Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

AK Parti Ardahan milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, “Cizre, bir başkaldırıdır. Ama bu bana göre devletten önce Öcalan'a, HDP'ye ve belki de Kandil'in Tepe isimlerine bir Başkaldırıdır” dedi.

Atalay, Rûdaw’a önemli açıklamalarda bulundu. 

Çözüm sürecinde taraflar bir süredir açıklama yapmıyor. Ne oluyor? Kamuoyunun kabul etmeyeceği bir pazarlık mı yapılıyor?

Toplumdan gizli saklı pazarlıklar yapıldığı iddiaları doğru değil. Çünkü toplum biliyor ve ne olduysa ortaya çıkıyor. Bazı şeyler vardır herkesin önünde yapmazsınız. Süreç, sabote edilmeye ve kırılmaya müsait. Oslo’da görüşmelerin deşifre edilmesi, Paris’te işlenen cinayet ve Cizre’de yaşanan cinayetler sürecin ne kadar hassas olduğunu bize anlatıyor. 

Görüşmelerde bir gizlilik var. Ama bu gizlilik insanları tedirgin etmiyor. Çünkü Öcalan’ın “Tam bağımsızlıktan vazgeçtik” açıklamaları var. Bir statü istemediklerine dair açıklamalar da var. 

Sürecin başından bu yana Kürtler’de nasıl bir değişim yaşandı?

Kürtler artık sağduyulu yaklaşıyor ve şiddetin hak arama yöntemi olduğuna dair inancı kalmadı. Bu çok önemli bir şey. “Demokratik yollar açıkken şiddet niye var” diye Kürtler sormaya başladılar. Kürt nüfusunun Türkiye’deki seçmen sayısı bakımından değerlendirildiğinde dengeleri değiştirecek bir nicelikte olduğunu hepimiz görüyoruz. Böyle olunca demokratik yöntemleri kullanarak Kürt tabanını ikna ederseniz, partiniz parlamentoya daha güçlü gelir ve yasal değişikliklerde kilit rol oynayabilirsiniz. 

HDP, yüzde 10 barajına karşın seçimlere parti olarak girme kararı aldı. Sizce barajı geçebilir mi?

Kürt seçmenlerinin net rakamını bilmiyorum. Tahminim o ki Kürtler’in yüzde 25-30’u HDP’ye oy veriyor. Bu HDP Kürtler’i bile ikna edememiş olduğunu gösteriyor. Yüzde 10 barajı HDP için bir hedef. HDP geçmiş mirasının yükünü taşıyor. Geçmişte yaptıklarının faturasını ödeyecek. Bu fatura seçimlerde ödenecek bir fatura. Toplumun farklı kesimlerinden, farklı sol kesimlerden adaylarla seçime gidecek.  

Bugün de sol gelenekten gelen insanlar var içlerinde ama bunlar ne kadar işe yaradı? Daha güçlü aktörlerle yola çıkmanız toplumu ikna edeceğiniz anlamına gelmez. Partilerin kimlikleri kimi aday göstereceklerinden daha önemli. Hangi güçlü aktörleri koyarsa koysun HDP’nin ideolojik doğasına insanlar güven duymuyor. 

Kadir İnanır’ın ismi adaylık için geçiyor. Popüler adaylarla barajı zorlayamaz mı?

Kadir İnanır da, Cüneyt Arkın da HDP’ye barajı geçiremez. Siz bir sanatçı olarak kabul görebilirsiniz ama her alanda kabul görmek isterseniz hayal kırıklıkları yaşarsınız. Sırrı Süreyya Önder sanatçı kimliğiyle daha popülerdi, daha geniş kesimler tarafından sempatiyle karşılanırdı ama bir partiye girdiğin zaman ister istemez alanı daraldı. 

Yüzde 10 barajını aşmaları imkansız değil ama çok zor. Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oyu dikkate alarak böyle bir yola giriyorlar. Demirtaş, özellikle Alevi vatandaşlardan ciddi anlamda tepki oyu aldı. 6-7-8 Ekim Kobani eylemlerinde Demirtaş o kredisini harcadı ve ciddi bir güvensizlik telkin etti. Eğer o oya güveniyorlarsa bu serap olur, yanılgı olur. 

HDP parlamentoya giremezse çözüm sürecinin akıbeti ne olur?

Çözüm süreci devam eder. Çözüm sürecinin tek tarafı HDP de değil. Şu an aktif olarak HDP’nin yaptığı çok ciddi bir şey yok. Bugün sürecin ana aktörü Öcalan’dır. Öcalan’ın ardından ikinci aktör Kandil’dir. HDP arabuluculuk yapıyor. HDP ciddi bir siyasi inisiyatif almadı. Alma şansının da çok olduğunu sanmıyorum. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “HDP Meclis’e girmezse sivil toplum kuruluşu gibi olurlar” açıklaması var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, HDP barajı aşamazsa STK olarak da görev yapabilirler. Zaten şu anda da bir etkileri yok. Türkiye’de, Türk Silahlı Kuvvetleri aba altından sopa göstererek vesayet yapıyordu. Ama Kandil şu anda çok açıktan yapıyor. Kandil “ben varım” diyor, İmralı da “ben varım” diyor. HDP de kısık sesle “ben de olabilirim” diyor. Çözüm sürecinin sağlıklı bir şekilde sonuca ulaşsın istiyorsak HDP’nin de risk alması lazım. 

Cizre olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öcalan’dan umut veren bir mesaj gelse hemen ardından dağdan tehdit eden bir mesaj geliyor. Ada ile dağ arasında bir çatışma mı var, örgütün içindeki bir kesim adadan gelen mesajlardan rahatsız oluyor da onları teskin etmeye çalışılıyor bilmiyorum. Örgüt, “irademiz Abdullah Öcalan” dese de realitede böyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Örgütün içinde ciddi bir şekilde tepe isimlere karşı başkaldırı var.  

Öcalan adadan mesaj gönderiyor “yüzünüzü kapatmayın, şiddet kullanmayın, hendek kazmayın” diyor. Bunu da çok etkin bir isim Hatip Dicle götürüp Cizre’de açıklıyor. Aynı dakikalarda cinayet işleniyor. Bu, “sen kim oluyorsun, ben seni takmıyorum” anlamına geliyor. PKK’nın içindeki ihtilaflar henüz gün yüzüne çıkmadı ama derinden ve içten içe bir şeyin olduğu çok açık. Cizre’deki olayları bu zaviyeden görüyorum. Cizre, bir başkaldırıdır ama bu başkaldırı bana göre devletten önce Öcalan’a, HDP’ye, Kandil’in tepe isimlerine karşıdır. 

Cizre’deki cinayetleri kontrgerilla ya da paralel devlet yaptı eleştirileri var. Bunların doğruluk payı var mı sizce?

Orada yabancı haber alma istihbarat örgütleri olabilir, ajanlar olabilir, paralel yapı olabilir, eyvallah. Ama bunlar ana unsur değil. Bunlar tabiri caize yan unsurlar. Ana unsur gençlik hareketinin kendisidir. 

Ahmet Davutoğlu, başbakan olarak ilk defa Diyarbakır’a gitti. Burada yaptığı “Güzel Kürtçemizi öğrenmek istiyorum” açıklaması çok tartışılıyor. Davutoğlu sizce samimi miydi?

Davutoğlu’nun o söyleminde samimi olduğuna inanıyorum. Kürtler’in bilinçaltı dünyasına nüfuz eden bir bakış. Kendisini daha önceki kitaplarını, açıklamaları bilenler bunun aksine bir sözünün olmadığını görürler.Her dil güzeldir. Sadece Türkçe, İngilizce güzel değil, Kürtçe de güzeldir. Ahmet Davutoğlu, duyguları onarıyor. Daha düne kadar insanlar Kürt olduklarını söyleyemezken, “Güzel Kürtçemizi öğrenmek istiyorum” diyen bir Başbakan ortaya çıktı. Bu, Türkiye’nin katettiği mesafeyi gösteriyor esasında. 

PORTRE / Orhan ATALAY

Orhan Atalay, 1 Aralık 1965'te Ardahan’ın Göle ilçesinde doğdu. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisans ile doktorasını aynı üniversitede Temel İslami Bilimler alanında tamamladı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2007 yılında profesör oldu. Yayınlanmış biri çeviri olmak üzere 4 kitabı bulunmaktadır. Çok iyi düzeyde Arapça, Farsça ve İngilizce bilen Atalay, evli ve 1 çocuk babasıdır.

29 ocak 2015-Rudaw

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.