Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Son Yorumlar

Yaşamın rengini orospuya boyamışlar
Nede iyi yapmışlar istemeden
Belki
herkes sarkabilir
bu yaşamın ırzına

 

Elleyebilirler orasını burasını

ama çok azı anlayacaktır

orospunun yüreğinde ki kahrı...

-ibrahim Şahin-

              Şarimizden bir demet şiir daha:

've devrilince karanlıklar

sevdanın üzerine

korkunç bir sabırla

bekledi sevdalılar

Ve beklerken bütün bir gece boyunca

nice yaşanmamış

paylaşılası sevdaları yaşadılar...'

-ibrahim şahin-

................

Şairimiz den bir buket:

'bu aşk biterse

belki o zaman ölürüm

bir ölüm taşır gerçeği

bir gerçek ise öldürür beni'

-İbrahim Şahin-

30 Temmuz 2002

...............

   Paslı Bir Jilet Gibi

Sonra bir gün, jilet yarası gibi

girdin hayatıma

ve aniden

jilet gibi ayrıldın yaradan

herşey o anda başlamış ve bitmişti

kimdin

o gece ne yaşanmıştı

başlayan ve biten neydi

yoksa hiç gelmemişmiydin

kapım

hala içeriden kilitliydi

kafamda bin ton soru işareti

ben neden

sanrı sarhoşluğuyla

kanlı bir yatakta yorgundum

hiçbir şey hatırlamıyorum

o günden sonra

kendime seni ispat için

döşüme atılmış ince bir yarayla

paslı bir jilet arıyorum

-İbrahim Şahin-

...................

Halim Kar/ Hoşcakal İbrahim yoldaş...

Resmini verdiğimiz kitaplar, adını ve kendisini andığımız, şairimize aittir. O sadece bir şair değil, artık bir yazarda...

Kitaplarını; 'Mircan Karaali', diye imzalar.

Çok sevdiği, ama ölüsünü, mezarını bile görmediği Babasına aittir bu isim.

Yirmi yıldan fazladır, 'F' tipi bir hapishanede yatıyor İbrahim Şahin.

Babasının ölüm haberinide orada aldı.

Önce inanamadı, sonra sarsıldı, bacakları taşımadı vücudunu, olduğu yerde dizlerinin üzerine çöktü; 'eyvah ey, babam, elini bile öpemedim yıllardır, kokuna bile haserettim senin, bak sende gittin işte...' diyerek yıkıldı kaldı.

Sekiz metre karelik hücresine, bir mezar taşıda o'nun için kazdı.

Müebbetir cezası İbrahim'in.

Suçu; devrimci örgütü hesabına, 'bir bankayı' kamulaştırmaktı.

Hatası; önce seçimlere katılıp, 'Cumhurbaşkanı' (RTE gibi), olsaydı? Memleketi soysa da adı; 'sayın''a çıkacaktı, ama, bunları düşünemeyecek kadar 'gençti', 'cahildi', işin bu yanını hesaba katmadığından, palas paldıras çıplak yürek, tek tabanca tek fişek dalmıştı finas kapitalin yuvasına...

Çatıştı polislerle, hesapta olmayan bir iş kazası yaptı bu arada, yakalandı....

Son mektubunda, 'Ermenek hapishanesi'ndeyim, diye yazmıştı bana.

Şimdi, kimbilir nasıldır, nerelerdedir? Ve ömründen neler kaldı geride...

Bilemiyorum....

Bu güzel insanın duyguları içten, samimiydi, özlem, duygu dolu idi mektuplarındaki dizeleri, nehirler gibi akıp gidiyordu şiirlerindeki imgeleri...

Zaman ilerledikçe, yüreğimin bir parçası haline gelmişti mektupları, alışkanlık yaratmıştı benliğimde.

Ve bir gün, hoyrat ellerce kesildi bütün ilişkilerimiz, birden bire..

Benim yolladıklarım o'nun eline geçmiyordu, o'da sorup duruyordu 'niye cevap yazmıyorsun?' diye habire. Yine cevaplıyordum ama yazdıklarım o'na verilmiyordu.

Bıkmıştım aynı şeyleri yazmaktan, yazı yazmaktan zaten nefret eden birisi olduğum içinde, cevap yazmayı bıraktım, 'nasıl olsa verilmiyor mektuplarım' mazeretiyle.

Sağlam kafalı bir yeğeni var, bir gün beni arayıp; 'amcam Sana defalarca mektup yollamış ama cevap alamamış, bu yüzden sana verilmek üzere akrabalarımıza 'iki mektup' yollamış, ben alıp sana yollayacağım' dedi.

Bende; 'tamam yolla, çok iyi olur, bende o'nu özledim' diye yanıtladım.

'Sana mektupları yollayacağım' dediğinde, 53 yaşındaydım, şimdi yaşım 62.

Fakat, dediklerine göre Avrupa da yaşam standartı 80'miş. Bazıları mızıkçılık yapıp erken gidiyor elbette ama benim önümde tam 18 yıl daha var, hem mızıkçılık yapmak benim neyime?

O tarihe kadar beklerim yani...

Neyse, şairin dediği gibi, bunlar derin mesele...

Bu sabah keyfim biraz yerinde. Bu yüzden, vefakarlığım tuttu hernasılsa birden bire , şiirlerini ve kitaplarını da buraya alırken, o'nu, 'sekiz metre karelik hücresinden' korsan bir şekilde dışarı çıkarıp, yanımıza almak istedim şu güzel Ağustos ayının güneşinde..

Aramıza hoş geldin delikanlım bu Ağustos sabahında, ve sana hoşcakal diyeceğim bu sefer,

çünkü anladım, bir daha görüşmek hiç mümkün olmayacak sizin gibi güzelliklerle.

Selam ve sevgilerimle...

Her zaman dostunuz olan:

Halim Kar

1 Ağustos 2015

Fotoğrafta, benim 'ilk örgütlediğim' (hiçbir eyleme sokmazdım o'nu, hep korurdum, çünkü çok gençti kıyamazdım. Ben bölgeden ayrıldıktan sonra, ne olduysa oldu, içeri düştü, yaşamı hep içeride geçti..) ve partinin Çukurovada'ki ilk partizancısı, (kısa boylu olanı) olan Hasan Gülbahar.

Bir mektubunda benim için, 'sen benim ilk göz ağrımsın, ilkler unutulmaz' diye yazmıştı.

Bende o'nu hiç unutamadım, acısı taze bir yara gibi durur hala yüreğimin derinliklerinde...

Beni, İbrahim Şahin'le tanıştıran da oydu. Hasan Gübahar'ın yanındaki, tanıdık biri, o'da, şairimiz; İbrahim Şahin'in kendisi... ikiside Onyıllardır içeride...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Online

55 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.