Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Amazonların, daha iyi 'yay' kontrolüne sahip olmak için sağ memelerini kestikleri düşüncesi, Yunanlıların gözünde bir tür vahşi insan görüntüsü sunuyordu...

Şairler... Truva’nın yıkılışı esnasında onlarla birlikte savaşan Amazonları anlattılar....

 

Tarkan Tufan/Dünya Forum: Amazonlar; Özgür, Mağrur ve Cesur kadınlar

Yunanlı tarihçi Herodot’un 5. yüzyılda yazdığı eserler, Thermodon savaşında Yunanlılara karşı savaşı kaybeden bir grup savaşçıdan bahseder. Herodot’un anlattığı Amazonlar esir alınmış ve gemilere konmuştu.

Ancak Yunan askerlerini öldürüp gemiyi ele geçirdiler. Yelken kullanmayı bilmeyen kadınlar Karadeniz kıyılarına, göçebe bir toplum olan İskitlerin topraklarına sürüklendi...

Rusya’nın güneyindeki bozkırlarda yüksek bir statüye sahip savaşçı kadınlar hakkındaki ilk doğrudan kanıt, 4. ve 6. yüzyıllar arasına tarihlenen Sarmat kültürünün mezar alanlarında yapılan kazılarda elde edildi.

Mezarlardaki eşyalara bakıldığında, Sarmatyalıların göçebe, hayvancılıkta uzman ve savaşta yetenekli olduğu görülüyor.

Milattan önce 4. yüzyılda ortaya çıkan Sarmat kültürü, geçimlerini hayvan yetiştirerek sağlayan ve savaş sanatında ustalaşan göçebe bir toplum olarak gelişti.

Hâkimiyet bölgesini genişleten kültür, kısa süre sonra yapısını da değiştirecekti. Gelişen toplum yapısıyla birlikte güçlenen bir kadın anlayışı ortaya çıktı. Kısmen, bir tür rahibe hayatı yaşadıklarını gösteren ve bu kültüre ait eserleri barındıran mezarlar bulunsa da yeni mezarlarda daha ziyade altın ve süs eşyaları mezarlardan çıktı.

Böylesi bir evrim, kadınların toplumda sahip oldukları statünün git gide değiştiğinin bir göstergesi durumunda.

Sarmatlar, M.Ö. 2. ilâ 3. yüzyıllara dek, Karadeniz’in batısına ve kuzeyine göç etmeyi sürdürdü ve sonunda Dacia bölgesini (günümüzde Romanya) işgal ettiler.

Milattan sonra 3. yüzyılda Sarmatyalılar, Gotlar tarafından işgale uğradı ve M.S. 370 yılında Hunlar tarafından mağlup edildi ve hayatta kalanlar zamanla asimile oldular.

Kimi araştırmacılar, Sarmat toplumunun Moğolların fetih kollarının soyundan gelmiş olabileceğini düşünüyor.

Yunan tarihçi Herodot’un 5. yüzyılda yazdığı eserler, Thermodon savaşında Yunanlara karşı savaşı kaybeden bir grup savaşçıdan bahseder.

Herodot’un anlattığı Amazonlar esir alındı ve gemilere kondu; ancak Yunan askerlerini öldürüp gemiyi ele geçirdiler.

Yelken kullanmayı bilmeyen kadınlar Karadeniz kıyılarına, göçebe bir toplum olan İskitlerin topraklarına sürüklendi.

Herodot’un söylediğine göre, İskit halkıyla evlendiler ve kocalarını kuzeydoğudaki düz ovalara, yüksek dağlara ve Rus bozkırlarına doğru ilerlemeye ikna ettiler; bu grup nihayetinde Sarmatya kültürünün kurucusuna dönüştü.

Efsane ya da gerçek, teorilerin hiçbiri Amazonların kökenlerini yeterince ayrıntılı açıklayamıyor.

Eğer bu savaşçı kadınlar Yunan hayâl gücünün bir ürünü olsaydı, bu türden titiz bir kurgunun ilham kaynağının kim ya da ne olduğu sorusuna hâlâ bir yanıt verilmiş değil.

Amazonların daha iyi yay kontrolüne sahip olmak için sağ memelerini kestikleri düşüncesi, Yunanlıların gözünde bir tür vahşi insan görüntüsü sunuyordu.

İLK KEZ HOMEROS BAHSEDER

Milattan önce sekizinci yüzyılda yaşayan ozan Homeros, Amazonların varlığından bahseden ilk kişiydi.

İlyada’da Homeros, Amazonlardan “erkek düşmanı” veya “erkeğe denk” gibi çok farklı tercümelere yol açan muğlak bir terim olan “antianeirai” diyerek bahseder.

Her halükârda bu kadınlar Homeros’un erkek karakterleri açısından, onları korkakça kabadayılıklara maruz kalmaksızın öldürmekle yetinecek kadar sert görülüyordu.

Sonraki nesillerde şairler daha da ileri gitti ve Truva’nın yıkılışı esnasında onlarla birlikte savaşan Amazonları anlattılar.

Miletli Arktinos, Yunanlı Aşil’in giriştiği mücadelede Amazon Kraliçesi Penthesilea’yı nasıl öldürdüğünü anlatır; ölümcül bir romantizm barındıran hikâye, kaskının kaymasıyla miğferinin altındaki güzel yüzünü görür görmez öldürdüğü kadına âşık olduğundan bahseder.

Bu olayın ardından, Amazonlar Atina’nın temel efsanelerinde vazgeçilmez bir yere sahip oldular.

Herkül, ölümlülerin bir tanrı olmaya devam etmeleri arzusunu, Amazon Kraliçesi Hippolyta’dan aldığı sihirli bir kemer aracılığıyla yerine getirir.

Milattan önce 6. yüzyılın ortalarında, Atina’nın galibiyeti ve Amazonların yenilgisi, tarihte bir değişim yaratacaktı. Herkül’e karşı savaşan Amazonlar efsanesi, Atinalıların antik Yunan’ın birleştiricisi olarak kutsal bir değer verdiği Theseus’u da kapsayacak şekilde uyarlandı.

Bu yeni versiyonda, Amazonlar Theseus’un anlattığı kadarıyla, bir felâket ordusu gibi geldi ve “Attik Savaşı” adıyla bilinen bir savaşta şehre saldırdı.

M.S. birinci yüz yılda yaşayan Yunan tarihçi Plutarkos’a göre Amazonlar, Theseus’un gözünde önemsiz ve güçsüz bir topluluk değildi. Çünkü onlar, kamplarını şehir dışında kurmuş, şehrin caddelerinde cesaretle savaşmışlardı; çevre kentlere saldırmadılar ve şehri hazırlıksız yakaladılar. Atinalıların cesareti günü kurtarmalarına yardım etmişti.

Amazonların izleri Heredot’tan sonra neredeyse yeryüzünden silindi. 1990’ların başlarında ABD-Rus ortak arkeolog ekibi, Kazakistan yakınlarındaki güney Ural steplerinde bulunan Pokrovka’nın dışında bulunan 2 bin yıllık mezar höyüklerini kazarken olağanüstü bir keşif yaptı.

Orada, Sarmatyalılara ve onların soyundan gelenlere ait 150’den fazla mezar buldular. “Sıradan kadın” mezarları arasında, araştırmacılar hiç de sıradan görünmeyen kadınların eşyalarını ortaya çıkardılar. Silahlarıyla gömülmüş savaşçı kadın mezarları vardı.

Sürekli at sürdüğü belli olan bir kadın, sol tarafında demirden bir hançer ve sağında 40 bronz uçlu oku bulunan bir yayla yatıyordu.

Başka bir dişinin iskeletindeyse, karnında saplı halde duran bükülmüş bir ok ucu vardı. Arkeologları hayrete düşüren şey, bu kadar yaygın yaraların ve hançerin varlığıydı.

Amazon efsanelerine ilham veren kadın savaşçılara ilişkin kanıtlar böylece bulundu.

Son yıllarda, yeni arkeolojik buluntuların bir araya gelmesi ve eski keşiflerin yeniden değerlendirilmesi, Pokrovka bölgesinin bir istisna olmadığını doğruluyor. Steplerin Sarmat ve İskit göçebe halkları, Atina’daki çağdaşlarının kentlerinden çok daha esnek ve akıcı bir toplumsal düzen içinde yaşadılar.

DÖVMELERLE BEZELİ BEDENLER

Antik Trak resimlerinde, Trakyalı ve İskit kadın imgelerinde göz alıcı güzellikte ve ayrıntılı dövmeler bulunur. Antik Yunan tarihçileri, Avrasya’daki kabilelerin dövme sevgisinden bahseder.

Bir görüşe göre, İskit kadınlar zaman içerisinde Trakyalı kadınlara dövme yapmayı öğrettiler. Yunanlıların Karadeniz bölgesinden çok sayıda kölesi vardı ve hepsi dövmeler taşıyordu. Yunanlılar, dövmeyi bir tür ceza olarak gördüler.

Yoksa kim, bedenine gönüllü olarak dövme yaptırırdı ki?

Bu yabancı ve savaşçı kültüre karşı yaşanan mücadeleler boyunca, onların cezbedici gücüyle karışık, derin bir korku hissettiler.

Bunun ötesinde, Amazon benzeri kadınların dövme sahibi olduğu konusunda arkeolojik kanıtlar da mevcut. Eski İskit mezarlarında dövme aletleri bulundu; birkaç dövmeli İskit erkek ve kadının donmuş bedenleri mezarlardan bozulmamış halde çıkarıldı.

Yunan efsanelerindekileri andıran melez hayvanların (kartal başlı, geyik bacaklı ve aslan gövdeli hayali varlıklar) dışında, en sık rastlanan dövmeler, steplerde besledikleri ve hayatlarının ayrılmaz bir parçası olan geyik ve sığırlara ilişkin olanlardı.

PANTOLONUN MUCİTLERİ

Yunanlılar, pantolonun icadına ilişkin olarak üç farklı savaşçı kadından bahseder. Bunlardan biri olan ve Kafkasya bölgesinden gelen efsanevi bir büyücü ve prenses olan Medea, İskitler ve Persler tarafından benimsenen bu giysiyi icat emişti.

Diğer iki anlatıysa, efsanevi bir Asur figürü olan Kraliçe Semiramis ve “kızıl kadın” anlamına gelen Kraliçe Rhodogune’ye ilişkindi.

Yunanlılar bu toplumlarla komşuydu. Kesin olan şu ki; pantolonlar ilk olarak atla gezen insanlar tarafından icat edildi ve bunlar bozkırda yaşayan insanlardı.

Pantolonlar kişiye özel üretiliyordu; parçalar tek seferde kesilmiş ve dikilmişlerdi. Yunanlılar bir iğne ile tutturulan dikdörtgen kumaşlar giyerdi. Pantolonun barbarlar tarafından giyilen iğrenç bir giysi olduğunu düşünüyorlardı.

Öte yandan, bu ölümcül ve cezbedici düşman, her seferinde onları daha fazla kendine hayran bırakıyordu.

Yunan vazo resimlerinde Amazonlar çılgınca boyalara bulanmış ve pantolonlu ya da taytlı atlılar olarak tasvir ediliyordu. Yunan erkekleri gibi kadınları da pantolon giymedi.

Yine de kadınların parfüm kavanozlarında ve mücevher kutularında pantolon giymiş güzel Amazon kadınların resimlerine rastlanır.

https://www.greeka.com/greece-myths/amazons.htm

https://www.newyorker.com/books/joshua-rothman/real-amazons

http://www.pbs.org/wnet/secrets/amazon-warrior-women-background/1466/

https://news.nationalgeographic.com/news/2014/10/141029-amazons-scythians-hunger-games-herodotus-ice-princess-tattoo-cannabis/

https://theconversation.com/the-truth-about-the-amazons-the-real-wonder-women-78248

Kaynak; 11 Mart 2018- Tarkan Tufan Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.