Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Son Yorumlar

1)Cüneyt Kahraman hangi tarihte öldü? a) 14-15- Mart 1997 tarihinde-Mi?.. b)Yoksa, 24 Mart 1997 tarihinde-Mi?..

 

   

           CÜNEYT KAHRAMAN DOSYASI

Kafamdaki sorular:

C.Kahraman öldürüleli 'sekiz yıl' oldu. O'nun ölümü ile ilgili 28 Mart 1997'de, şöyle bir bildiri çıkarılmıştı.

İşte bildiri:

'...Cüneyt Kahraman yoldaş, babası İsmail Kahraman'la birlikte tarihin yapraklarının 14-15 Mart 1997 gecesininin alaca karanlığını gösterdiğinde; Dersim toprağında düşman pusuna takılan gerilla birliğimizden 8 ('sekiz'.bn) seçkin savaşçılarımızla birlikte ölümsüzleşerek bedenen aramızdan aramızdan ayrılırken....

'Dersim Çemişgezek ilçesine bağlı Karagedik köyü civarında geceyarısı ihbarsonucu hain pusu ve kuşatmaya takılan bir gerilla birliğimizden toplam Yedi kahraman savaşçımız saatlerce süren çatışmada şehit düşerken, Partimiz Genel Sekreteri Cüneyt Kahraman yoldaş ise ağır yaralandı. Yoldaşları tarafından cansiperhane bir şekilde yaralı olarak düşman kuşatmasının dışına çıkarılan önder yoldaşmız yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 24 Mart tarihinde İ.Kaypakkaya, S.Cihan, ve K.Çelik'ten sonra partimiz TKP(ML)'nin 'dördüncü genel sekreteri olarak şehit düştü'

(Cüneyt Kahraman-TKP (ML) 4. Genel Sekreteri -24 Mart 1997'de Dersim'de Şehit Düştü' başlıklı, 28 Mart 1997 tarihli, MK.SB imzalı broşür. sf. 10)

Umarız yukarıdaki yazılanları okudunuz? Çünkü hepsi aynı sayfada.

MKP.1.Kongre belgelerinde ise C. Kahraman'ın ölüm tarihi olarak ise sadece, 15 Mart 1997 tarihi veriliyor. (MKP.1.Kongre belegeleri.sf. 475)

Şimdi soralım:

1)Cüneyt Kahraman hangi tarihte öldü? a) 14-15- Mart 1997 tarihinde-Mi?.. b)Yoksa, 24 Mart 1997 tarihinde-Mi?..

Doğrusu hangisi? 14 Mart-Mı? '15 Mart'-Mı?... '24 Mart'-Mı?.. Arada ON günlük bir fark var.

b)Bildirideki diğer bir çelişki: Çatışma ne zaman başladı:

'Alacakaranlıkta'-Mı? Yoksa, 'Geceyarısı'-Mı?'

Yorumlayalım bu durumu: 'alacakaranlık', gün batımı ile akşam karanlığının çöktüğü, veya; gece karanlığının şafak vakti ile arasında kalan, aşağı -yukarı, 'bir saatlik' süreyi kapsayan bir 'zaman dilimidir' ve çıplak gözle bile, herşeyi seçebilmek mümkündür, görüş mesafesi kısalsa da, ama;

'Gece yarısı' ise, 'zifiri karanlığı' anlatır, göz-gözü görmez.

Niye üzerinde durduk bunun? Şundan; düşman o tarihlerde (1997) 'gece operasyonlarına kesinlikle çıkmıyor!, çıkamıyordu!!!' Ama, 'alacakaranlıkta' çıkabilirdi (ihtimal). Herşeyi karmakarışık etmekteki amaç neydi?...

Devam Edelim:

2)C.Kahraman yoldaşın yanında saatlerce çatışıp ölen 'seçkin' ve kahraman yoldaş sayısı; a)'Yedi Kişi!-Mi?.. b)Yoksa; 'Sekiz kişi!-Mi..?'

-Görüldüğü gibi: 'saatlerce sürdüğü' iddia edilen çatışmada 'ölen savaşçıların sayısı da' birbirini tutmuyor. Neden?

-On yıla yakındır isimleri hiç açıklanmayan ve saatlerce savaşıp şehit düştüğü iddia edilen 'seçkin' savaşçıların ADLARI, İSİMLERİ NEYDİ?..

-Hiçmi kimsesi yoktu bu gariplerin? Yazılıp söylenseydi, sahipleri gelir alır, cenaze ortada kalmazdı belki... Kimdi bunlar???

Üçüncü soru şu; ' ...Partimiz Genel Sekreteri Cüneyt Kahraman yoldaş ise ağır yaralandı. Yoldaşları tarafından cansiperhane bir şekilde yaralı olarak düşman kuşatmasının dışına çıkarılan önder yoldaşmız yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak...' (Yukarıdaki broşürden alıntı)

Ne diyorlar? C.Kahraman düşman kuşatmasının dışına çıkarılmış ve yaralarına tıbbi müdahale edilmiş ama...

MKP.1.Kongre belgeleri ise, bunun tam tersini söylüyor, işte:

''Pusuda ağır yaralanan Cüneyt Kahraman yoldaşın ve diğer yaralı yoldaşların taşınma imkanı olduğu halde ÇATIŞMA DIŞINA ÇIKARILMAMASI yanlış ve sorumsuzluktu'

(MKP.1.Kongre belgeleri. sf. 475)

Hangisi doğru?

Anlatılanlar gibi olsa bile durum, bunun adı; 'Maksatlı, bilinçli bir cinayet değilmidir?'

ASKERLERLE SAATLERCE SÜRDÜĞÜ İDDİA EDİLEN ÇATIŞMA;

NASIL 'TANK' SALDIRISI OLDU?...

2 -16 Eylül 1998'de, 2.Toplansını yapan 'MK', Cüneyt Kahraman'ın ölümünü, şu başlıkla gündem yapıyor;

'Gündem Maddesi 6: PGS (parti genel sekreteri.bn) Cüneyt Kahraman'ın şehit düştüğü 'TANK' pususunun Değerlendirilmesi':

'KHK sonrası, ile PGS olan Cüneyt Kahraman yoldaşın Tank pususu sonucu 15 Mart 1997 tarihinde şehit düşmesini takiben organın (MK'yı kast ediyorlar.bn) bu durumu ele alıp değerlendirmemesi ve partiye net bir bilgi sunmaması MK'mız tarafından ciddi bir şekilde eleştirilirken; (kendisinin MK'da olduğunu unutmuş.bn. H. Kar) bu durumu herhangi bir olay yada gelişme gibi gündemine alıp gerekli duyarlılığı göstermemesi, daha doğrusu partimizin genel sekreteri olması ve komünist önderlik sıfatına gözardı edilmesi, kadrolarımıza gösterdiğimiz yaklaşımımızı da ortaya çıkarmıştır. Organımız, partimiz Genel Sekreteri komünist önder C.Kahraman yoldaşın şehit düştüğü Tank pususunu değerlendirmemesi nedeniyle, tüm partiye özeleştirisini verirken, bu pusudaki eksiklikleri şöyle belirtmektedir:

a)Hareket tarzındaki eksiklik (anlayan varsa beri gelsin? bn)

b)Askeri tedbirlerin tamamıyla uygulanmaması (?.bn.)

c)Tank pususu esnasındaki hareket tarzının yanlışlığı (içi boş tekrar bunlar. bn.)

d)Tankların tanınmaması, fonksiyonlarının bilinmemesi

e)Ve en önemliside yaralı olduğu halde, sabaha bir saat kalması ve daha fazla kayıp alınmaması gerekçesiyle 100-150 metre daha ileriye taşınan PGS ('parti genel sekreteri'.bn) yoldaşın, alanın dışına tam olarak çıkarılmaması ve imkanlar olsa dahi, son ana kadar yarasına müdahale edilmemesidir. Gerekçeler ne olursa olsun parti ile üyeler , parti ile kitleler arasında güvensizlik yaratan ve düşmanın anti- propagandalarına neden olan bu durum partimizin yıpranmasına neden olmuştur.' -oy çokluğu-

(Kaynak; '2-16 Eylül 1998 tarihli, Merkez Komitesi'nin 2.Toplantı tutanağı. sf. 30- 31')

-Burada ise, Cüneyt Kahraman'ın 100-150 metre daha ileriye taşındığı söyleniyor....

Herşeyde bir karmaşıklık yaratılmasının, her açıklamanın birbirini yalanlamasının altında yatan neydi?...

Diğer yandan; Cüneyt Kahraman'ın ölüm tarihini anlatan 28 mart 1997 tarihli bildiride 'askeri kuşatma ve pusudan' söz ediliyor vede 'çatışmanın saatlerce sürdüğü iddia ediliyordu', burada ise yepyeni bir iddia var, TANK pususuymuş bu. TANKLA çatışılmış yani bu seferde hemde saatlerce (???)

Tank, nasıl pusu atabiliyor? Üstelik kırsal alanda?

-O tarihlerde, 'Karagedik Köylülerinin' açıklaması; 'silah seleri duyduk, ama ortalıkta asker falan görmedik! Demişlerdi. (Kemal Kutan çetesi, bu showu bile isteye orada yapmış, bol bol gökyüzünü taramışlardı kahkahalar atarak)

Gerillaya karşı TANK savaşı? Munzur suyunda Balina avcılığı! 'kuşatma' TANK kuşatmasıymış 'aslında'(!!!) ve saatlerce TANK'la çatışmışlar?

Bunların hangisi Doğru? Ve, bu ne kadar YALAN!!!

       DEZENFORMASYON!

'yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi ... ...gerçeklerin gizlenmesi veya sansürlemedir.. askeri istihbarat alanında dezinformasyon, düşman kuvvetleri yanlış kararlar aldırmaya yönelik olarak çıkartılır...

Kısacası, gerçeklerin görünmemesi için bile isteye yalan söylemek 'bilgi kirliliği yaratmak'. Bu kavram literatürümüze, 'istihbarat örgütleri' tarafından sokulmuştur. Yani, suyu bulandırma, dibinin görünmesini engelleme, yönetimdir bu.

    Cüneyt KAHRAMAN ve BABASININ

       Cenazeleri NEREDE?...

O güne kadar düşmanın gerillaların cenazelerini (özellikle) Dersim'de verilmediği görülmemiştir:

Soru; gerçekten orada bir 'çatışma oldumu?'

-Cüneyt Kahraman, ve babası, vede Yedi -Sekiz Seçkin savaşçı orada gerçekten öldümü?... Yoksa hala yaşıyorlar mı?...

-Olduysa, ve bu çatışma saatlerce sürdüyse gerçekten, düşman ne kadar kayıp verdi acaba?

-Cenazelerin aileye verilmemesinin altında yatan neden; cesetlerin OTOPSİYE götürülme korkusumuydu!!!

-Çünkü 'otopsi', hem ölüm nedenini, hemde ne zaman, ve nasıl öldürüldüklerini açığa çıkarır

-Unutlmaması gereken bir şey daha var: aradan On yıllar, yüzyıllar geçse bile 'otopsi' dışında, yaklaşık 60-70 yıldır kullanılan 'radyo karbon' (karbon 14) sistemi var. 

Dikkat çeken özellikleri şu; 'her şeyleri yalan üzerine kurulu!

Düşüncemi, kanaatimi söyleyeyim mi?

O tarihte (14-15 Mart 1997'de veya 24 Mart 1997'de) o yerde, çatışma falan olmadı!... Bu 'senaryoyu' Kemal Kutan çetesi yazdı ve oynadı, ama, orada ne 'sekiz yoldaş öldü', nede 'Cüneyt Kahraman ile babası orada vardı!'

Baba, oğul, çoktan öldürülmüşlerdi işkencelerde, bu devşirme kontra çete tarafından, vede meçhul bir yere çoktan gömülmüşlerdi bile!..

Bu 'senaryoyu' Kemal Kutan çetesi yazdı ve oynadı.

Neden? Çok basit, Cüneyt Kahraman 'Kardelen Katliamının' yapıldığını Ağustos 1997'de öğrendi ve müthiş tepki gösterdi, hemen ardından istifa etti vede çekip gitmeye yeltendi ama bırakmadılar, tutuklandı.

İşte belge:

'Daha ilk MK toplantısında Parti sekreteri başta (C.Kahraman'ı kast ediyorlar.bn. halim kar) olmak üzere SB (siyasi büro.bn) ve MK üyeleri birbirine girmiş ve karşılıklı istifalar gündeme gelmiştir' (MKP.1. Kongre belgeleri.sf. 476)

Bu belge, 'Kardelen Katliamı' yapıldıktan sonraki ilk 'Merkez Komitesi Toplantısı'nı anlatmaktadır, ve bu toplantıda ilk istifa edende Cüneyt Kahraman'dır.

Zaten ilk protesto ve tartışmayı, o başlatmıştır diye itiraf da ediyorlar farkına varmadan.

Cüneyt Kahraman'ın ölümü hakkında bu kadar çelişkili şeyler yazmalarının (yukarıdaki çelişkileri okudunuz) ve her konuşanın birbirini yalanlamasının tek nedeni, buydu!.

Cinayeti karatma ve kafa karıştırma, dezinformasyon yani....

Not: unutmadan, PKK'nın 'öncülüğünde' Rojava'da kurulan ve hergün bir emperyalist ve faşist gücün yedeğine düşen 'Orta-Doğu Devrimci Komitesine' (!!!) Selam! Beni 'ortak teşhirde' çok başarılısınız, devam!

Ama, beni vursanız da, çok geç kaldınız, 150 sayfalık açıklamalarım ('Tecavüz Tezgahınız'da var bu yazıda) çoktan sayısız basın ve yayın kuruluşlarına, organlarına, sitelere gitti....

Yüreği devrim için çarpan insanlarımızın umutlarının, Kurtların sofrasında meze yapılmasına, yok edilmesine, sessiz kalamam!

Halim Kar (oturan adam)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Online

54 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.