Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

ABD, 2. Cenevre konferansı öncesinde problemlerini çözdü, sonra Katar muhalefetini saf dışı bıraktılar.

Onlar şimdi Suudi Arabistan’a yöneldi.

 

Thierry Meyssana göre, Riyad, Dohadan daha uysal ve sunduğu düzenlemeler her iki tarafın ve onun varlığını garanti altına alıyor, becerisi vaziyeti idare ediyor.

ABD tarafından Katar Emirinin uzaklaştırması ve tacını favori oğluTamim’e terketmesinden sonra Ortadoğu ve Kuzey Afrikada durum hızla değişti. Washington’ ın bu sürprizi üzerine olan süreçte, Mısır ordusu, Doha tarafından desteklenen Müslüman Kardeşlerin lideri Muhammed Mursi’ yi devirmek için tercih edildi. 

Sonuç itibari ile, Katar desteğini kaybeden Müslüman kardeşler bozguna ugradı, ayrıca bu tehdit Tunus, Libya ve Gazedeki Müslüman kardeşler tarafından da hissedildi.
 
Washington gücünü kaybetmedi, dikkatli bakıldığında Mısır ordusunu ve başka bölgesel politik güçleri kontrol ettiği görülebilir. Her ne kadar, demokratik söylemindeki uyum sorunları nüksetse de, diyalog kurduğu yeni partnerlerine çabuk adapte oldu.
 
Dışişleri Bakanlığı öncelikli olarak Rusya ile yeni bölgesel paylaşım planlarını sürdürüyor. Ancak, ABD’nin yeterince hızlı davranamaması şu andaki zayıflığıdır.

Her ne kadar, doğru ve kalıcı barış, mevcut güçleri dahil eden ekonomik kalkınmanın eklenmesi aracılığıyla gelişmek zorunda olsa da, ABD’nin çağa uymayan [anachronistic] vizyon temelinde kurulu olan bu planı, Anglo-Fransız Sykes-Picot anlaşmasından(1916) esinlenmiştir, bildik böl yönet politikasıdır.
 
Bu perspektife göre, Madelina Albrighttan beri Dışişleri Bakanlığının öngörüsüne göre Suriye’de barış olmadan Filistin’de barış olmaz. Gerçekten de, Filistin ile yapılan bütün anlaşmaların altı, anında muhalif grup tarafından oyularak sabote edilirken, Baasçı Suriye prensip olarak bölen barışı red etti.

Tek çözüm geniş kapsamlı olandır, anlaşmanın uygulanmasını sağlamak için Suriyenin tepkilerini askıya almaktır.
 
John Kerry, Suriye’deki başkanlık seçimleri öncesinde İsrail ve Filistin otoritelerini zorlayarak dokuz ay boyunca masada tutmaya çalıştı. İlk görüşmeler soğuk geçti ama Amerikan Dışişleri Bakanlığı katılımcıların ısınması için yeterli sürelerinin olduğunu ve 2.Cenevre görüşmelerindeki sürece dahil olmalarını sağlamaya çalışmıştır.

2. Cenevre görüşmelerini yöneten sionist Martın Indyk Madelina Albright’ın ve Bill Clinton’ın Orta Doğu danışmanıdır.
 
Aynı zamanlarda, Kerry Katarın yokluğundan ortaya çıkan uluslararası boşluğu Suudi Arabistanın doldurması için izin verdi. O Suudilere bölgesel problemleri çözmesi için altı aylık süre verdi.

Bu durumda, afrodizyak testleriyle çok fazla meşgul olan Kral Abdullahlı Suudi Arabistan olamazdı ancak Prens Bandar Ben Sultanlı ve onun eniştesi olan 38 yıllık ebedi dış işleri bakanı Prens Saudla olabilirdi.
 
Bununla beraber, bu olaylardan Katar Emiri Hamada baktığımızda, bu iki adamın ABD’nin tuzagına düşmekten korktuğunu, başarısızlıktan yorulduğunu görebiliriz.  Bunlar, uluslararası alandan uzaklaştıran gelişmelerle ve krallığının sonuna doğru giden yolun başındaki işaretler.
 
Ayrıca, kuklaların revizyonunu büyük bir dikkatle düşünmesi gereken bir kişi de, Sheikh Adnan al-Araour. Temmuzun 31’inde yayınlanan bir televizyon şovunda, Özgür Suriye Ordusunun ruhani liderinin söylediğine göre hiçbir yerde askeri liderlik yokken Basher al Assad’a karşı silahlı ayaklanmaya zorlanmış.

O matemi tutulan “heybetli devrimin” “kasabına” dönüşmüştür ve  onun uzun süre kendine destek bulamayacağı sonucuna varılmıştır.
 
Bir kaç saat sonra, onun patronu, Prens Bandar bin Sultan Moskovaya ulaştı, yalnızca mevkidaşı tarafından değil ve ayrıca Cumhurbaşkanı Putin tarafından kabul edildi. Kısa ve özlü beyanlar ve iki taraflı çok çeşitli müzakerelerden sonra müzakere Kuzey Afrika ve Ortadoğuya odaklandı.

Cumhurbaşkanlığı basın servisi tarafından resepsiyon fotoğrafları ve Suudi casus şefinin eski fotoğrafı yayınlandı, o saldırıdan beri kesinlikle erişilemezdi, 2012 Temmuzunda Suriyedeki askeri lidere yönelik suikastin sorumlusu olarak hedeflenmişti.
 
Her şey sanki, Riyad’ın Dohadan daha uygun olduğunu ve 2. Cenevre Konferansının ilkelerini kabul ettiğini açıklıyor. Onlar Beşar Esadlı Suriye karşılığında Lübnanın sembolik zaferini talep etmekteler.

Lübnanın sembolik gücünü kendi sembollerine, Saad al- Harri’ye aktarabilirler. Bu Hizbullahın politik kanadını içine alan ulusal birlik hükümetini oluşturabilirler, Avrupa Birliğinin son kararında Hizbullah'ın  içindeki iki kanadı ayırması bize bunu anlatır.
 
Kaynak: http://www.voltairenet.org/article179729.html

Çeviri: Merdan Özüdoğru

11 Agust 013-

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.