Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Son Yorumlar

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Stalin, ne Bolşevik partinin ‘Kurucuları’ arasındadır, nede Lenin’in en yakın arkadaşıdır. Bunlar. ‘Resmi Sovyet tarihi tezleridir‘, ama; ‘gayri ciddi‘ açıklamalardır. Yalandır yani...

 

Stalin ilk kez, 1912 yılı Prag Konferansında Bolşevik partinin ‘Merkez Komitesine‘ Kamanev’in önerisi ile alınmıştır . Kamanev, Lenin’e önermiş, O’da kabul etmiştir. (Kamanev uzun yıllar Kafkaslar da sorumluluk yapmış, Stalin’i de orada tanımıştır)

 

Stalin’in bu Konferansta MK’ya alınması da ilginçtir.

 

Çünkü,‘Konferans‘ bitmiş, delegeler dağıldıktan, kendi yerlerine  doğru yola çıktıktan sonra gerçekleşmiştir bu durum. Yani; Stalin’i Merkez Komitesine alıp- almama konusunda ‘delegeler‘ oy  bile kullanmamış, seçime bile girmeden ‘atama‘ usulü ile MK’ya sokulmuştur Stalin.

 

Ve bu Konferansta Stalin’in kendisi de bulunmamıştır. Zaten  ‘delege‘ bile değildi Stalin MK’ya alındığında.(bu yüzden bolşevik parti kadrolarının çoğu Stalin’i çok sonra tanıyacaktır)

 

Nasıl olur? Demeyin, Leninist parti böyle çalışıyordu.

 

Lenin, ‘tek adam‘ olarak bütün Merkez Komiteyi hem belirliyor, hemde yönlendiriyordu.

 

(Bugün, kendini Leninist veya Maoist gören partilerde böyle çalışır. Bir bakarsınız, partiye dün gelen biri, yılların kadrosunun üstünde yer alır ve ona görev vermeye başlar. Bunun için zekada gerekmez, Üst örganları ve parti şeflerinin hık deyicisi oldunuzmu? Yeriniz sağlam demektir. Gelenek böyle.(bu konu bir başka yazıda işlenmiştir, bu yüzden geçiyoruz)

 

Stalin’de, 1912 yılında Prag Konferans’ın da, Kamanev’in Lenin’e önerisi ile asansörle MK’ya çıkmıştır. (Kamanev, Bolşevik partinin kurucularındandır. Hep Lenin’le birlikte oldu o) 

 

Stalin,Lenin’i ilk defa 1905’te ki Finlandiya da yapılan ‘Parti Konferansı’nda gördüm‘ diyecekti ama bunun da bir yalan olduğu daha sonra ortaya çıkacaktı.(Stalin, Lenin’i ilk kez 1906 veya 1907 yılında görmüş olmalı ve o sıra sadece şaşakın bir sempatizandır)

Bu toplantılardan birinde, Lenin’i beklerken kurduğu hayalleri ve duyguları kısaca kendi ağzından alalım buraya;

    

STALİN, LENİN’i  GÖRDÜĞÜ ‘İLK GÜNÜ’ ANLATIYOR

 

‘Bir ‘büyük adamın’ toplantılara geç gelmesine ve katılımcıların nefeeslerini tutarak  Onun gelişini beklemelerine,’büyük adam’ içeri girmeden önce alçak sesle:’Susun !.. Sessizlik!.. Geliyor !’ diye uyarılar yapılmasına alışılmıştır..

 

Bu tören bana LÜZÜMSUZ GÖRÜNMÜYOR, çünkü etki yaratıyor ve SAYGI UYANDIRIYORDU. Ancak Lenin’in Konferansa delegelerden  ÖNCE GELDİĞİNİ  ve Salonun  bir köşesinde kendisine yer bularak,HİÇ BEKLEMEDİĞİM ŞEKİLDE Konferanstaki EN SIRADAN DELEGELERLE ,sıradan muhabetler yaptığını ÖĞRENİNCE HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM.

O tarihte bunun bana ZORUNLU KURALLARIN ÇİĞNENMESİ gibi GELDİĞİNİ  sizlerden GİZLEMEYECEĞİM.

Bu sadeliğin ve alçak gönüllülüğün,bu fark edilmemeye uğraşma ÇABASININ veya en azından dikkat çekmemeye ÇALIŞMANIN ve YÜKSEK konumunu belli ETMEMENİN,yeni kitlelerin, insanlığın ‘sıra neferi’ olan bu sade ve sıradan kitlelerin  yeni lideri olan Lenin’in en güçlü noktalardan biri olduğunu ancak daha sonra öğrenebildim’

 

(Stalin,’Çatışkıların adamı’ sf.22.23.Toplu kaynakça verilecektir)

 

O hiçbir zaman Lenin olamayacaktı. Aslında,Lenin’i beklerken Stalin’in beyninde tasavvur ettiği LİDERLİK kültü  tamda buydu! Stalin burda , kendi  kişiliğini , özlemlerini, kendini anlatıyordu ! Parti de ŞEF  olduktan sonra,Konferans ve kongrelerde O’nun adı ,daha o gelmeden cafcaflı bir şekilde tanıtılır  ve  geleceği belirtilirdi.

 

Arkasından (ben orjinal filmini izledim Rusça,orda gördüm bu durumu), herkes o gelmeden ayağa kalkar, alkışlar başlar, o nihayet gelir, gururlu bir şekilde podyumlara  el sallar ve yerine oturana kadar bu alkış tufanı hiç dinmezdi.(sıkıysa,dinsin)

 Dahası,her hangi bir Kongre ve Konferansta kendine rakip çıkacak ‘bir tek fert’ bile bırakmayacak, daha dahası, sıradan muhalefetleri bile kanla kutsayacaktı. Buraya bir nokta koyalım.

 

AMA, şu adına ‘Lenin’in ‘VASİYETİ’ denilen mektuptan, yani Lenin’in bizzat kendi ağzından Stalin’in hiçte ‘sıradan insanlığı’ bile ,bir türlü beceremediğini ve kişiliğindeki KARİYER HIRSINI bizzat Lenin yazacak ve bizlerde görecektik ki; gerçekten Stalin 1905 konferansında Lenin’i beklerken anlattığı kişilikle, karşımızdaydı. Şimdi buraya Lenin’in VASİYETİNİ  alalım ve İşte Lenin ‘vasiyet’in de, STALİN :(bazı ‘tembel okurlar’ için bu VASİYET’in elimizde bulunan kısmını  buraya alıyorum)

 

    LENİN’İN VASİYETİ

 

‘Denge  sağlamayı,yakın gelecekteki bir BÖLÜNMEYE KARŞI bir GÜVENCE olarak DÜŞÜNÜYORUM;burada , tamamen KİŞİSEL olan bazı fikirleri belirtmek niyetindeyim.


Denge sorunundaki TEMEL ETKENLERİN –bu bakış açısından- Merkez komitesinin STALİN ve TROÇKİ  gibi üyeleri  olduğu kanısındayım.

Kanımca,BÖLÜNME TEHLİKESİNİN büyük bir BÖLÜMÜNÜ BUNLAR ARASINDAKİ ilişki OLUŞTURMAKTADIR. Bu önlenebilir ve SANIRIM; Önlenme şansı,Merkez Komitesinde ki ÜYE SAYISI elliye ya da YÜZE çıkarılarak ARTIRILABİLİR.

 

STALİN yoldaş,GENEL SEKRETER olduktan sonra,MUAZZAM bir İKTİDARA SAHİP OLDU.; onun bu İKTİDARI her zaman YETERLİ bir temkinlilikle kullanacağından EMİN DEĞİLİM.

 

Öte yandan,ulaştırma ve haberleşme HALK KOMİSERLİĞİ sorunuyla ilgili olarak Merkez Komitesine KARŞI yürüttüğü mücadelede  görüldüğü gibi,TROÇKİ  YOLDAŞ,yalnızca OLAĞANÜSTÜ YETENEK SAHİBİ bir insan – KİŞİSEL olarak HİÇ kuşkusuz MEVCUT MERKEZ KOMİTESİNDEKİ EN YETENEKLİ KİŞİDİR- olarak değil,aynı zamanda kendine AŞIRI güvenen ve sorunların YANLIZCA idari yanıyla AŞIRI derecede ilgilenen bir insan olarak kendini göstermektedir.

 

Mevcut Merkez Komitesinin bu en YETENEKLİ İKİ ÖNDERİN sahip oldukları nitelikler ,onlar istemeseler de,BİR BÖLÜNMEYE yol açabilir. Eğer partimiz bunu önlemek üzere ÖNLEM almazsa, UMULMADIK bir BÖLÜNME meydana gelebilir.

 

....Stalin  ÇOK KABADIR ve biz komünistler arasındaki ilişkilerde tamamen göz yumulabilir olan bu hata,GENEL SEKRETERLİK görevinde GÖZ YUMULAMAZ OLMAKTADIR. Bu yüzden, yoldaşlara,STALİN’i bu GÖREVDEN ALMANIN VE onun yerine, bütün bu bakımlardan STALİN’den farklı birini,YANİ daha sabırlı,DAHA SADIK,daha kibar, yoldaşlara karşı daha nazik ve daha az KAPRİSLİ birini atamanın bir yolunu bulmalarını öneririm.

 

Bu durum ÖNEMSİZ bir şey gibi görünebilir ama öyle sanıyorum ki STALİN’le TROÇKİ arasında ki yukarıda sözünü ettiğim ilişki açısından HİÇ DE ÖNEMSİZ bir sorun değildir ya da ÖNEMLE ele alınması gereken bir ÖNEMSİZ SORUNDUR’ –

 

(Kaynak; J.T.Murphy. STALİN.sf.189.190)

 

 LENİN’İN ‘VASİYETİNE’KISA BİR DEĞİNİ

 

Öncelikle şunu hatırlatalım; Lenin’in bu ‘Vasiyeti’ Bolşevik Partinin hiçbir Kongre veya Konferansında Okunmadı (evet,bize anlatılanlar,malesef ‘aldatmaydı’) Stalin döneminde (Troçki’nin tavrı bu ‘Vasiyete’ vardı-yoktu tartışmasında tam bir ‘İKİ YÜZLÜLÜKTÜ’, önce ‘yok’ dedi, sonra ‘var’ dedi, daha sonra tekrar inkar etti,Sürgüne gittiğinde ise ‘var’ diye tekrar çark etti.

 

Troçki bırakın muhalefet etmeyi ? kendi savunduğu görüşlerinde bile istikrar yoktu. O bir yamalı bohçaydı.

Siyasal tavırları,bir ideolog dan ziyade tıpkı bir ŞİZOFRENİ hastasına benziyordu. Lenin’in bu ‘Vasiyeti’ politbüro daki çok az bir ‘elit tabaka’ tarafından okunmuştu. Lenin’in eşi (hanımı) KRUPSKAYA,’Lenin’in Vasiyetinin, 22 Mayıs  1924 yapılan  Parti KONGRESİNDE okunması için bağır bağır bağırıyordu.

 

(bakınız.E.H.CARR. ‘Lenin’den Stalin'e Rus Devrimi’ sf.79. MER yayınları.1992 basım.İstanbul)

 

Stalin, susturacaktır KRUPSKAYA’yı. Tıpkı,Lenin’in mektubunu Troçki’ye götürdüğü için (Lenin henüz ölmeden) Stalin tarafından tehdit edildiği gibi.

 

Lenin’in yattığı hastane, adeta Stalin tarafından abluka altına alınmış havası yaratıyor. (Bolşevik parti MK’sının hastanede Lenin’in sorunları ile ilgilenmesiiçin Stalin’i görevlendirdiğini ise, çok geç öğrendik, yani,kuzu Kurda teslim edilmişti) Çünkü Stalin’i durduracak tek insan vardır, o’da

 

Lenin. Buna ise Lenin’in beklenmedik ‘inmeleri’ el vermez. Lenin hastaneden Troçki ile ilişkiye geçmek istemektedir.

Troçki ise dönüp Lenin’in yüzüne bile bakmaz. Tıpkı cenazesine bile gelmeyi tenezzül etmediği, hatta Krupskaya’ya ‘başsağlığı’ bile dilemeyi düşünmediği gibi.

 

Fakat, Lenin’in şu öngörüsü doğru çıkacaktı; Lenin’in ölümünün hemen ardından bu ‘siyam ikizleri’ müthiş bir kariyer kavgasına girip kapışacaklardı.

 

‘Düşünsel’ olarak bunların aralarında FARK YOKTU, dahası Troçki ne demişse ? Stalin, O’nu tasfiye edip Sürgüne yolladıktan sonra, Troçki’nin hemen hemen her söylediği şeyin, aynısının tıpkısını yapacak,hayata uygulayacaktı. ‘Zorunlu Kollektivizm’, Sendikalara ATAMA yolu ile yönetici gönderme,dahası Sendikaları yasaklama, ‘hızlı sanayileşme’, ‘Muhalefete tahamülsüzlük ve tasfiye’,’Tek Şef,Tek Adam kalma,aşırı BÜROKRATİZM’... vb.vb..

 

Bu düşünceler hep Troçki’nin damgasını taşıyacaktı Evet,’Vasiyete’ gelelim.

 

‘Vasiyeti’ dikkatli bir şekilde okuyan bir okurun gözüne (tabi birazda Lenin’in ‘eski ‘ düşüncelerinden haberi olan) ilk önce şunlar çarpacaktır; ‘bu nasıl bir rejimdir ki ? Rejimin kaderi TEK veya İKİ ADAMIN (Lenin’in ifadesiyle) eline KALMIŞTI ? Ve bu rejimde BÜTÜN GÜÇ, bir GENEL SEKRETERİN elinde TOPLANMIŞTI ?...

 

Hani,’proleter demokrasi,burjuva demokrasisinden milyon kez daha demokratikti ? .. (Lenin,’Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı’) Hani, İşçi yönetimleri, işçi denetimleri, işçi konseyleri,dahası SOVYETLER (işçi-köylü-asker..) kanalıyla vede kitlelerin en geniş katılımı ve denetimi ile oluşturulacaktı Sosyalist sistem ?...

 

Böylesi kitle denetiminin olduğu bir rejimde TEK ADAM istediği kadar kariyerist  veya  halk düşmanı  bir kişiliğe bürünsün,BARINAMAZ ki !

 

Böylesi bir kitle insiyatifi ile yönetilen bir rejimde,asıl korkması gereken YÖNETENLER olması gerekirken ? Nasıl olmuştu ki,Lenin ölüm döşeğinde ‘çöküşe’ ve ‘PARÇALANMAYA’ karşı ÖNLEM adına,STALİN’in Sekreterlikten ‘alınmasını’ ve Yetkili organlardaki ÜYE SAYISINI artırmayla bu işin çözümleneceğini düşünebilmişti ???

 

Bunlar tamamen,kitle insiyatifi dışı ve  işin BÜROKRATİK  önlemler yanıydı.

 

Sahi,RUS devrimi ve BOLŞEVİKLER, en geniş demokrasiyi savunup (daha 1917 Ekim devrimine kadar),nasıl böyle TEK PARTİ ve TEK ADAMIN sultasına bağlı hale gelmişti ?..

 

Buraya,ileride değineceğiz,bu değişimi anlatacağız AMA Lenin yoldaşın bu sözlerine karşı, şunu söyleyerek; aslında Ekim Devrimi,ne STALİN’in Genel Sekreterliği  ne de TROÇKİ’nin  kaprislerinin  sonucu, nede  Stalin- Troçki in  çatışması ile tehlikeye girmişti.

EKİM devrimi, bizzat LENİN ZAMANINDA taa 1919-1921 yıllarında olduğu yerde çakılıp kalmış, denetlenmesi kitlelerce MÜMKÜN OLMAYAN; TEK PARTİ ve TEK ADAM saltanatı  daha o yıllarda ortaya çıkmıştı !

 

Asıl sorgulanması gereken ‘Proleterya Diktatörlüğü’ adına, her türlü farklı düşünce ve örgütlenmenin YASAKLANMASI ve tasfiye edilmesiydi...

Lenin,bunları göremedi ve belkide hiç görmek istemedi. İşte,Lenin’in bu hatalarının ÜRÜNÜ olarak, bir günah çocuğu olan STALİN dünyaya geliyordu. Stalin, tam da bu anda, Lenin’in bu hatalarına kıskançlıkla sarılacak,Lenin öldükten SONRA müthiş bir ‘Leninist’ (?) olarak karşımıza çıkacaktı.

 

Peki ya Lenin SAĞKEN? Stalin, Lenin sağ iken ne ciddi bir şekilde Lenin’in KARŞISINA DİKİLDİ (çünkü,teorik birikimi  yoktu, kullandığı teorik argumanlar ise hep ‘devşirme’  düşüncelerdi. Az ilerde anlatacağız) ne de LENİN’in söylediklerini uyguladı.

 

Okurun dikkatini ‘Vasiyetteki’ bir diğer noktaya ÇEKMEK isterim; ‘Mevcut Merkez Komitesinin bu en YETENEKLİ İKİ ÖNDERİN’ (Lenin) Evet,yanlış okumadınız,koskoca Rus Komünist partisinde ‘İKİ YETENEKLİ ÖNDER’ diyor Lenin, yani bunlar; STALİN ve TROÇKİ.

Bildiğimiz gibi ‘bu iki YETENEKTEN biri; Lenin’in deyimi ile,’çatlaklara sızmada uzman olan TROÇKİ’dir ve hayatı Lenin ve Bolşevik düşmanlığı ile geçmiştir,TEMMUZ-AĞUSTOS  1917’ye kadar. Ve ‘Bolşevik Parti’ için TROÇKİ‘yabancı’ bir kimsedir.

 

Fakat, RUS devrimine de gerçekten çok katkıları olmuştur. Ama, geçmişi bir zincir gibi boynunda sallanmakta , Bolşevik parti içinde sevilmemekte, en hafif deyimi ile, Bolşevik parti kadroları O’na hala şaibe ile bakmaktadırlar.

 

Lenin’in Troçki ile yürüttüğü polemikler ve tanımlamalar, Troçki’nin kariyerini yerden yere vurduğu söylem ve haklı yakıştırmalar,O’nun hakkında Bolşeviklerin ‘iyi niyetli’ tavır göstermelerini engelleyecektir. Ve O hep ‘yabancı  ve de fırsatçı,çatlakları dolduran  bir unsur’  olarak tanımlanacaktır(doğru bir tanımlama olduğunu yeniden belirtelim).

 

 Diğer yanda Stalin  ise başından beri Bolşeviklerle birlikte olmuş ama ne Lenin’e  açıkça karşı  durmuş, nede Lenin’in tezlerini savunmuş, (Parti içinde) göz ucuyla sürekli ‘güçler dengesini’ aramış, her zaman ‘güçlü’ görünenden yana tavır koymuş bir adam var; kendine taktığı kod isimle KOBA (bu ismi çocukluk arkadaşları değil, bizzat Stalin takmıştır, kendine), Annesinin SOSO’su, yani Çavuşgali STALİN !

Lenin’in çok yerinde tanımlaması  ile de; ‘Büyük Rus şövenisti, ve  büyük ZORBA !’

 

’Şimdi bize 50-100 yıldır ‘Büyük Leninist’ diye tanımlanan bu adama gözlerimizi çeviriyoruz. (bu satırların yazarı 25 yıl Stalin savunuculuğu yapmıştır ve aynı zamanda bu benim bir ‘özeleştirimdir’ kamuoyu karşısında) Evet, başlayalım:

 

  HANGİSİ LENİNİST'ti:  STALİN –Mi? TROÇKİ-Mi?

 

 ‘Daha 1922’de Lenin ölüm döşeğinden STALİN’e işaret ederek,Partiyi, Güçsüzleri ve Çaresizleri EZMEK İÇİN geri dönmekte olan‘BÜYÜK ZORBA’ya, dzierzhimorda’ya  BÜYÜK RUS ŞÖVENİSTİNE karşı uyanık olmaya çağırıyor ve bu UYARIYI daha önce YAPMADIĞI için ‘Rus işçileri önünde BÜYÜK SUÇLULUK duyduğunu’ itiraf ediyordu’

 

(İsaac Deutscher. ‘Bitmemiş Devrim’sf.58. Belge yayınları.Birinci basım)
     ............................. 

      

Yer MOSKOVA; 13.Parti kongresi,Troçki davudi ses tonu ile ünlü hitabelerinden birini daha yapıyor.Etkileyici bir konuşma  tarzı var ve isim vermeden Stalin’i eleştiriyor.... Kongre bitmek üzereyken,Troçki,Buharin’e yaklaşıyor ve tereddütle; ‘Stalin bana cevap vermedi, neden acaba ?’diye soruyor.

 

-Buharin; ‘O sana cevap vermeyi değil,seni yok etmeyi düşünüyor’ diyor.

.........................
Lenin aynı döneme ait bir başka notta (Aralık 1922)’Stalin’in aceleciliğini ve YÖNETİCİLİK İÇİN ÇILDIRDIĞINI ‘ yazıyordu.

 

(K.Neill CAMERON.’Çatışkıların Adamı,Stalin.sf.61. Ceylan yayınları)

...............................
Şimdi saadete gelelim ve somut soru-cevaplarla tartışırken , eski Stalinist yoldaşlarımızla da biraz kapışalım. Ve o’nlara hitaben; değerli yoldaşlar, artık yollarımız AYRILIYOR.

 

Ben, niçin Stalinizm’den koptuğumu bu araştırma- inceleme yazımla deklare etmiş oluyorum kamuoyu önünde. Her zaman yaptığım gibi,hiç bir siyasi mevziden bugüne kadar dövüşmeden çekilmedim.

 

Şimdi sizlerin benim burada ‘kısmi belgelerle de olsa’ (hepsi için yerimiz dar) ortaya koyduğum ve koyacağım tutanaklara bu yüzden dikkat etmeniz,dahası eleştirel yaklaşmanız  gerekiyor . Buyrunuz;

 

  STALİN; BEKLE GÖRCÜ !

 

1)1912 PRAG Konferansında Menşeviklerden ayrılarak  ‘Yeni Parti’ kurulmasına, Lenin’in bu girişimine  karşı çıkan kimdir  ? Stalin ! (Lenin,bir öneri üzerine, daha doğrusu kaçıp gitmesin diye,Stalin’in ağzına bir parmak bal çalacaktır bu Konferansta ve ‘Merkez Komitesine’ alacaktır Stalin’i, öneriler üzerine)

 

 (Kaynak; Bertram. D.Wolfe.’Devrimi Yapan 3 Adam’.Cilt.1.Cilt.2 )

 

 STALİN, ŞUBAT DEVRİMİNDE 

 

‘MENŞEVİKLERLE’ YAN YANA

 

2) Lenin’in NİSAN TEZLERİNE,ne gariptir ki, 8 Nisan 1917 tarihli Bolşeviklerin yayın organı Pravda  SALDIRDIRACAKTIR önce; Lenin’in KİŞİSEL görüşlerinden ibaret ve KABUL EDİLEMEZ’  diyordu. (Belgeyi veren,Tony Cliff.sf.102.’Rusya’da Devlet Kapitalizmi’) Yazı PRAVDA adına çıkmıştı AMA Pravda’yı o sıra çıkaran ve bu yazıyı kaleme alan, bizzat Stalin’in kendisiydi.

 

Lenin’in ‘bir mektubunu’ (konuya ilişkin ve de eksik olarak) yayınlayıp, Lenin den ‘zılgıt’ yiyen kimdir ? Yine Stalin !

‘Geçici Hükümeti desteklemek ‘ihanettir’ derken Lenin, ‘Geçici Hükümeti’ destekleyen kimdi ? Yine Stalin !

 

İşte belgeler;

 

 ‘Geçici hükümeti DEĞİŞTİRMEYİ  şimdiden MESELE  ETMEYİ  bir HATA...’ sayan Stalin’dir. (Pravda.27 Mart 1917) Keza; ‘ÇIKIŞ YOLU, Geçici hükümet üstünde BASKI KURMAK, onu; Milletlerin kendi kaderini tayin haklarını TANIMA zemini üzerinde,barış görüşmelerine derhal başlamaya hazır olduğunu BEYANA zorlamaktır’

 

(yazar,Stalin.Pravda 29 Mart 1917.Aktaran. Jean Elleinstein.’Devrimler Devrimi’,  sf.85. Hür yayınevi. 1970. basımı. istanbul)

-

SORUYORUM ? Stalin’in burada savunduğu ‘görüşler’ MENŞEVİKLER’den ÖDÜNÇ alınanan görüşlermidir ? Değilmidir ?

(Cevaplıyorum; Geçici Hükümeti aynı şekilde destekleyen, iktidarı burjuvaziye bırakmalıyız diyende Menşeviklerdir.Stalin onlardan ‘ödünç’ almıştır bu görüşleri)

 

-Stalin,parti gazetesi PRAVDA’nın başındadır o sıra  ve Lenin’in yolladığı mektuplardan sadece bir tanesini (o da kısaltarak) yayınlar,yani sansür uygular Lenin’e. Lenin ise,’Geçici Hükümeti destekleyenleri HAYİN’ olarak değerlendirir bu mektuplarında.  

 

(Bakınız,Lenin,’Nisan Tezleri’. Ayrıca; E.H.CARR.’Bolşevik Devrimi. cilt.1.sf.83. 84. 85. 86)

 

Lenin, bir yığın fırça çektikten sonra, Stalin’i Pravda’nın başından alacaktır bu olaydan sonra. Aynı Stalin,1913 yılında yine Pravda’nın başında(çömezi MOLOTOV’dur)sorumlu ve  etkiliyken, Lenin’in MENŞEVİKLERE.... çatan MEKTUP ve Makalelelerini yayınlamadığı için, zılgıt yiyen (isim vermeden) yine Stalin’dir.İşte Lenin’in tepkisi;

 

-Belge; ‘Bu yazı kurulunu KAPI DIŞARI ATMAMIZ GEREK..Böylesi insanlara,siz , YAZI KURULUMU DİYORSUNUZ ? Davayı berbat eden,PİS BULAŞIK BEZİNDEN İĞRENÇ ŞEYLER BUNLAR,adam değil..’- Lenin-

 

 (Kaynak.’Devrimi Yapan 3 Adam. Bertram. D. WOLFE.sf.255. BFS yayınları.1989. 3.Basım)

 

     STALİN, HEP  SALLANTI-DA

 

3)Ekim devrimi ‘ayaklanması’ kararında önce kararsız, sonra ‘kerhen’ (el mecbur’ ‘evet’ diyen kimdir ? Yine Stalin !

-Belge verelim;1917 yılı Ağustos’ unda Geçici Hükümet’in Başkanı Kerenski tarafından, bütün SOL partilerin katılacağı bir ‘Devlet Konferansı’ düzenlendi.

 

Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler ise adına ‘Demokratik Konferans’ dedikleri, ara boşluğu doldurmak için bir başka Konferans düzenlediler. Lenin üstüne basa basa bu konferansa katılmayı REDEDERKEN , Stalin önce boykot,sonra bu konferansa katılmayı tercih ederken, Lenin’in Eylül ayından beri ‘Merkez Komitesine’ ‘Tüm İktidar Sovyetlere !’ ve ‘Bolşevikler için  iktidarı  silahlı güç ile ele geçirme zamanı gelmiştir’ çağrısına kulak tıkayanlardan biri yine Stalin’dir. (Troçki,Lenin’le aynı görüştedir bu sıra)

 

Ne zaman ki,Lenin Merkez Komitesinin önüne istifasını koyar (‘Ya Ayaklanma Olacak yada İstifa ediyorum,ayrılıp, propaganda hakkımı da kullanacağım, diyerek) ancak o zaman ‘Evet’ diyen ‘MK’ (Merkez Komite) içinde yine ‘kerhen’ Stalin de vardır.

 

(Kaynak.E.H.CARR. Bolşevik Devrimi.cilt.1.sf.94.95.96)

 

Şunları da ekleyelim;Stalin,hiç bir zaman Menşeviklerden kopmadı ‘siyasi’ olarak.O devamlı, Menşevik görüşlerle,Bolşevik görüşler arasında sallanıp durdu ‘Muhalefet’ yıllarında. TEK BAŞINA iktidarı ele aldığı zaman ise ? Kendini onaylamayan herkesi ya tutuklayacak Sürgün edecekti ? Ya da fiziki imhaya tabi tutacaktı.

 

 STALİN; HEP ‘GÜÇLÜ’ ADAM ARAYIŞINDA -Sağlamcı Yani-

 

4)Brest-Litovski anlaşmasında ‘Rusya’nın içinde bulunduğu kritik durumu bile göremeyen ve imza konusunda hep geriden gelen ve göz ucuyla ‘güçler Dengesini’  sinsice izleyip en son tavrı ‘kerhen’ koyan(onaylayan) kim ? Stalin !

 

-Lenin,Brest-Litovski anlaşmasına ‘MK’ çoğunluğunu  ve Stalin’i ancak bu konuya ilişkin yaptığı 2.Oturumda ikna edecektir. Çekimser bir tavrı vardır yine Stalin’in.

 

İşte  belge;

 

-‘Lenin,komite üyelerini,BUHARİN’in kararlı MUHALEFETİNE,Troçki’nin,Stalin’in ve Dzerjinski’ nin TEREDÜTLERİNE rağmen,yeniden İKNA eder.’ (Kaynak;Jean Elleinstein. Devrimler Devrimi. Sf.145.146.)

 

 Yani hep, ama hep ‘ikirciklidir’ Stalin. Her zaman, göz ucuyla yanında güçlü birisinin gölgesini arayan adama benzer tavırları... (eğer,Brest-Litovski anlaşması Almanlarla ‘imzalanmayacak’ olsa ? Bütün bir devrimi de , tüm RUSYA’yı da  kaybetme rizikosu vardır.

Çok büyük bir toprak parçasını (Rus topraklarının beşte/biri bu anlaşmayla Almanlara bırakılıyordu)  rağmen ? Bu ‘anlaşma’ Bolşeviklere SOLUK alınacak bir zaman kazandıracaktır bir cephede.

 

Radek,1920 yılında yapılan ‘Doğu Halkları Kurultayında’  bu anlaşmayı anlatırken; ‘bir kemik attık önlerine emperyalistlerin.. biraz nefes alabilmek için’,diyecektir. (Bakınız.’1920 Doğu Halkları Kurultayı’  Koral Yayınları)

 

Şimdi bir başka simaya yer veriyoruz. Çünkü;bundan sonraki yol arkadaşı devreye girecek Stalin’in.

    

TROÇKİ HAKKINDA BİR PARANTEZ AÇALIM

 

Troçki; O hep ayrı bir grup örgütlenmesi içinde oldu ve kendi grubunda da hep ‘TEK ADAM’ olarak kaldı. Çünkü Troçki,’tek adam’ pozisyonunu (olası rizikoları düşünerek olsa gerek) yitirmemek için PARTİ hiç kurmadı.

 

Parti Kurmak ? Bir yerde (tabi ‘üyeleri de varsa’ biliyorsun, bizim Ülkelerimiz toprağında adı ‘parti’ olan ama ne tüzüğü nede ÜYESİ bulunmayan ‘Başkanlık Konseyi’ yada ‘Özel Komite’ ,’Genel Komite’ler gırıla var,dahası ‘SEROKLAR’ tarafından , zaten ‘atama yapılıyor’ üye’ye NE GEREK VAR ? diyen ,yığınca  adı ‘parti’ olarak sıfatlandırılmayacak bir çok örgüt  var. Yani sorun sadece ‘ben partiyim’ demekle ‘parti’ olunmuyor)

 

Parti işlevlerini ve tabana karşı sorumluluğu; yani KONGRE, Konferans gibi işlevleride yerine getirmesi  gerekir. Bu ise en azından ‘YÖNETİMDE  KOLEKTİF BİR ÇALIŞMAYI ‘da zorunlu kılar (şekilsel bile olsa.Stalin’in Bolşevik partiyi ne hale soktuğunu ileride ayrıca ele alacağız ve göreceğiz ki,’en güzel idealler bile kötü yöneticilerin elinde canavara dönüşebiliyor’)

 

İşte Troçki, buna bile tahammül edemediğinden,  hiç bir zaman ‘parti kurma’ gibi bir girişimi olmamıştır, başı ağrımasın diye. Troçki’nin çalışma tarzına göre Kendi ‘efendidir’, etrafındakiler de  bu efendinin parmak işaretine göre dans eden ‘uşak’.

 

‘Evet,şimdi geldik arzu haline , çünkü Troçki kapıda bekliyor. Bekletmeyelim isterseniz ? Huyudur,  hem kendine hayran, hemde biraz  sinirlidir de, bekletilmeyi sevmez.

 

Hadi açalım kapıyı. Xer xati heval  Troçki , xer xati ! (Hoş geldin). Parantezi kapıyoruz burda)

 

SİYAM İKİZLERİ YAN YANA: TROÇKİ ve STALİN

 

Stalinist ‘yoldaşlar’ ne zaman konu Troçki olsa,Yahudinin iflas edince eski defterleri karıştırması gibi,Troçki’nin anti-Leninist  geçen yıllarından (Troçki grubuyla Temmuz-Ağustos 1917’de Lenin’in çağrısı ile  Bolşevik partiye katıldı.

 

Bazıları,Lenin’in çağrısını görmezden gelip,bu ‘çağrıyı’ Stalin’e mal ederler. Yani,babalık yapmıştır Troçki’ye Stalin, demek isterler bu vesile ile, çok kaba bir çarpıtma doğrusu.) bol bol dem vururlar.

 

(İyi de,Lenin’den daha fazla Troçki’yi tanımıyorlardı her halde ,de mi ? Çünkü Lenin,Troçki’yi bile- isteye partiye davet etti ve hemen ilk konferansta da ‘Merkez Komitesi’ne’  aldı.

 

Ve yine ,O ayrı ve zıt kutuplarda oldukları yıllarda, Lenin Troçki’ye en ağır hakaretleri yaparken,Troçki de Lenin’e yapıyordu aynısını) bol bol alıntı vermeyi severler.

 

Aslında ben bunların bir kısmını ‘anlayışla’ karşılıyorum AMA Troçki’nin eski düşüncelerini temcit pilavı gibi ikide bir öne sürerlerken, bir diğer olumsuzluğun batağına düşmekten, bir diğer olumsuzluğu ‘aklamaktan’  kendilerini kurtaramıyor, dahası    Stalin’i  hem aklıyor hemde, Stalin’i , Lenin’le ‘özdeştirererek’  kitlelere ‘her türlü zorbalığı, vahşeti, Sosyalizm diye göstererek, çok daha ağır suç işliyorlar’.

 

Bazen ise, Stalin’i Leninist göstermek için öyle siyasal akrobasi numaraları sergiliyorlar ki  ? Katıla katıla  bizi güldürüyorlar.

 

Bu kısma biraz değinelim:

 

SENDİKALAR ÜZERİNE- LENİN- TROÇKİ  POLEMİĞİ

 

Lenin ile Troçki arasında süren bu polemikler,Stalinistlerin elinde Troçkistleri yıpratmak için bir malzeme olmuştur.

-Belge;‘1920’lerin sonlarında Lenin,Troçki ve Buharin ile Sovyet toplumunda SENDİKALARIN ROLÜ konusunda TERS DÜŞTÜ. Troçki,üretimi ARTIRMAK için SENDİKALARIN devlet GÜCÜNÜN FİİLİ ORGANLARI haline gelmesini,LİDERLERİN SEÇİLEREK DEĞİL, ATAMA yoluyla İŞBAŞINA gelmesini ve Ulusal Ekonomi Konseyi’nin üçte ikisini kontrol etmesini istiyordu.

 

Lenin,Troçki ve Buharine şu alaylı cevabı verecekti; ‘Bu MÜKEMMEL bir bürokrasi örneğidir! Troçki ve Krestinski Sendikaların ‘ÖNCÜ PERSONELİ’Nİ SEÇECEKLERDİR !Dahası, Troçki’nin planı ‘partiye duyulan gereksinimi tahrip edecek’...bu sovyet devleti için, proleterya diktatörlüğü için ÖLÜM DEMEKTİR ’.

 

(K.Neill CAMERON.’Çatışkıların Adamı STALİN’sf.57)

 

Evet,şimdi soralım Stalinist ‘yoldaşlarımıza’, koskoca bir kongre boyunca,Lenin, gerek Buharin,gerek Krestinski,ile  bağıra çağıra tartışırken  ve defalarca SÖZ HAKKI alırlarken ? Sizin Stalin amcanız  bu  tartışamaların NERESİNDEDİR ? HİÇBİR YERİNDE ! Stalin bu kongrede ne elini kaldırır nede ‘görüş’ belirtir.Stalin, her zamanki gibi kulislerde  sinsice güçlü olan tarafı izlemektedir !

Var-mı  aksini ispatlayacağınız bir BELGE ? YOKTUR !..

 

 Lenin’in ölümünden sonra Stalin,kendini  keskin Leninist göstermek için,Troçki ile Lenin arasında süren bu polemikleri,sanki kendi ‘dün’ söylemiş gibi Troçki’ye karşı daha fazla Leninist  olduğunu  partiye ‘ispat’ etmek için kullanacaktır.

 

Halbu ki kendisi bu tartışmaların hiçbir yerinde yoktur bu polemikler yapılırken. Evet,Troçki ile polemik yıllarında ise, Lenin’in yazılarının kötü bir kopyasını  yıllar sonra tekrar ederek, Troçki’nin ardından  şunları söyleyebilmiştir (Troçki sürgündedir o sıra)

 

‘Kautskycilik’, ‘Menşevizm’ vb. gereksiz laf kalabalığı bir yana bırakıldığında, Troçki’nin, işçi örgütleri ile askeri örgütler arasında varolan farkı kavrayamadığı, savaşın bittiği ve sanayinin yeniden canlandırılmasının olduğu bir zamanda askeri yöntemlerle demokratik (sendikal) yöntemleri karşı karşıya koymanın zorunlu, kaçınılmaz olduğunu kavrayamadığı, dolayısıyla askeri yöntemleri sendikalara taşımanın yanlış ve zararlı olduğunu kavrayamadığı açıktır.”    (Stalin, Eserler, 5. Cilt, Sf. 19-20)

 

Peki,bu satırları okuyan ve dünyadan haberi olan bir  okur ? Dönüp Stalin’in yüzüne karşı; ‘iyi hadi hoş bir cevap vermişsin,aslında Lenin’den devşirmene rağmen bu ‘eleştiriyi’,O’nun adını bile vermemişsin AMA sen bu söylediklerinin NERESİNDESİN ? Demez mi !!!

 

Ve dahası şunları da eklemez mi ? ‘GREV hakkkını sen yasaklamadın mı ?’. ‘Sendikaları Parti Sendikası’ diye nitelendirip YÖNETİCİLERİNİ önce ATAMALARLA seçip, sonra işlevsiz hale sokarak sonra da SEN KAPATMADIN mı ?(al sana BÜROKRASİ Lenin’in deyimi ile)

 

 Üretimde ‘çalışan işçiyi ÖDÜLLENDİRME adına, burjuva sistemin TAYLOR –akord- sistemini SEN UYGULAMADIN MI ?. Askeri yöntemlerle Sendikaları yönetip , işçi sınıfını ve her türlü muhalefeti SEN SUSTURMADIN mı ?... 

 

Peki bütün bu düşünceleri daha dün Troçki savunurken, SEN Leninizm şovlarıyla  Troçki’ye bunları savundu diye de  SALDIRAN  SEN DEĞİLMİYDİN !  diyecektir hiç şüphesiz.

 

(Kaynakça. ’Rusya’da Devlet Kapitalizmi’.Tony Cliff.Metis yayınları.E.H.CARR. ‘Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi-1917-1929-Mer  yayınları.)

 

İsmail BEŞİKÇİ hocanın sık sık vurguladığı (Marx’da söyler bunu) çok güzel bir sözü var,der ki; ‘Sözler ve Olaylar OLGULAR ile birlikte ele alınmalıdır’.

 

Eğer biz, söylenen sözlerle HAYATA UYGULANANI bir bütünlük içinde ele almazsak ? Hem kendimizi,hem toplumu kandırmış, hemde DEMAGOJİ  ile gerçeği biribirine karıştırmış oluruz. Böylesi bir metafizik mantıkla giderek Hitler’in ‘Nasyonal Sosyalizm’ (Ulusal Sosyalizm) safsatalarına da inanıp,o’nu da Sosyalist ilan etmemiz mümkün, bu sakat bakış açısıyla.

 

O yüzden; söylem ve eylem (teori ve pratik) bir uyum sağlıyorsa, bir anlamı,bir değeri vardır. Yoksa,bunun adı ;demagojidir, aldatmadır,halk avcılığıdır,’oy’  avcılığıdır.

 

Şunları da ekleyelim buraya  ve soralım Stalinist yoldaşlara;  Troçki hiç olmazsa kendi düşüncelerini açıkça tartışmıştır, ya Stalin ?.. bu ,BİR !

Gelelim,İkinci soruya;Sayın Stalinist ‘yoldaşlar’, (Troçki) Leninizmin altını oyup, BÜROKRAT ve SİNSİCE  bir yönelime girerek, kendi yandaşlarının (Troçki) eline iktidarı vermeye çalışırken ? Diğeri (Stalin) ise Leninizmin en sıradan Demokratik  hak ve özgürlüklerini  bile  DİRİ DİRİ toprağa gömmüştür !

 

Peki,buna ne diyeceksiniz?

 

İleride  daha  bir kaç  örneğini vereceğimiz  gibi, bütün muhalefeti ile birlikte !

 

Peki aralarında ne fark var?

 

Unutmayın ki, SENDİKALAR tartışması 13.Kongre de olmuştur ve Stalin,bir kez bile elini kaldırıp söz hakkı isteyip Lenin’e destek dahi  çıkmamıştır.

 

Stalinist yoldaşlarım (‘Stalinist yoldaşlarım’ terimini,Stalin nezdinde değil,hala o’nu savunupta gerçeği göremeyen –benim 25 yıl savunuculuğunu yaptığım gibi bilgisizce- arkadaşlar için kullanıyorum.Stalin’i yoldaş gördüğümden değil ), kendi tarihleriye  hesaplaşmalıdır artık  ve şunu da iyice  bilmelidirler ki ;

 

‘çocuklar büyüdüler, eski oyuncaklarla Oynamıyorlar artık!’

.....................................................


    HIZLI SANAYİLEŞME-

STALİN, YİNE TROÇKİ’nin İZİNDE

 

1925 yılları Bolşevik Partinin için için kaynadığı yıllardır.İç çatışmalar,hele hele,Stalin’in Kamenev ve Zinovyev  ile kendi aralarında 1921 yılında 10.Parti Kongresinden sonra partiden ‘gizli’ olarak kurdukları ‘TRİVMA’ (‘Üçlü Çete’ Lenin,parti içinde ama partiden gizli kurulan bu şebekeden habersizdi önceleri AMA sonra bu ‘Triuvma’yı (diğer adıyla; ’SEMYORKA’) ortadan kaldırmak için bizzat Troçki’den yardım isteyecektir ama Troçki gıkını bile çıkarmayacaktır. (Bakınız.Selim İLERİ.’Bir Gün Bile Yaşamak’ sf.572) 

 

Çünkü Troçki’yi etksiz ve yetkisiz hale getirmişlerdir, şimdi biribiriyle kapışacaklardır iktidar için ama daha zaman var. Biz buraya  fırtına öncesini alıyoruz.

 

Lenin’in uzun yıllar sürecek dediği NEP (Yeni Ekonomik Politika= diğer bir deyimle; Proleterya  Diktatörlüğü denetiminde küçük ve zengin köylülüğün kapitalist  tarzda geliştirilmesi)

 

‘Köylülere,Özgürce gelişin diye bağırmaktadır 13.Kongreden bu yana Buharin’.Lenin’de bu politikayı zaten üretimin gelişmesi için gündeme getirmişti. AMA şimdiki yer 14.Parti Kongresi idi.

 

Buharini destekleyen ve hala ‘MK’da olan Troçki’de orda ama ‘Merkez Komitesi’ etiketi taşımasına rağmen,kendi ‘üzgün’ isteğiyle (aslında Troçki ‘mağdur’ rolü oynayarak ve duygulara hitap edeceğini sanarak, Stalin ve ‘Triuvma’ karşında bir kez daha geri adım atmış, ‘Kızıl Ordu Komutanlığından’ da,diğer sorumluluklarından da, kendi isteğiyle ‘istifa’ etmiş, tamda Stalin’in istediği şeyleri eline vermişti) artık ‘sembolik’ bir değerden öteye gitmeyen bir kariyer (‘Merkez Komite’de hala,) sahibidir Troçki.

 

KOZLAR ORTAYA  DÖKÜLÜRKEN –

TRİUVMA  ÇÖZÜLÜYOR

 

Bu Kongre de,baş konuşmacılar,Stalin,Zinovyev,Preobrazhensky,Buharin’dir. Troçki ise ‘Hızlı Sanayileşmeyi’ ve ‘küçük Köylülüğü zorla kolhozlara’ sokmayı ,Ekim devriminin başından beri savunmaktadır. Yani,bu ‘fikrin ‘isim babası’ Troçki’dir’.Bu yüzden  BUHARİN, Zinovyev’e saldırırken, Zinovyev’i, ‘Troçkist’ olmakla suçluyordu.

 

Bu kongrede ORTADA oynayan bir adam vardı yine STALİN. Rakiplerinin birbirini yıpratmalarını seviçle izliyordu ve konuştuğunda , ’yarım ağızla’ Buharin’i destekliyordu. Yani,’köylülüğün desteklenmesi ve zenginleştirilmesi’ politikasını. ‘Triuvma’ da çatlaklar bu kongrede su yüzüne çıkıyordu. ‘Kulaklara’ ve küçük köylü işletmelerine takınılacak ‘tavır’ bu kongrede onaylanmadı. Maç,berabere bitti yani. Vuslad, bir başka bahara kalmıştı.

 

(E.H.CARR. ’Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi’.sf.84.85.86.87.88.89.)

 

            HASAD ZAMANI  

STALİN BÜTÜN MUHALİFLERİNİ –ALT  EDİYOR

 

‘Triuvma’ çatlamıştı.Bu sefer bazı  muhalifler  tıpkı Stalin’in önceleri yaptığı gibi,‘pragmatist’ bir ‘koalisyon’ kurarak Stalin’e karşı ‘birleşmişlerdi’. Yani, Troçki, Zinovyev ve Kamanev. Yıl 1926. Yer;15.Parti kongresi.


Başını,Troçki,Zinovyev ve Kamenev’in çektiği ‘Birleşik MUHALEFET; ‘Küçük ölçekli üretimi, büyük ölçekli KOLEKTİF üretime dönüştürmek’ gerekir,diye bastırıyorlardı.Bu aynı zamanda Lenin’in ‘uzun yıllar alacak’ dediği NEP (‘Yeni Ekonomik Politika’) çizgisinden kopuşun bir ifadesiydi.

 

Stalin, ’ birleşik muhalefete’  şöyle cevap verecekti;‘yığınsal kolektivizasyona ÇOK ERKEN başlamanın,Sanayileşmenin başarılması için ‘barışa’ gereksinim duyulduğu bir dönemde, kırsal alanda bir İÇ SAVAŞA yol açacağı..’ gerekçesiyle KARŞI ÇIKIYORDU. NEP politikasını savunanları bu çalımla (Başta BUHARİN..) yanına almış oldu. 

 

(Kennet.Neill Cameron. ‘Stalin,Çatışkıların Adamı’ sf.59.60.Ceylan yayınları.Birinci basım.1997)

1927 yılı ‘birleşik muhalefetin’ ÖLÜM yılı olacaktır. Troçki,önce tutuklanacak, sonra ALMA ATA’ya sürgüne yollanacaktır. Elbette,bizim değinmek istediğimiz bu değil, asıl garip şey ondan sonra başlayacaktır;

 

’1927-1928-1929 yıllarında, yani bütün muhalfet ya tutuklandıktan, yada Sürgün edildikten sonra hepimizin bildiği; ‘hızlı sanayileşme’  adına, ‘TARIMIN KOLEKTİVİZASYONU’ denilen , haçlı seferi başlatılacaktı KÖYLÜLERE KARŞI!

 

Evet,muhalefet yok edildikten BİR YIL  SONRA ! Stalin, Troçki’nin ileri sürdüğü bütün tezleri şimdi kendi uyguluyordu ama TROÇKİ’SİZ ! Kariyer ve Koltuk kavgasından başka bir şey değildi O’nunla Troçki arasındaki kavga.Bu ‘Söyleşiye’ başlarken; bunlar ‘Siyam ikizleridir’ demiştim ve hala diyorum. İtirazı olan varsa ? Lütfen belgelesin.

 

   TROÇKİ  İSTANBUL’DA DURUMU  DEĞERLENDİRİYOR

 

Troçki Konuşuyor; ‘Benim köylüyü soymak istediğim ileri sürüldü.Yalandır aksine olarak sanayi süratle o hale getirmek lazımdır ki,köylünün taleplerini karşılayabilsin. Stalin’le bu İHTİLAFIMIZ Lenin’in ölümünden beri devam ediyor.Stalin’e göre,sanayinin çok hızlı gelişmesi köylü sınıfını geride bırakacaktır.Ben diyorum ki sanayinin gelişmesindeki gecikmeler tarımın gelişmesini de geciktiriyor’ (Bir gazeteci ile yaptığı ‘söyleşi’. Aktaran; Ömer Sami COŞAR. Kitap. ‘Troçki İstanbul’da’. Sf.100-101. Yaylacık yayıncılık.Basım.1969)

 

Bir başka gazeteci; Stalin,tam sizin dediğiniz gibi hızlı sanayileşmeye ve köylülüğü kolektivizme almaya başladı, ne diyorsunuz ? diyince, Troçki pişkin bir yüzle; ama ben Stalin’in yaptığı gibi dememiştim,diyecektir aynı yerde... O sadece ‘iyi’ bir hatip değil, çok ‘iyi’ bir Şovmen,’dünkü’ söylediklerini rahatlıkla çarpıtacak kadar  kaypaktır da.Troçki,tıpkı bir ‘Kevgire’ benziyordu, üzerinde bir şeyin durması mümkün olmayan,sürekli kayan bir kevgire.Stalin o’nun bu yönünü ‘iyi’ tahlil etmişti.

 

Troçki ‘A’ dese ? STALİN  ‘Z’ demeyi bir namus borcu sayardı. STALİN  ‘B’ dese, Troçki ‘R’ diye hemen sallardı.Dikkat edilirse,Stalin ,Troçki’nin söylediği ‘aynı’  şeyleri yapınca, bu sefer Troçki çark etmektedir,’ben öyle demedim’ diye.Aslında bu ‘Siyam İkizleri’  aynı yumurtanın  ‘ikizleriydi’ hepsi bu.Tekrar etmek istiyorum; bütün bunlara rağmen Stalin,Troçki’nin bütün teorik düşüncelerini adım adım izliyor ve hayata uyguluyordu da...

 

BİR   ANEKDOT– BİRAZ GÜLELİM

 

Bende yoruldum yazmaktan,okur da usandı okumaktan , en iyisi bu söyleşinin son kısmına bir anekdot ekleyelim ve bitirelim müsadenizle.Bu fıkrayı o tarihlerde Rusya da anlatanlar, üç yıl hapis cezası ile cezalandırılıyormuş. (Ömer Sami Coşar’ın kitabında bu Anekdot.sf.95,ben biraz değiştirdim kitaba ulaşamayacak okurları düşünerek.Öz aynı) Ben  orada olsaydım, bağıra çağıra anlatır, bu cezayı seve seve üstlenirdim. Değer bu cezaya, şu anekdot;                  

 

        Anekdot

 

Troçki, İstanbul’a sürgün(1929) edilmiştir ve Büyük Ada’da eski  bir Köşkü  kiralar. Hergün balığa çıkmaktadır korumalarıyla.

Bir gün yine  denize açılmışken, gözleri uzakların derinliğine dalar. Bu durum korumalarının dikkatini çeker ve sorarlar;

-

Ne oldu sayın Leon Davidoviç Troçki ?

 

-Troçki; Düşünüyorum da, Lenin sağ olsaydı, şimdi O’da benimle beraber burda balık tutardı. Beraber olurduk.’ der.

................

 

Halim Kar/ 3 Kasım 2008

 

Not; bu yazım bu tarihlerde (3 Kasım 2008) bir söyleşi olarak çeşitli sitelerde yayınlanmış ve bütün soruları ben düzenleyip,sonra cevap vermeye çalışmıştım. Burada ‘söyleşiyi’ yapan arkadaşı aradan çıkararak, direk anlatıma yer verdim. Bu yazı kitabıma girecektir. 

 

Kendi sitemizde yayınladığımız Tarih: 7 Mart 2010 Pazar

 

Halim KAR- (Oturan Adam)  


Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.