O, meydanda yankılanan sesinin tarihe ve bize ulaşacağını biliyordu.. Yüz değil, bin yıl da geçse sesi kulağımızda olacak. Karanlık bir gecede yön gösteren kutup yıldızı gibi hep parlayacak ! -Mikail Aslan-
Halim Kar; Tahrifatlar ve Gerçekler:

 

 

Öncelikle; 'Mikail' kendine yakışan tavrı koymuş, 'Hüseyin Aygün' gibi, TC'nin Dersim'deki 'Truva Atlarının' yüzlerini sergilemiş, sağolsun.
 
1) Şuradan başlıyorum; Buğda meydanın boş olduğunu söyleyen İhsan Sabri Çağlayangil faşistidir ve bu açıklamaları YALAN'dır! 
 
Meydan, Baytar Nuri'in de söylediği gibi Tıka basa doluydu! Ve o meydanda Babam'da -babam zaten 'Elaziz'de ikamet etmekteydi- vardı.. 
 
Zaten Çağlayangil faşisti, 'Seyid Rıza' için 'Altıbin Beyaz Donlu Dersimli'nin Elaziz'e geldiğini söyler ve bu yazdığı yalanı yine kendi ağıyla deşifre etmesi, yalanlaması demek değilmidir?  
 
(zaten İdam'ın meydanda yapılmasının amacı  herkese izletmektir,  korku vermek  amaçlıdır, böyle olmazsa neden Buğda Meydanına kadar getirip orada assınlar ki? Hapishane içinde yaparlar bunu)
 
dahası; Çağlayangil faşisti, 'Seyid Rıza'nın isteği üzerine Önce Seyid Rıza asıldı sonra oğlu' der, bunun da bir 'YALAN' olduğunu dünya alem biliyor artık..
 
Önce Oğlu Hüseyinin Seyid Rıza'nın gözleri önünde asıldığını biliyoruz ve bilgileri Meydan da toplanmış olanlardan, Dersimli atalarımızdan öğreniyoruz...
 
2)Seyid Rıza, darağacında; 'ayıptır günahtır, evladı kerbelayız...' zırvası gibi sözler etmedi, bunlar Çağlayangil faşistinin kendi yumurtlamasıdır, sahtekarlıklarıdır, çünkü bu sözlerde 'yalvarma, özür dileme' vardır (yani, 

 
Seyid  Rıza'nın Dik duruşunu alçatma amaçlıdır bu sözler), halbuki aynı Çağlayangil faşisti Seyid Rıza'nın sözlerini bitirdikten sonra sandelyeye tekmeyi kendisin vurduğunu belirterek, aslında Seyid Rıza'nın böyle bir şey demediğini yine kendisi  yalanlamış oluyor..
 
Şöye bir düşünelim; Kemalistlerden beklentisi olan veya 'yalvaran' biri, neden sözlerini bitirir bitirmez ayağının altındaki sandalyeye tekme vurup kendi kendini idam etsinki..?
 
Dahası; Seyid Rıza'nın, gerek Mustafa Kemal faşisti ile görüştürüldüğünde, gereksede kukla Mahkemede yaptığı konuşmaları ve tavırları ortadadır... 
 
İşin aslı; Seyid Rıza, darağacında '..dünyada yüzünde sözüne güvenilmeyecek tek Hükümet, kahpe ve namussuz Türk hükmetidir!' der ve ayaklarının altındaki sandalyeye tekmeyi vurur!
 
İşte Çağlayangil faşistinin gizlemek istediği budur.
 
Babam da, Buğda Meydanındadır o an ve bu sözlerin bizzat tanığıdır, 'Nuri Dersimi'nin yazdıkları tepeden- tırnağa doğrudur yani..
 
Çağlayangil faşisti akla-karayı, sapla-samanı birbirine karıştırarak Seydi Rıza'nın TC için söylediklerini 'gizlemiş' ve O'nu Kemalistlerden 'özür dileyen' bir zavallı gibi yansıtmıştır..
Eğer  biz kendi tarihimizi öğrenemek ve Şehitlerimiz anmak istiyorsak, Kendi atalarımızın yazdıklarını ve söylediklerini kendimize temel-referans- olarak almalıyız, bizi Katleden Köpeklerin yazdıklarıyla değil.
 
'Çağlayangil' köpeğinin sözleriye, yazdıkları ile 'atalarımızı' anamayız biz! 
 
Yani, asıl ayıp ve günah olan, kendi tarihimizi, sömürgecilerin  dili, anlatıkları  ile, dezenformasyonlarıyla  değerlendirmektir, ele almaktır.. 
 
Bitirelim: 
 
-Lumumba'nın dediği gibi 'biz kendi tarihimizi Sömürgeci faşistlerden değil, kendi insanlarımızdan öğrenmeliyiz...Baytar Nuri yeniden okunmaldır.
 
Yine bozmuşlar ama, daha detaylı bilgi için, şu makaleme bakılabilir; 
 
16 Kasım 2020-Halim Kar
 
Şimdi aşağıya, soykırımcı Mustafa Kemal köpeği (Dersimliler öldürdü bu köpeği, 'Koçanan-Koçız- 'Huse Kop'un aşireti ,savaşçıları) görüşmesin iç yüzünü, 'belegelerini' TC basınından alıyoruz. 'Dersimliler bu 'begeleri' yıllar önce yayınlamıştı ama bilgisayarlarımız saldırıya uğradığı için bunları bulamadık)
..........................
 

Belgeler/ Mustafa Kemal Atatürk ve Seyid Rıza görüşmesi Belgelendi

 

Dersim isyanıyla ilgili bugüne kadar hiç bilinmeyen bir sır açığa çıkıyor. MAH’a sunulan bir istihbarat raporu, Atatürk’ün idamdan hemen önce Seyid Rıza ile gizlice bir araya geldiğini belgeliyor.

Seyit Rıza görüşmede, “Af dilersen idam edilmeyeceksin” diyen Atatürk’e, “Af dileyecek bir şey yapmadım” karşılığını veriyor.

Giriş Tarihi: 20.4.2015  04:07Son Güncelleme: 20.4.2015  13:14ABONE OL 

Mustafa Kemal Atatürk ve Seyit Rıza görüşmesi belgelendi

Dersim Harekatı sırasında eski adı 'MAH' olan Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bir mensubunca merkeze geçilen rapor, 15 Kasım gecesi Atatürk'ün 'şakilerin lideri' Seyid Rıza ile idam öncesi görüştüğünü belgeliyor.

DERSİM KATLİAMI FOTOĞRAFLARI- TIKLAYIN
İşte Atatürk ile Seyid Rıza görüşmesi


"MAH Başkanlığına
-Hususi-

Ankara'dan alınan şifreli talimatname ile İhsan Sabri beyle görüşülüp ve İhsan beyin vereceği emir ve talimatnamelere harfiyen riayet edilmesi gerektiği, bunlarla ilgili raporunda süratle Başvekalet'e iletilmesi emredildi.


Bunun üzerine İhsan Sabri beyle görüşüldü. Bize hafta sonu Seyi
d Rıza ile alakalı mahkemenin toplanacağı ve karar verileceği ve idamların hafta sonuna yetiştirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yalnız en önemli nokta mahkeme kararını verdikten sonra Seyid Rıza ile Reisicumhurumuz'un biraraya getirileceğini, bunun çok çok gizli olması gerektiğini, bunun için lazım gelen tüm tedbirlerin büyük bir hassasiyetle yürütülmesi, ayrıca MAH bünyesinden Zazaca bilen en güvenilir görevlinin bu yolculuğa hazırlanması talimatını verdi.

7 SEHPA, 1 ÇİNGENE ÇOCUK

Biz de gerekli hazırlığı son süratle yapmaya başladık. Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer beyle görüşülüp, Şükrü beyin gerekli asayiş ve güvenliğin, gizliliğin azami dikkatle nasıl yapılması gerektiği konuşulup fikir teatisinde bulunarak hazırlıklarımızı süratle bitirdik.

Tam bir teyakkuz halinde yola çıktık.

Mahkeme birkaç görüşmeden sonra gerekli yasal mevzuatlar yerine getirilerek idam kararları imzalatıldı. İdamların yapılacağı Buğday Meydanı'nı aydınlatmak için traktörler ve araçlar ayrıca idam edilecek 7 kişi için idam sehpaları ve küçük bir çingene çocuk temin edildi.

Gün içerisinde bütün alınacak tedbirler, özellikle görüşmenin çok gizli kalması için her şey büyük bir dikkatle defalarca gözden geçirilerek bütün hazırlıklarımız tamamlandı.

ÇAĞLAYANGİL'İN JEEP'İ

Gece 12.20'de Seyit Rıza ve suç ortakları mahkemeye getirildi. Mahkeme verdiği kararı okumaya başladı ve 14 kişi beraatine ettirilirken Seyit Rıza dahil 7 kişi ölüme, diğerleri de çeşitli cezalarına çarptırıldı.

Mahkemede idam kelimesi geçmediği için ölüm kelimesi 'idam çino, idam tunne' sesleri salonda duyuldu.

Mahkeme takriben 1,5 saat sürdü. Aralarından Seyit Rıza alındı.

Emniyet Genel Müdürü ile İhsan Sabri beyin jeepine bindirildi. Peşlerindeki 4 araç ile birlikte jeep hareket etti. Elazığ Merkez Tren İstasyonu'na gelindiğinde herkes araçlarından inmeye başladı. Asayiş için alınan tedbirler eksiksiz alındığı için tren istasyonu kapatılmış, görevliler evlerine gönderilmişti.

İstasyonda MAH görevlileri dışında hiç kimse yoktu.

Gizliliğe azami şekilde uyularak yapıldığından bu durumu bilmeyenler için her şey olağan gözüküyordu.

BEYAZ TREN KÖR MAKASTA

Reisicumhurumuz'un beyaz treni kör makasta bekliyordu. 8-10 dakika bekledikten sonra trene Seyit Rıza ile birlikte girdik. Reisicumhur'un yanında Alpdoğan paşa, Kazım Orbay ve Reisicumhur'un yaveri vardı. Masada yemek yeniyor ve içki içiliyordu.

Reisicumhur, Seyit Rıza'ya kafasını kaldırarak, tepeden aşağı süzerek oturmasını söyledi. Seyit Rıza da oturmayı reddetti.

Reisicumhur, Seyit Rıza'ya mahkemenin idam kararı verdiğini, bunun bu gece infaz edileceğini hatırlattı ve eğer pişman olduğunu söyleyip af dilerse idamların olmayacağını affedeceğini söyledi.

Seyit Rıza da af dileyecek, pişman olacak bir şey yapmadığını, yaptıkları şeylerin kendi canlarını, mallarını, yerlerini, yurtlarını korumak için yaptıklarını söyledi. O ayları hep devlet görevlilerinden dinlediğini, kendisinin asıl gerçeklerini anlatmak istediğini söyledi.

'AMACIMIZ İSYAN DEĞİL'

Reisicumhur başıyla onaylayarak anlatmasını söyledi. Seyid Rıza sakin bir dille Dersim'in Osmanlı döneminde büyük zulüm gördüğünü birçok baskıya rağmen Dersim'i koruduklarını, Osmanlı'ya asker vermediklerini, Milli Mücadele'ye birçok asker gönderdiklerini, cumhuriyete güvendiklerini, bilhassa halifeliğin kaldırılmasından sonra güvenlerinin daha da arttığını, silahların toplanmasına yardım ettiğini, silahların çoğunun toplandığını, isyan etmek niyetleri olsaydı silahları teslim etmeyeceğini, gerçekten Dersim'in cumhuriyete isyan etmek istemediğini söyledi.

'BOMBALARLA PARÇALANDI'

Jandarmanın isyan ettirmek için halkı devamlı tahrik ettiğini, aşiretlerin arasında husumeti bilerek artırdığını, saldırmak için bahane icat ettiklerini söyledi. Birçok silahsız masum halkın tayyareden atılan bombalarla parçalandığını, kaçıp mağaralara sığınan kadın, çoluk çocuğun da topluca öldürüldüğünü söyledi.

Alpdoğan paşa konuşmaya girmek istedi. Reisicumhur el hareketiyle Alpdoğan paşayı susturdu. Seyit Rıza'ya devam etmesini rica etti.

SULH İÇİN YEMİN ETMİŞTİ

(Seyit Rıza teslim olmadan önce kendisine söz verildiğini anlatıyor) "Benimle erkanı harp dairesinden bir subay görüştü. Sizin beni Erzincan Valiliği'ne beklediğinizi sulh için görüşeceğinizi söyledi. İnandım, büyük yemin etmişti, inanarak, yanıma üç arkadaşımı alarak Erzincan Valiliği'ne gittim, bizi tutukladılar.

Sonra da Elazığ Hapishanesi'ne gönderdiler. Yine bana oyun oynamışlar, yine hile yapmışlardı. Sonra mahkeme başladı, büyük oğlumdan iki yaş küçük olan birinin şahitliğiyle yaşımı büyütüp oğlumun yaşını küçülttüler. (Burada MAH mensubu bir hata yapıyor. Rıza'nın yaşı küçültülmüş, oğlunun ise yaşı büyütülmüştü.) Bugün de sizin emirlerinizle idam kararı verdiler. Sözlere güvenerek kendi ayağımla gelmeme rağmen beni idam edeceksiniz. Sizlere daha nasıl güveneceğim" dedi.

TÜRKLÜK ŞUURU YENİDEN

Reisicumhur, bunları şimdi öğrendiğini tahkikat yaptıracağını söyleyerek, "Sana son olarak gel benden af dile, yaptıklarından pişman olduğunu söyle ki seni affedeyim. Eğer bunları yaparsan Dersim'e daha faydalı olursun. Bizimle işbirliği yaparsın. Cumhuriyet Dersim'e çok faideli işler yapacak, Dersimliler Horasan'dan gelmiş, Oğuz Türkleridir. Türklük şuurunu yeniden kazandıklarında, cumhuriyete çok faideli işler yapacaklar. Ben buna inanıyorum. Gel bu fırsatı kaçırma" dedi.

SON SÖZÜM: AF İSTEMİYORUM

Seyit Rıza, "Ben sulh için cumhuriyet için çok şey yaptım. Silah toplamaya yardımcı oldum. Silahlar toplandı. Şu adamlar teslim edilecek dendi, teslim ettim. Her istediklerinde 'bu son' dediler. Sonra daha fazla şeyler istemeye başladılar. İstekleri hiç bitmedi.

Ben bunu önceleri anlayamamıştım. Sonra çıkan Tunceli Kanunu'ndan iyice anladım. Emin oldum ki biz Dersimliler ne yaparsak yapalım bu sizi durdurmayacak.

Sizin de başından beri planınız Dersim'i toptan yok etmek, ortadan kaldırmaktı. Bunu çok geç de olsa anladım. Ben yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim, af da istemiyorum, bu benim son sözlerim, başka da bir şey demeyeceğim" dedi.

SİZE BOYUN EĞMEDİM

Reisicumhur, sinirlenerek ayağa kalktı, eliyle Seyit Rıza'yı göstererek 'götürün gereğini yapın' emrini verdi.

Seyit Rıza'nın koluna girip dışarı çıkarken birden durdu. Reisicumhur'a dönerek "Ben sizin hilelerinizi anlayamadım, onlarla başedemedim, bu yüzden görüşmek için geldim. Ölüme gidiyorum ama, ben de size boyun eğmedim bu da size dert olsun" dedi. Reisicumhur eliyle işaret ederek 'götürün' dedi. Onu alarak kompartımandan çıktık.

Araçlara geçtik. Trenden gelecek İhsan Sabri beyi bekledik. İhsan Sabri bey gelerek öndeki jeep'e geçti, hareket ettik. Bizler de peşlerinden giderek Buğday Meydanı'na geldik.

SANDALYESİNİ TEKMELEDİ

İdamlar bitmişti. Sıranın kendisine geldiğini bilen Seyit Rıza gitti. Oradaki Çingen çocuğu eliyle iterek uzaklaştırdı. Sandalyeye çıktı, çok gür bir sesle "Evlad-ı Kerbelayız, ayıptır, zulümdür, cinayettir" dedi. İpi boğazına geçirerek sandalyeyi tekmeledi.

Bu kadar yaşlı adamın cesareti herkesi hayrete düşürdü. Sonuç olarak idamların hepsi tamamlanmış oldu.

15 Kasım Pazartesi tüm gün asılı olarak halka teşhir edildi. 16 Kasım ise tüm cesetler Elazığ içinde dolaştırılarak halka teşhir edildi.

CESETLER GAZLA YAKILDI

İhsan Sabri bey saat 12.00'da valiliğe toplantıya çağırdı. 12'de valilikte Şefik bey, Elazığ Emniyet Müdürü İbrahim bey oradaydılar.

İhsan Sabri bey bizlere, "Seyit Rıza'nın alelacele vakti idam edilmesi efkarı umumiyede merak hasıl olacağı muhakkaktır.

Bizim devlet olarak Ankara'nın da talimatıyla herkese Seyit Rıza'nın Reisicumhur Elazığ'a gelmeden önce idam edilmesi mecburiydi.

Çünkü Reisicumhur'un, Seyit Rıza'yı affetmesi ihtimali mevcuttu. Ayrıca cesetlerin yakılarak gizli bir yere azami gizlilik kurallarına riayet edilerek gömülmesi sağlanacak, bu görevide MAH bünyesindeki arkadaşlar gerçekleştirecek" diyerek toplantının bittiğini söyledi.

Cesetler alınarak boş bir araziye gaz dökülerek yakıldı. Kalan kırıntılar da çuvallara konularak Elazığ Merkez Tren İstasyonu ile Yolçatı Tren İstasyonu arasında çukur kazılarak defnedildi.

Gömülen yerin haritası ve tutanakları, trendeki konuşmalar, ses kaydı ile birlikte harita ile, İhsan Sabri beye teslim edildi. İş bu rapor iki nüsha hazırlanmış, 1. Nüshası Başvekalet, bir nüshası İhsan Sabri beye teslim edilmiştir.

Kaynak: 20 Nisan 20105- Yenişafak dan alıntı, yayınlayan sabah gazetesi -

https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/04/20/mustafa-kemal-ataturk-ve-seyit-riza-gorusmesi-belgelendi

 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.