Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

Oysa ne 100 yıl önce ne de 500 yıl önce hiçbir zaman Yaşar Kemal’in anlattığı gibi Çok kültürlü bir Anadolu olmadı bu topraklar... Anadolu çok kültürlü, hoşgörülüyse peki 1915’te Ermenilere ne oldu? 1938 de Dersim de ne oldu? (mükemmel bir analiz, hocamızın yüreğine sağlık.)

 

 

Aytekin Yılmaz/ Yaşar Kemal hangi konuda  yanılıyordu…?
 
Türk akademisyenlerinin, yazar ve şairlerinin ömrü, Anadolu coğrafyasına, olumlu anlamda 
 
“Çokkültürlü Anadolu”, “Uygarlıklar beşiği Anadolu” demekle geçti.
 
Bu konuda yazdıkları güzellemeleri şiirlerinden romanlarından okuduk, büyüdük bugünlere geldik.
 
Şimdi bir de şuradan bakalım mı Anadolu’ya, bakalım ne görünüyor, mesela ben çokkültürlü değil de, tek kültürlü olduğunu düşünüyorum Anadolu’nun, öyle halklar mozaiği, beşiği değil,  bu coğrafyanın beton olduğunu düşünüyorum. 
 
Aslında Anadolu’nun ne olduğunu en güzel tanımlayan, son Cumhurbaşkanı T. Erdoğan’dır. 
 
Her defasında ne diyor, ”Tek vatan, tek bayrak, tek devlet, tek millet” reel Anadolu bu kadar doğru gerçekçi tarif edilemezdi.
 
Peki ikide bir yazar şairlerin yere göğe sığdıramadıkları bu Anadolu’ya dair söyledikleri bir yalan mı? 
 
Evet, hem de yap-yalandı!
 
1931 de kurulan Türk tarih tetkik cemiyetinin kuruluşundan beri yalan söylüyorlar, yalan yazıyorlar. 
 
Bu yüzden arada bir burada yazıyorum, yanlış bir cumhuriyette herkes yanlış doğdu, yanlış eğitildi, yanlış büyüdü diye.
 
Bu yalanlar sadece cumhuriyet tarihiyle sınırlı değil, Anadolu 500 yıl önce daha mı iyiydi, daha mı çok kültürlü özgürdü? Tarihi kaynaklar yalanlıyor bunu. 
 
16.yüzyılda 40 bin alevi hangi Osmanlı padişahı döneminde yok edildi.
 
İktidarları için, kendi öz kardeşlerini boğazlayan padişahlar, kendilerine muhalefet edenlere nasıl bir Anadolu bırakmışlardır acaba?
 
Kürtlerin son 200 yılı Osmanlı padişahlarına ayaklanmayla geçmişti.
 
Peki gerçek Anadolu tek tekler üzerine kurulmuş rejimler tarafından yönetilmesine rağmen, öteki olana yaşam hakkı olmamasına rağmen, bu gerçekleri yazmayıp da, bize gerçekte hiç olmayan bir Anadolu’yu kimler anlatıp durdular. 
 
Resmi ideolojinin akademisyenlerini tarihçi yazarlarını bir tarafa bırakalım.
 
Daha makul bir yerde durduğunu düşündüğümüz yazar ve şairlere bakalım mı? 
 
O zaman bu yalanları bize sevdiren bir yazarımızı örnek olarak vereyim, diğerlerini de siz bulun. 
 
Yazarlık hayatı boyunca gerçek Anadolu uygarlığını bize yalan yanlış anlatan yazarın adı Yaşar Kemal’dir.
 
Evet yanlış duymadınız, roman ve kitaplarında, söyleşilerinde, konuşmalarında  habire bize gerçek hayatta olmayan bir Anadolu yazdı anlattı. 
 
Oysa ne 100 yıl önce ne de 500 yıl önce hiçbir zaman Yaşar Kemal’in anlattığı gibi Çokkültürlü bir Anadolu olmadı bu topraklar. 
 
En azından bin yıllık Anadolu tarihinin zulüm tarihi olduğunu bugün çok açıkça öğrenmiş bulunuyoruz. 
 
Merak etmiyor da değilim, ikide bir çokkültürlü Anadolu’da halklar kardeş kardeşe yaşamış dediğiniz dönem hangi dönemdir? 
 
Bazı şair- yazarlar sayesinde bu ülkede insanlar gerçek tarihleriyle geçmişleriyle yüzleşemedi.
 
Yaşar Kemal iyi bir romancıydı. Ama siyasi yazıları görüşleri sorunluydu kanımca. 
 
Hem geçmiş dönemlere ilişkin hem de Kemalizm’e ilişkin zaman zaman dile getirdiği görüşler bu ülkenin geçmişiyle yüzleşmesine katkıda bulunmuyordu. 
 
Yanlış cumhuriyette yanlış doğup büyüdüğümüzü, yanlış eğitildiğimizi, yalanlarla beyinlerimizin dumura uğratıldığını düşünüyor musunuz? 
 
Böyle olduğunu düşünen birinin kendine radikal kararlar alması gerekmez mi? 
 
İlk iş olarak, okuduğumuz yazar ve kitaplardan başlayabiliriz.
 
Hem yaşadığımız ülke yaşanmaz oldu diyorsunuz, hem de eski alışkanlıklarımızı sürdürüyoruz, çelişki değil mi? 
 
İnsan bir defa düşünsel anlamda dumura uğrayınca, sonradan zor oluyor toparlanması. 
 
Düşünsenize, bütün yaşamınız boyunca Anadolu’nun çokkültürlü olduğunu, halkların kardeşçe yaşadığını sanıyorsunuz, sonra bir gün biri çıkıp yok öyle değildi, sana anlatılan tarih bir yalandı kuzum diyor.  
 
Yazdığım, ve başkalarının da benzer konuda yazdığı şeylerin kolayca kabul edilir bir şey olmadığını biliyorum. 
 
Çoğunuza ağır gelecek diye gerçekleri söylemeyelim mi?
 
Eğer bir ülkenin tarihi yalanlarla yazılmışsa, yalanlarla yaşayıp gidersiniz ama böyle gidersiniz. 
 
Her gün bir yerleriniz kanaya kanaya… 
 
Ne yani Anadolu çokkültürlü, hoşgörülüyse peki 1915’te Ermenilere ne oldu? 1938 de Dersimde ne oldu? 
 
Şimdi yukarıda yazdıklarımın özeti anlamına gelecek şeyi bir cümlede anlatmaya çalışayım, hani bazen lafın gelişi diyoruz ya, Anadolu da 72 millet yaşıyor, koca bir demogojiden başka bir şey değil, 172 millet bile yaşasanız, her nüfus sayımları ve nüfus cüzdanlarımız bunu yalanlıyor. 
 
Hepimiz Türk’ten sayılıyoruz! Ulu devlet hepimizi "ayrımcılık" yapmadan“ bir” ve “Türk” sayıyor. 
 
Türkiye’de Devletin ayrımcı olmadığı tek gün, nüfus sayımının yapıldığı gündür!yes
 
(yazıdaki, italikler bize aittir, umarız  bu muhteşem makaleyi bozmamışızdır d.d.com)
 
06 Ekim 2018-  https://aytekinyilmaz.blogspot.com/2018/10/yasar-kemal-hangi-konuda-yanlyordu.html?spref=tw 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.