Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Son Yorumlar

Lenin: ‘Bir aşçıya bile devlet yönetmesini öğreteceğiz‘ (Devlet ve İhtilal).. Aynı Lenin: ‘Her işçi devleti yönetebilirmi? Pratik adamlar bilir ki bu bir masaldır‘. (Lenin, ‚Rusya Madencileri 2.Kongre Raporu)

 

Şubat 1917 burjuva devrimi sonrası ‘iki iktidarın‘ ortaya çıktığını belirtmiştik önceki incelememizde.
 
İşte bu Ekim Devrimine kadar süren zaman içinde işçiler birçok hak elde etmişlerdi. ‚Geçici Hükümetin‘ itirazlarına ve tepkisine rağmen. ‘Fabrika Komiteleri‘ bunlardan sadece biriydi. İşçiler, Menşevikler ve burjuvazinin hakimiyetinde olan sendiklara karşı ‘Fabrika Komiteleri‘ oluşturmuş, üretimden, fabrikalara işci alıp, işçi atmaya varana kadar bütün yetkileri kendi ellerine toplamışlardı çoğu yerde. İşçilerin bu tavrını, ‘Fabrika Komitelerini‘ destekleyen en önemli grup Bolşeviklerdi, bir diğer grup Anarşistlerdi.
 
‘Fabrika Komiteleri‘ tamamen işçilerden oluşuyor, üretenin aynı zamanda üretim ve üretim ilişkilerinde de söz sahibi olmasına yol açıyor, siyasi gelişmelerde pratik tavır takınmalarına ve orada da etkili bir güç olmalarına olanak veriyordu. ( Grevler, üretimi durdurma…)
 
İşçi sınıfı adına iktidara gelen Bolşevik Parti, ne tuhaftır ki dün destekledikleri ‘Fabrika Komitelerini‘ hemen 1918 yılında ekonomiyi ‘Merkezleştirme‘ adına tasfiyeye yöneldiler.
26 Ekim 1917 ‘ikinci Bütün Rusya Sovyetler Kongresinde‘ Bolşevik sözcüler şöyle diyorlardı:
 
‘Devrim zafere ulaşmıştır…Bütün iktidar sovyetlere geçmiştir…Bir kaç gün içinde işçilerin sorunlarıyla ilgili yeni yasalar açıklanacaktır. En önemlilerinden biri, işçilerin üretimi DENETLEMESİYLE ve sanayinin normal koşullara dönmesiyle ilgili olacaktır. Petrgrad`daki grevler zararlıdır. Sizden ekonomik ve siyasal sorunlarla ilgili bütün grevlere bir son vermenizi, işe geri dönmenizi ve işi tamamen düzenli biçimde yürütmenizi rica ediyoruz…‘ ( G.K.Ordhonikidze ‘Seçilmiş Makaleler‘den aktaran; Maurice BRINTON. )
 
Bizim tanıdığımız isimle Orkinzade`nin bu açıklamasında küçük bir yanlışlık vardı; iktidar , ‘Sovyetlere‘ değil, (‘Sovyetler‘ içinde bütün devrimci ve reformist gruplar vardı) tek başına Bolşevik Parti‘nin eline geçmişti ve sonuna kadar da hep böyle kalacaktı.
 
Diğer konuya gelecek olursak, işçilerin üretimdeki söz haklarının ‘işçi denetimin‘ yeni belirlenmiş şekline bakmamız lazım.
 
İşçi Denetimi Ortadan Kaldırılıyor!
 
Lenin`in kaleme aldığı; ‘İşçi denetimi taslak hükümlerini‘ savunan Milyutin:
 
‘Hayat birden karşımıza çıktı…tehlikeli bir konum olan İŞÇI DENETİMİNİ, katı tek bir devlet aygıtında birleştirmek acilen gerekmişti‘ diyerek özürü içinde, yapılacakları söylüyordu. ( Protokoly Zasedanii. VTs IKZ soyva ( 1918 ) Belgeyi aktaran Maurice Brinton. )
 
Adımlar atıldı. Bolşevik Parti önderliğinde ‘Bölgesel İşçi Denetimi Konseyi‘ kuruldu. Bunun da üzerinde ‘Bütün Rusya İşçi Denetim Konseyi Kuruldu‘.
 
‘Bütün Rusya İşçi Denetim Konseyi 21 temsilciden oluşacaktı. Bunlardan 5`i Bütün Rusya Sovyetler merkez komitesinden, 5`i Bütün Rusya Sendikalar Konseyi yürütme kurulundan, 5`i mühendisler ve teknisyenler derneğinden, 2`si Tarımcılar derneğinden, 2`si Petrograd Sendikalar Konseyinden, 1`i yüzbinden az üyesi bulunan…Bütün Rusya Sendiklara Konfederasyonundan ve 5`i de Bütün Rusya ‘Fabrika Komiteleri Konseyinden‘ ( Maurice Brinton)
 
Dikkat ederseniz ‘Fabrika Komiteleri Konseyi‘ yani işçilerin mevcudu,temsili, bu dev bürokrasi içinde sadece yüzde beş!‘. Tarımcılar Derneğine (Köylülük yani) ise sadece ‘yüzde iki‘ ile temsil hakkı tanınıyor.
Böylesi bir organizasyonda, gerek işçilerin, gerekse köylülerin sesinini duyurması mümkünmü? Zordu elbette. Ama,herşeye rağmen ‘Legal Muhalif Partiler’ yasaklandıktan sonra, buradan çıkmaya başlayacaktır aykırı sesler yinede.
 
Troçki, ‘işçi denetimi’nin ortadan kaldırıldığını gördükten sonra,çatlaklara yine sızmakta gecikmedi. ‘Sendika yöneticilerini Parti atamalı.. Sendikalar askerileştirilmeli ve ulusal ekonominin üçte/ikisini denetlemesi sendikalar yapmalıydı… ‘ Lenin,Troçki’nin bu tezlerine ‘işte size mükemmel bir bürokrasi örneği’ diyerek yanıt verip rededecekti.
 
Aslında Lenin,dönüp arkasına bir baksa, kendi yarattığı rejimin katı bir bürokrasi örneği olduğunu görecekti. Troçki sadece kırıntı şeklinde kalmış olan özgürlükleride ortadan kaldırmaya çalışıyordu, o kadar. Sendikaların askerileştirilmesi (devlet denetimine alınması) ne oluyordu peki? Eh,Troçki o zaman ‘Kızıl Ordu Komutanı’ olduğu için, iktidarda kendine kalacaktı bu vesile ile.
 
Troçki’nin savunduğu hiçbir düşünce ‘demokrasi’ kavramıyla uyuşmaz; eğer o muhalefttesye? Keskin demokrattır! Yok,iktidardaysa? Müthiş bir Tiran! Bu yüzden Bukalemunun her gittiği yerin rengine bürünmesi gibi; siyasi görüşleri sık sık değişir,nerde çatlak orda Troçki! Kollektif çalışmaya gelmez, kendi kişisel diktatörlüğüdür o’nun ‘demokrasi’den anladığı,kendine tapar ve hep kendi yanıdır o’nun yanı.
 
O’nu en iyi Stalin anladı ve o’nun her dediğini Stalin hayata uyguladı. (Sendika yöneticilerini ‘atama’ usulü ile tayin etme ve sendikaları parti bürosu haline sokma işini Stalin yapacaktı ileride)
 
Lenin Rusyasıyla kaldığımız yerden devam edelim, ipin ucu nerdeyse elimizden kaçacak.
Fabrikalarda ‘işçi denetimi‘ ortadan kaldırıldıktan sonra, ‘ müdürler‘ tarafından yönetilmeye başlanacaktı.
 
Bu dev bürokrasi çarkı içinde işçileri etkisizleştirmek yeterli bulunmamış olacak ki VESENKA ( Yüksek Ekonomik Konsey ) oluşturuldu, buna bağlı olarak sanayinin farklı kesimleriyle ilgilenmek üzere yerel ‘Merkezler‘ (Glavki) ve bölgesel organlar, ‘Ulusal Ekonomi Yerel Konseyi‘ ( Sovnarkom) oluşturuldu.
 
Devam edelim daha iyi anlaşılması için;
 
Kasım 1917`de kurulan, ‘Posta ve Telgraf Halk Komiserliği‘ 9 Kasım tarihinde yayınladığı ‘Kararname‘ açıkça işçilere meydan okuma ve tehditle doluydu, (devrim öncesi,işçiler denetliyordu buralarıda) şöyle diyordu:
 
‘Posta ve Telgraf Dairesi`nin idaresi için oluşturulan ve GÜYA inisiyatifi ellerinde tutan GRUP ve KOMİTENİN hiçbirinin, MERKEZİ İKTİDARA ve Halk KOMİSERLİĞİ olarak bana ait olan işlevleri gasp edemeyeceğini ilan ediyorum.‘ (Belgeyi aktaran E.H. Carr.‘Bolşevik Devrimi‘. Metis Yayınları. Cilt 2 )
 
‘İşçi devleti‘, daha devrimin arifesinde, işçilerin hertürlü üretimin ve ulaşımın üzerindeki söz hakkını bu dev bürokrasiyle boğmuş, parti diktasını ön plana çıkarmış, herşeyi partiye bağlamıştı.
 
Bolşevik Parti ‘tekelini‘ her alanda kuruyordu, işçi sınıfının (‘işçi yönetimi‘ lafını artık bir kenara bırakalım) adı ve ‘denetimi‘ bir aksesuar gibi duruyordu bu kurulan rejimde.
‘Ocak 1919`da yapılan ‘Tüm Rusya İşçi Sendikaları Kongresi`nde Kongre‘ye katılan 600`ü aşkın delegenin 450`si Bolşevik Parti delegeleriydi.‘ ( bakınız. E.H.Carr. Metis Yayınları ) Diğer arda kalan (Bolşevik olmayan 150 delege ) ise zaman içinde pasifize edilecekti.
 
Lenin, Bolşevik Partiyi yönettiği gibi tüm Ülkeyi yönetmeye kalkmıştı.
Aslında bu sözlerimiz bile gerçeğin bir kısmını ifade eder. Öyle ya ? Lenin, eğer muhalefetteki Lenin olsaydı, kendi parti kuramına göre bile: ‘azınlık, çoğunluğa tabii olmalıydı‘, Şimdi ise Lenin, küçük bir azınlığa (kendi partisine) büyük bir çoğunluğu tabi kılıyor ve bu azınlığın kurallarına bütün Rusya’yı ve yeni kurulan Cumhuriyetleri uydurmaya çalışıyordu.
 
(Hatırlatalım; O tarihlerde işçi sınıfı mevcudu ‘On Milyonu‘ geçmiyordu, tüm Rusya -Sömürgeleri dahil-, 204 milyondu)
 
Gariptir,işçi sınıfını iktidara getirme düşleri ile yola çıkan bir parti, ilk önce işçi sınıfının denetim (yönetime zaten hiçbir zaman gelemdi bu sınıf) haklarını elinden almıştı. Evet,bütün bunlar 1917-1919 arasında oldu.
 
Sahi,sıra kime gelmişti ?
 
Bütün Muhalefet Yasaklanıyor
 
1919 yılları Lenin`in muhalefetin önüne yasaklar koymaya başladığı yıllardır.
 
Şöyle sesleniyordu Partisi dışındaki muhalefete Mart 1919 yılında yapılan 8.Kongrede Lenin;
 
‘Devrimimizin üzerine kafa yoracaklarına, günümüzde önümüze çıkan görevlerin neler olduğunu arastiracaklarina, bütün bunlar yerine, Sovyet İktidarının aldığı her önlemi, Menşevik ve Sağcı Sosyalist- Devrimci bayların yaptığı gibi, alay etmek ve sözümona eleştirmek için bahane sayacak olan kimseler elbette olacaktır. Bunlar, burjuva diktatörlüğü ile bizim aramızda bir seçim yapmak ZORUNDA bulunduklarını anlamayanlardır. Bunlara karşı çok sabırla ve SAFLIKLA davrandık; kendilerine, bir kez daha bu saflığımızı denemeleri fırsatını vereceğiz, ama EĞER TERCİHLERİNİ YAPMAZLARSA, yakın bir gelecekte, bu sabra ve saflığa SON VERECEĞİZ; ve kendilerine, gayet ciddi olarak KOLÇAK`ın ( Çarın Generali.bn. O.A) yanına gitmelerini önereceğiz’ ( Lenin.’İsçi Sınıfı ve Köylülük’. )
 
Lenin, kendinden olmayan muhalefeti açık açık; ya bizden olacaksın, ya da Çar`da diyerek tehdit ediyordu.
 
a) Parantez açmak zorundayız burada.
Muhalefet. İsmi üzerinde ‘muhalefet’ yani bizden olmayan, bizim yaptıklarımızı tasvip etmeyen, farklı örgütlenmesi ve persfektifi olan, farklı proğram ve tüzüğe sahip devrimci yada reformist gruplar ya da partiler, kişiler vs. demektir.
 
Ve her muhalefet şu veya bu sınıfın, grubun, sözcüsü, temsilcisidir. Hele Rusya gibi yüzde 85`i küçük üretime dayalı bir ülkede bunların çokluğu ve çeşitliliği çok normaldir. Ve yine belirtmekte fayda vardır ki; proletarya’nın da farklı hizipleri,partileri olur,tıpkı burjuvazinin olduğu gibi. Lenin bunları bilmeyen biri değil elbette.
 
Bu farklılığı görüpte, bilipte ( taa başından beri ), buna tahammül etmemek diktatörce bir davranıştır.
 
Böylesi bir (kendi partisinden başka kimseye hak tanımamak) ‘diktatörlüğün’ proleter demokrasi ya da Proletarya diktatörlüğüyle de ortak bir noktası yoktur.
 
Daha düne kadar (muhalefetteyken); ‘Proleter Demokrasi Burjuva demokrasisinden milyon kez daha demokratiktir‘, diyen de Lenin`di halbuki.
 
Şimdi ise muhalafeti,ya Bolşevikleri destekleyeceksiniz yada Çarın generali Kolçak’ı, diye tehdit edende kendisiydi. Muhalefete tek olanak bırakıyordu; ya bizdensiniz, yada karşı devrimden!
 
Bu muhalefet;hem işgalci güçlere karşı savaşıyordu,savaşmıştı (tıpkı MAHNO anarşist hareketi gibi; Ukrayna’dan Almanları sürüp çıkaran bu hareketti) hemde Çarlık ordusuna karşı durmuştu. Ama Lenin’in muhalefetin ‘eleştirisine’ bile tahmülü yoktu.
 
Ya Bolşevik Partiden olacaktın (Lenin`e göre ) ya da Çar`ın generallerinden. Lenin yukarıdaki sözleri, tehditleri Mart 1919’da söylemişti muhalefet için.
 
Tarihin yaprakları fazla değil, 1919 Eylül`ünü gösterdiğinde ise Bolşevik parti dışında olan bütün muhalefet ‚Yasa-Dışı‘ ilan edilecek, yasaklanacaktı.
 
Muhalefetteki Lenin ile, İktidardaki Lenin,çok farklı hatta birbirinin tam tersiydi.
 
Muhalefetteki Lenin,şu gördükleri karşısında; hem Rosa’dan,hem Kautski’den ÖZÜR diliyor hemde, iktidardaki Lenin’e ‘despot….’ diye bağırıyordu...
 
Yayın tarihi-11 Aralık 2011-Devam edecek..
 
Kitap için yazıldığı tarih-Haziran 2005
 

Halim KAR

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.