Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

devrimcidemokrat.com:  Bizim adminlerimiz ve okurlarımız, diğer sitelere nazaran üç kat fazla Zekaya sahiptirler. Çünkü, hiçbir şey okumadan, her konuda 'yorum yapma' becerisine sahiptirler.

 

 

Bu  durumun en somut örneği; tarih sıralamasına göre aldığımız bu ÜÇ DEĞERLİ YAZARIN makalesini okumamıza rağmen, yine hiçbir şey ANLAMAMA başarısını  göstermiş  durumdayız. 
 
Umarız, es kaza, gerçekten okuyup anlayan bir okura denk geliriz de, bize de anlatır; 'hele ne demek istemişler?' diye.
 
Konunun anlaşılması için de, Osman SOYSAL hocamızın daha yeni çevirisini yaptığı kısa bir haberi başa aldık. 
Bu pazar gününüzü 'anlaşıylı olarak geçirmeniz' dileğiyle.
 
devrimcidemokrat.com. Admin.
 
Not, eğer yakında, sadece Facebook’un değil, Google, Twitter, Youtube... gibi iletişim kurumlarında CIA elemanları olduğunu diyarsanız, hiç şaşırmayınız.
........................

Haber/ Geleceğin olası ABD Başkanı Mark Zuckerberg

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in (33 yaşında), Başkan Donald Trump’ın görevden alınması durumunda önce Başkan Yardımcısı, ardından da ABD Başkanı olması bekleniyor.

Zuckerberg daha önce arka arkaya David Plouffe (Barack Obama’nın 2008’deki kampanya danışmanı) ve Ken Mehlman’ı (George Bush Jr.’un 2004’teki kampanya danışmanı) işe almıştı.

Halen Amy Dudley (Senatör Tim Kaine’in eski danışmanı), Ben LaBolt (Barack Obama’nın eski basın danışmanı) ve Joel Benenson’ı (Hillary Clinton’un 2016’daki eski kampanya danışmanı) istihdam ediyor.

(Foto; Facebook’un kurucusu, Mark Zuckerberg)

Mark Zuckerberg’in siyaset alanında hiçbir yeteneği yok, ama genç ABD’liler arasında geniş bir popülariteye sahip.

Barack Obama’nın tarzını yeniden yaratmak üzere dersler alıyor ve geçtiğimiz 25 Mayıs’ta Harvard Üniversitesi’nde eski başkanın tarzında bir konuşma yaptı.

Cumhuriyetçi ve Demokrat Partiler arasındaki bugünkü ittifak, Başkan Trump’ın görevden alınmasını olası kılmaktadır.

Bu durumda Başkan Yardımcısı Mike Spence Başkan’ın yerini alacak ve cumhuriyetçi/demokrat ittifakı tarafından bu kez kendisi görevden alınmadan önce bizzat başkan yardımcısını seçecektir. Böylece Mark Zuckerberg ABD Başkanı olacaktır.

2020 yılında cumhuriyetçi/demokrat muhalefeti yeniden güç kazanacak. Demokrat Partinin bu durumda eski Massachusetts Valisi Deval Patrick’i aday göstermesi bekleniyor.

Çeviri: Osman Soysal

04 Ağustos 017- voltairenet.org

..................

Joseph Kishore/ ABD Kongresi Rusya'ya yaptırım tasarısını Ezici Çoğunlukla kabul etti*

 

-28 Temmuz 2017-

ABD Temsilciler Meclisi, Salı günü, Rusya’ya, İran’a ve Kuzey Kore’ye yeni yaptırımlar getiren ve Trump yönetiminin bunları kaldırma gücünü sınırlayan bir yasa tasarısını ezici çoğunlukla kabul etti.

ABD ile başlıca rakipleri (yalnızca Rusya değil, Avrupa’daki emperyalist güçlerle de) arasındaki jeopolitik anlaşmazlıkları önemli derecede arttıracak olan tasarı 419’a karşı 3 oyla geçti.

Tasarı, şimdi, Haziran ayındaki bir önceki tasarının (Kuzey Kore yaptırımları dışında) 97’ye karşı 2 oyla onaylandığı Senato’ya gidecek. Trump yasa tasarısını imzalayıp imzalamayacağı konusunda karışık sinyaller verdi, ancak Kongre’nin her iki meclisinde de vetonun işlemeyeceği çoğunlukların bulunması, tasarının yasalaşmasının neredeyse kesin olduğu anlamına geliyor.

Yeni yaptırımlar, Obama yönetimi altında geliştirilmiş olan Rusya karşıtı politikadan herhangi bir sapmaya karşı çıkan istihbarat kurumlarının öncülük ettiği ABD medyasının ve siyaset kurumunun “seçimlerin heklenmesi” kampanyasının arkasındaki asıl konuları gözler önüne sermektedir.

Kongre’nin her iki meclisinde neredeyse oybirliği sağlanması (Temsilciler Meclisi’ndeki tüm “hayır” oyları Cumhuriyetçilerdendi), CIA’in, NSA’in ve diğer istihbarat örgütlerinin devlet kurumlarını ve onları oluşturan personeli doğrudan kontrol etme düzeyini göstermektedir.

Egemen sınıf içinde her iki taraf için de öldürücü düzeydeki şiddetli çatışmada söz konusu olan asıl meseleler, Pazartesi günü, Washington Post’taki bir başyazıda (“Kongre’nin Tump’a sert –ama gerekli– çıkışı”) ayrıntılı biçimde ele alındı.

New York Times ile birlikte Rusya karşıtı kampanyanın medyadaki önde gelen savunucusu olan Washington Post, tasarıyı, ABD’nin “yaşamsal çıkarları”nı korumak için gerekli diye övdü.

Washington Post, yaptırım uzlaşmasının, “Trump’ın Vladimir Putin yönetimine yönelik politikasına, onun kongrede uzlaşma olmaksızın yaptırımları kaldırmasını engelleyecek şekilde ipotek” koyduğunu yazdı.

Gazete, Trump’ın Rusya’ya yönelik “anlaşılması güç bir yakınlık” sergilediğini ve Rusya’nın ABD seçim kampanyasına müdahalesi konusunda şüphe uyandırdığını yazdı.

Washington Post, devamında şunları ileri sürdü:

ABD istihbarat çevresine göre, Bay Trump’ın bu sonuçları kabul etmemesi ve Ukrayna’ya yönelik askeri istilasından dolayı Rusya’ya uygulanan yaptırımları iptal etmesi olasılığının, tersi durumda kutuplaşmış bir Kongre’de olağandışı bir görüş birliğine yol açtığı konusunda hiç şüphe yok.”

Washington Post’un Rusya’nın seçimlere müdahalesi konusunda yaptığı suçlamaların hiçbiri kanıtlanamıyor ve “ABD istihbarat çevresi”nin açıklamaları, Saddam Hüseyin yönetiminin Irak’ın 2003’teki istilasından önce “kitlesel imha silahları”na sahip olduğu iddialarından daha fazla güvenilir değil.

Varılan sonuçlar doğru olarak kabul edilse bile, Clinton, hiç kuşkusuz, seçim kampanyasını ilerletmek için her türlü hükümet ile birlikte çalışıyordu.

Asıl mesele, Rus “heklemesi” değil, Amerikan emperyalizminin jeostratejik çıkarlarıdır.

Washington Post’un açıkça ortaya koyduğu gibi, onun asıl kaygısı, Rusya’nın ABD istihbarat kurumlarının ve ordusunun Ukrayna’daki ve Suriye’deki operasyonlarını engellemiş olmasıdır.

“Ukrayna’nın askeri istilası”na yapılan gönderme, Rusya’nın 2014’te Rusya yanlısı hükümeti devirmek için ABD tarafından organize edilen ve başını faşist örgütlerin çektiği rejim değişikliği operasyonunun ardından Kırım’ı ilhak etmesine ve bunu izleyen iç savaşa yöneliktir.

Başyazı, ardından, Trump’ın eylemlerinin, Rusya’ya, “ABD’nin Suriye’deki asi güçlere desteğinin çekilmesi” dahil, “hiçbir karşılığı olmayan büyük tavizler” verdiğinden yakınıyor.

Bu, Trump’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için ABD destekli bir iç savaş sürdüren ve El Kaide’nin baskın olduğu Suriye muhalefet güçlerine verilen CIA desteğini sona erdirme kararına ilişkindir.

Başyazı, yaptırım tasarısının, “Rusya konusunda ABD-AB eşgüdümü” ile ilgili olanlar dahil, “bazı istenmeyen sonuçlar doğurabileceği”ni kabul ediyor. Bu “yine de gereklidir”; çünkü “kalıcı Rus saldırganlığına karşı ABD’nin yaşamsal çıkarlarını korumak için Trump’a güvenilemez.”

Peki “ABD’nin yaşamsal çıkarları” neler?

Bunlar, Trump yönetiminin sağlık hizmetlerine ve göçmen işçilere yönelik acımasız saldırısını ya da militarist gündemini kapsamıyor.

Tersine, bunlar, egemen sınıfın Ortadoğu’ya ve onun devasa enerji kaynaklarına egemen olmadaki ve Doğu Avrupa’daki ABD gücünü genişletmedeki çıkarlarını ifade etmektedir.

Egemen sınıfın Washington Post’un sözcülüğünü yaptığı hiziplerine göre, Rusya’ya yönelik ABD saldırganlığı, Avrupalı güçleri dizginlemek ve Çin ile hesaplaşmak için gerekli görülmektedir.

Yeni tasarı, hızla nükleer silahlı güçlerin dahil olduğu doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşebilecek patlamaya hazır jeopolitik gerilim koşullarında kabul edilecek.

Son 24 saat içinde, ABD bir İran gemisine uyarı ateşi açtı, Çin ordusu bir ABD uçağının yolunu kesti, Wall Street Journal Çin’in Kuzey Kore’ye yönelik bir ABD savaşına hazırlandığını bildirdi ve Çin, Baltık Denizi’nde Rusya ile ortak askeri operasyonlar gerçekleştirdi.

Tasarıdan etkilenecek çeşitli ülkeler, onu, ABD’nin kendileriyle ekonomik ve askeri cepheleşmesini sert bir şekilde sürdürme niyetinde olduğunun açık bir işareti olarak görecekler. Sızdırılan bir Avrupa Birliği notu,

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in, AB’nin tasarının geçmesinden sonraki “birkaç gün içinde tepki vermeye hazır olması gerektiği” ve yaptırımlar, “potansiyel olarak, AB önlemleri doğrultusunda Rus kuruluşları ile meşru iş yapan çok sayıda Avrupalı şirketi etkileyebilir” açıklamalarını aktarıyor.

Giderek artan oranda sıkışmış ve yalıtılmış durumda olan Trump yönetimi, kendi iç krizini çözüme kavuşturmanın en iyi yolu olarak, İran ya da Kuzey Kore ile bir savaş başlatmaya karar verebilir.

Eğer Trump’ın muhalifleri onu politikasını değiştirmeye zorlamada ya da görevden uzaklaştırmada başarılı olurlarsa, bu, Ortadoğu’da ve özellikle Rusya’ya karşı çok daha saldırgan bir politikaya doğru bir yön değişikliği anlamına gelecektir.

Devlet içindeki sert bölünmeler ne olursa olsun, Amerikan egemen sınıfını amansız bir mantık yönlendirmektedir.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılması, “tarihin sonu”na değil ama egemen sınıfın Amerikan kapitalizminin gerilemesini tersine çevirme ve küresel ekonomik konumunu askeri güç kullanarak sürdürme peşinde koştuğu çeyrek yüzyıllık aralıksız ve genişleyen bir savaşa yol açmıştır.

Bu delice ve pervasız politika, şimdi tüm dünyayı bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğine getiriyor.

-28 Temmuz 017-

  • wsws.org’dan….

http://ozguruniversite.org/2017/07/29/abd-kongresi-rusyaya-yaptirim-tasarisini-ezici-cogunlukla-kabul-etti-joseph-kishore/

.......................................

Eric London/ Köşeye sıkışan Trump faşizan tabanını güçlendirmek için Homofobi kartını oynuyor*

Trump yönetiminin lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel (LGBT) bireylerin demokratik haklarına yönelik saldırısı, gerici bir siyasi stratejinin hayata geçirilmesidir.

O, faşist bir hareketin gelişmesini teşvik etmek için, homofobik histeri, dinsel bağnazlık, polisin kutsanması ve yabancı düşmanı Amerikan milliyetçiliği söylemlerini birleştirmeyi amaçlamaktadır.

Aralıksız kriz içinde darmaduman olan Trump yönetimi, demagog başkanın etrafında dönen ve mevcut iki partili sistem yapısının dışında bir siyasi operasyon tabanı oluşturmaya çalışıyor.

Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin eski başkanı Reince Priebus’u özel kalem görevinden kovup yerine İç Güvenlik Bakanı John Kelly’i atayarak, sıkı bir faşistler, generaller, aile ilişkileri ve milyarder oligarklar grubundan oluşan kişiselci bir yürütme organı kurma hedefine doğru bir adım daha atmış durumda.

Trump’ın bu haftaki manevralarının modeli, LGBT haklarına yönelik saldırının bu stratejinin merkezinde olduğunu göstermektedir.

Çarşamba günü, Adalet Bakanlığı, New York’taki bir özel hukuk davasında, şirketlerin LGBT bireyleri cinsel yönelimleri nedeniyle görünüşte yasal gerekçelerle (1964 Yurttaşlık Hakları Kanunun 7. Maddesi LGBT bireyleri korumuyor) işten atabileceğini savunan tavsiye niteliğindeki bir “bilirkişi” raporunu kayda geçirdi.

Milyonlarca LGBT işçi, artan toplumsal kabul ve LGBT bireylerin yasal haklarındaki ilerlemeler ile damgalanan yarım yüzyılın ardından, ikinci sınıf yasal statüleri nedeniyle bir kez daha doğrudan işten atılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Donald Trump, Çarşamba günü erken saatlerde, Twitter’da, yönetiminin, orduya çok pahalıya mal oldukları ve “orduda yol açacakları bozulma” gibi gerici gerekçelerle, transseksüel bireylerin orduda görev almasını “her durumda” engelleyeceğini duyurdu.

Trump, aynı gün, Kansas Valisi Sam Brownback’in, Dışişleri Bakanlığı’nın özel yetkili uluslararası dinsel özgürlük elçisi olarak atandığını duyurdu. Bu hamle, Brownbank’in 2008 yılındaki kısa ömürlü başkanlık kampanyasını finanse etmiş olan Protestan ve Katolik örgütlerini Trump ile bir blok içine sokmayı amaçlıyor.

Brownbank, Yüksek Mahkeme’nin 2015’te eşcinsel evliliği yasal hale getirmesinin ardından, eyalet yönetiminin LGBT bireylere evlilik hizmeti ve diğer sosyal hizmetleri sağlamayı reddeden kiliselere dava açmasını ya da ceza vermesini önleyen bir kararname yayınlamıştı.

Beyaz Saray kaynakları, Daily Beast’e, Trump ile Bannon’un, Protestan kurumu ile son derece sıkı bağları bulunan ve transseksüellerin tweetlerinin yasaklanmasını bizzat organize eden ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile yakın çalışma içinde olduğunu söylediler.

İsmi açıklanmayan kaynaklara göre, Trump, Pence ve Bannon, attıkları adımın “kendi tabanları”nda tutulacağını düşünüyormuş. Askeri danışmanların tweetler hakkında kendilerine danışılmadığını söylemeleri, Çarşamba günkü siyasi açıklamaların Beyaz Saray’ın Batı Kanadı’nda [yönetim ofisi] tasarlanmış olduğunu doğruluyor.

Çarşamba günkü siyasi açıklamalar, ilki Salı gecesi Ohio Youngstown’da yapılan ve adımların siyasi tonunu belirleyen iki önemli konuşmayla desteklendi.

Konuşmasında “Değerlerimize, kültürümüze, sınırlarımıza, uygarlığımıza ve büyük Amerikan yaşam tarzımıza” övgüde bulunan Trump, gürültülü bir kalabalığa, “toplumumuzun temeli hükümet ve bürokrasi değil; aile ve inançtır. Bizler, Amerika’da hükümete değil, tanrıya taparız.” dedi.

Bu sözler, hiçbir zaman paradan ve kendisinden başka bir şeye tapmamış bir adamın ağzından çıkmaktadır.

Dün de New York Long Island’da konuşan Trump, kendisinin bir diğer başlıca destek grubuna (polis ve göçmen bürosu memurları) seslendi. O, El Salvadorlu MS-13 çetesi ile mücadele bahanesi altında, göçmenlere yönelik baskınlarda büyük bir artış olacağını duyurdu.

Bu çetenin vahşice taktikleri hakkında dehşet verici ayrıntılar veren Trump, “Kana bulanmış ölüm tarlalarımız var” dedi. O, polis ve göçmen bürosu memurlarının “Amerikan kentlerini kurtarıyor” olduğunu ekledi ve memurlara, sabıkalı şüphelilerin “bir cezaevi arabasının arkasına atılmasını” izlemeye bayıldığını söyledi.

Trump, ABD’deki 1,1 milyonu aşkın tam zamanlı polise, 50.000 sınır devriyesi memuruna ve 20.000 Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuruna, “Lütfen fazla kibar olmayın” çağrısında bulundu.

Demokratik Parti’nin resmi tepkisi, dikkat çekecek derecede ölçülüydü ve Trump’ın transseksüel yasağının orduyu zayıflatacağını ileri süren eleştirilerle sınırlıydı.

Trump’ın saldırılarının önemi göz önünde bulundurulduğunda, Demokratik Parti’nin tepkisinin sessiz karakteri gerçek bir uyarı içermektedir.

Uygulanmaları egemen sınıfın şu ya da bu hizbinin elinde kaldığı sürece, geçtiğimiz yüzyılda kazanılmış olan demokratik hakların hiçbiri güvence altında değildir ve siyasi rüzgardaki değişimler karşısında korunmasızdır.

Demokratik Parti, geçtiğimiz hafta ilan edilen yeni “Daha İyi Düzen” gündeminde, göç, LGBT hakları veya kürtaj gibi demokratik sorunlara yapılan tüm göndermeleri bırakmış durumda.

Yeni programı savunan Demokratik Parti Azınlık Denetçisi Steny Hoyer, gazetecilere, LGBT bireylerin ya da göçmenlerin hakları gibi toplumsal sorunların, yeni gündemin “odak noktası olmayacağı”nı söyledi ve ekledi: “Özünde, yapmak istemediğimiz şey, insanların dikkatini dağıtmak… Biz kendi dikkatimizi dağıtmak istemiyoruz.”

Başka bir ifadeyle, Demokratik Parti önderliği, 2018 genel seçimlerinde oy kazanmak için toplumsal gericiliğe ve dinsel bağnazlığa başvuruyor.

Demokratik Parti’nin kimi önderleri, “Daha İyi Düzen”in hiçbir demokratik ya da sosyal soruna değinmemesi hakkındaki kaygılarını dile getirdi ve birçoğu, Trump’ın LGBT haklarına yönelik saldırısına karşı çıkacak.

Ancak programın belirttiği gibi “dış ticarette saldırgan bir şekilde sert davranma”ya dayalı bir programı destekleme kararı, yalnızca milliyetçi şovenizmi körükleyecek ve Trump’ın manevralarını daha da güçlendirecektir.

Demokratik hakların savunusu uğruna mücadele ivedidir. Trump’ın milliyetçiliğe ve dinsel bağnazlığa dayalı faşizan bir hareket kurma çabası, yalnızca göçmenlerin ve LGBT bireylerin değil, yüz milyonlarca insanın sosyal haklarını tehdit etmektedir.

Ancak siyasi gericilik ile mücadele etmek için, onun nesnel kökenlerinin kavranması gerekmektedir.

Siyasi gericilik, gücünü, kapitalizm altındaki toplumsal eşitsizliğin ve servet yoğunlaşmasının çarpıcı genişlemesinden kaynaklanan bir takım ekonomik ve toplumsal ilişkilerden almaktadır.

Ordu ve istihbarat kurumları, Amerikan şirketlerinin karları uğruna yapılan 15 yılı aşkın sürelik kesintisiz savaşın ardından, seçilmiş yetkilileri kontrol etmekte ve hükümetin politikalarını belirlemektedir.

Artan toplumsal kutuplaşma karşısında, polis, savaşlardan arta kalan askeri silahlarla ve mahkemelerin verdiği öldürme yetkisiyle donatılmıştır.

Ordunun, polisin, kiliselerin ve sınır dışı etme kurumlarının gücünün artması eşitsizliğin büyümesinin ürünü olduğu için, demokratik haklar uğruna mücadele, toplumsal eşitlik uğruna mücadele üzerine kurulmalıdır.

Böylesi bir mücadele, kapitalizm altında toplumun tüm servetini üreten ama kapitalistler tarafından ırkına, etnik kimliğine, cinsel yönelimine ya da cinsel kimliğine bakılmaksızın sömürülen büyük toplumsal gücün, işçi sınıfının siyasi olarak harekete geçmesini gerektirmektedir.

Gerçek demokrasiye, yalnızca, birbiriyle bağlantılı tüm dışavurumlarıyla siyasi gericiliğe yol açan ekonomik ilişkiler sistemini, kapitalizmi ortadan kaldırarak ulaşılabilir.

Demokratik hakların kazanılıp korunabilmesinin tek yolu, işçi sınıfının sosyalizm uğruna mücadeledeki birliğidir.

*wsws.org, 31 Temmuz 2017

http://ozguruniversite.org/2017/08/03/koseye-sikisan-trump-fasizan-tabanini-guclendirmek-icin-homofobi-kartini-oynuyor/

.....................

Thierry Meyssan/ ABD derin devleti Dünyanın Geri kalanına Karşı

ABD’deki egemen sınıf, Başkan Trump’ın tetiklediği uluslararası değişikliklerin tehdidi altında olduğunu düşünüyor. Trump’ı Kongrenin vesayeti altına sokmak için güç birliği yapmış durumdalar.

Kongrede oybirliğiyle onaylanan bir yasayla, Kuzey Kore, İran ve Rusya’ya karşı yaptırım uygulanması ve Avrupa Birliği ve Çin’in yatırımlarının engellenmesi kararlaştırıldı.

Kongre için, Başkan’ın işbirliği ve kalkınma siyasetinin durdurulması ve Wolfowitz’in yüzleştirme ve egemenlik doktrinine geri dönülmesi söz konusudur.

Beyrut (Lübnan) | 1. Ağustos 2017

Bu, daha önce benzeri görülmemiş bir skandaldır. Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Reince Priebus, Başkan Trump’ın iktidarını sarsmak ve görevden alınmasına yol açmak için hazırlanan komplonun parçasıydı.

Özellikle Trump’ın ekibi ve Kremlin arasındaki gizli suç ortaklığına ilişkin ABD siyasi yaşamını kesintiye uğratan günlük sızıntılar için malzeme sağlıyordu [1].

Başkan Trump onu kovarak, Priebus’un eski başkanı olduğu Cumhuriyetçi Partinin establishment’i ile ters düştü.

Bu arada ajandalara ve temaslarla ilgili bu sızıntıların, isnat edilen suçlamalara ilişkin en ufak bir kanıt sunamadığını gözlemliyoruz.

Bunun ardından yürütülen Trump’ın ekibinin yeniden organizasyonu süreci, sadece Cumhuriyetçi şahsiyetlerin aleyhine ve derin devletin vesayetine karşı çıkan askerlerin lehine gerçekleştirildi.

21 Temmuz 2016’da görevi devraldığı sırada Cumhuriyetçi Parti ve Donald Trump arasında zorunlu olarak varılan ittifak ölmüştür.

Dolayısıyla başlangıçtaki denkleme geri dönmüş bulunmaktayız: bir tarafta « derin Amerika »’nın outsider’i Başkan ve diğer tarafta derin devlet tarafından desteklenen Washington’daki egemen sınıfın tamamı (yani yönetimin, siyasi münavebenin ötesinde devletin sürekliliğiyle görevli bölümü).

Doğal olarak bu koalisyon Birleşik Krallık ve İsrail tarafından desteklenmektedir.

Olması gereken oldu: demokrat ve cumhuriyetçi liderler, Başkan Trump’ın dış politikasını sınırlandırmak ve emperyal çıkarlarını korumak üzere aralarında anlaştılar.

Bunun için Kongre’de Kuzey Kore, İran ve Rusya’ya resmi yaptırımlar içeren 70 sayfalık bir yasa tasarısını onayladılar [2].

Bu yasa metni dünyanın diğer tüm devletlerine söz konusu ticari kısıtlamalara uyma zorunluluğunu tek taraflı olarak dayatmaktadır.

Dolayısıyla bu yaptırımlar resmi olarak hedeflenen devletler kadar Avrupa Birliği ve Çin’e de uygulanmış olmaktadır.

Sadece beş parlamenter bu koalisyonun dışında kalarak yasanın aleyhinde oy kullanmıştır: Temsilciler Meclisi üyeleri Justin Amash, Tom Massie ve Jimmy Duncan ve senatörler Rand Paul ve Bernie Sanders.

Yasanın hükümleri Yürütmenin hangi şekil altında olursa olsun, söz konusu ticari kısıtlamaları yumuşatmasını az çok yasaklamaktadır. Donald Trump’ın teorik olarak elleri ve ayakları bağlanmıştır.

Gerçi yasayı veto edebilir ama Anayasaya göre yasayı Başkana dayatmak için Kongrenin metni yeniden aynı maddelerle birlikte onaylayıp Kongreye geri göndermesi yeterlidir.

Başkan, Kongre tarafından dizginlenmesine karşı çıkmadan yasayı onaylamak zorunda kalacaktır. Önümüzdeki günlerde benzeri görülmemiş bir savaş başlayacaktır.

ABD’deki siyasi partiler, ABD’nin dünya liderliğini elinde tutmak için diğer ülkelerden daha hızlı gelişmesi gerektiğine ilişkin «Trump doktrini»ni başarısızlığa uğratmak istemektedirler. Aksine, Washington’ın olası her türlü rakibin kalkınmasını yavaşlatarak dünyanın geri kalanı üzerindeki üstünlüğünü koruması gerektiğine ilişkin 1992 tarihli « Wolfowitz doktrini »ni yeniden uygulamak niyetindedirler [3].

Paul Wolfowitz, Rusya’ya karşı mücadele etmek için kendini Cumhuriyetçi Başkan baba Bush’un hizmetine sunan bir Troçkisttir. On yıl sonra oğul Bush döneminde Savunma Bakan Yardımcısı olmuş, ardından da Dünya Bankası Başkanlığı görevini üstlenmiştir.

Geçen yıl, demokrat Hillary Clinton’a destek vermiştir. 1992’da ABD’nin en tehlikeli rakibinin Avrupa Birliğini olduğunu ve Washington’un AB’yi siyasi ve hatta ekonomik olarak çökertmesi gerektiğini yazmıştı.

Onaylanan yasa, Donald Trump’ın özellikle Müslüman Kardeşler’e ve cihatçı örgütlere karşı mücadele, Donbass’ın (Malorusya) bağımsızlığının hazırlanması ve ipek yolunun yeniden tesis edilmesi olmak üzere son altı ay içerisinde tüm yaptıklarını tartışma konusu yapmaktadır.

Yasaya karşı ilk misilleme olarak Rusya, 755 diplomatı sınırdışı ederek, Washington’dan Moskova Büyükelçiliğindeki personel sayısının Washington’daki kendi büyükelçiliğinin personel sayısına yani 455 kişiye indirmesini talep etti.

Böylece Moskova, ABD’nin siyasi yaşamına girişimde bulunduysa, bunun ABD’nin kendi siyasi yaşamına müdahil olduğu boyuttan daha fazla olmadığını hatırlatmak istemektedir.

Bu konuda, Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen 27 Şubat’ta Duma’da Rus ordularının artık, 28 yıl gecikmeyle de olsa ABD’de « renkli devrimler » örgütleme imkanına sahip olduğunu açıklamıştır.

Avrupalılar, Washington’daki dostlarının (demokrat Clinton ve Obama, Cumhuriyetçi McCain ve McConnell) Birlik içerisinde her türlü kalkınma umudunu artık kestiklerini şaşkınlıkla anlamış bulunmaktadırlar.

Uğradıkları şok tabi ki serttir, oysa sözde « öngörülemeyen » Donald Trump’ın gerçekte onların en iyi müttefiki olduğunu hala kabul etmiş görünmemektedirler.

Onlar yaz tatilindeyken gerçekleşen bu oylama karşısında tamamen afallayan Avrupalılar bekleme moduna girmiş durumdalar.

Hemen tepki gösterseler de Birliğin enerji tedarikine ilişkin Avrupa Komisyonu çözümüne yatırım yapan şirketler yıkıma uğramışlardır.

Wintershall, E.ON Ruhrgas, N. V. Nederkandse Gasunie ve Engie (eski GDF Suez), artık Kongre tarafından yasaklanan North Stream doğalgaz boru hattının iki katına çıkarılması çalışmalarına giriştiler.

Bu şirketler sadece ABD’nin düzenlediği ihalelere katılma hakkını kaybetmekle kalmamakta, ama ABD’deki tüm alacaklarını da yitirmektedirler.

Uluslararası bankalara erişimleri yasaklanmakta ve Avrupa Birliği dışında faaliyet gösteremez hale gelmektedirler.

Şimdilik sadece Alman Hükümeti şaşkınlığını dile getirmiştir. Avrupalı ortaklarını ikna etmeyi ve Birliği efendisi ABD’ye karşı çıkmayı başarıp başarmayacağını henüz bilmiyoruz.

Bugüne kadar hiç buna benzer bir kriz yaşanmamıştı ve bunun sonucu olarak da olayların devamını şimdiden tahmin etmemize olanak verecek hiçbir veriye sahip değiliz.

Kongrenin de tahmin ettiği gibi, bazı Birlik üyesi devletlerin, Avrupalı ortaklarına karşı ABD çıkarlarını savunması olasıdır.

Tüm devletler gibi ABD de kendi şirketlerine yabancı devletlerle alışveriş yapmayı ve yabancı şirketlerin de kendisiyle alışveriş yapmasını yasaklama hakkına sahiptir.

Ancak Birleşmiş Milletler Sözleşmesine göre, kendi tercihlerini müttefik ve ortaklarına dayatma hakkına sahip değildirler.

Oysa Küba’ya karşı uygulanan yaptırımlardan beri tam da bunu yapmışlardır.

O dönem Fidel Castro’nun -komünist olmayan- girişimiyle devrimci Küba Hükümeti Washington’un karşı çıkmak niyetinde olduğu tarım reformunu başlatmıştı [4]. Karayipler’deki bu küçük adayla çok da ilgisi olmayan NATO üyeleri ABD’nin başlattığı bu hareketi takip ettiler.

Kendini herkesten üstün gören Batı giderek güçlü efendilerine karşı direnen devletleri açlığa mahkum etmeyi normal kabul etmeye başladı. İşte ilk defa Avrupa Birliği, uygulanmasına yardımcı olduğu bir sistemden bizzat kendisi darbe almaktadır.

Trump/Establishment çatışması her zamankinden daha çok kültürel bir şekle bürünmektedir. « Amerikan Rüyası» arayışındaki göçmenlerin torunlarını, Mayflower’in püritenlerinkiyle [5] karşı karşıya getirmektedir.

Bunun son örneğini, uluslararası basın tarafından Beyaz Saray yeni iletişim sorumlusu Anthony Scaramucci’nin kullandığı kaba dilin kınanmasında görüyoruz.

Bugüne kadar Hollywood New York’lu işadamı tarzıyla oldukça uyumluydu ama birden bu arabacı dilin yönetim tarafından kullanılmaya uygun olmadığı söylenmektedir. Sadece Başkan Nixon kendini bu şekilde ifade ediyordu.

Kendisine karşı Watergate skandalını tertipleyen FBI tarafından istifa etmek zorunda bırakıldı. Oysa Vietnam Savaşına son veren ve SSCB karşısında Çin Halk Cumhuriyetiyle uluslararası ilişkileri dengeleyen büyük ve başarılı bir Başkan olduğu konusunda herkes hemfikirdi.

Yaşlı Avrupa basınının, Trump’ın ekibinin siyasi yetkinliğini yargılamak üzere Scaramucci’nin kullandığı dile karşı püriten, dinci söyleme yeniden sarıldığını ve Başkan Trump’ın daha yeni atadığı bu kişiyi görevden almasını görmek şaşırtıcıdır.

Küçük gruplar arasında bir savaş gibi görünenin gerisinde dünyanın geleceği şekillenmektedir. Ya çatışma ve tahakküm ilişkileri, ya da işbirliği ve kalkınma.

Çeviri : Osman Soysal

 [1] “State Secrets : How an Avalanche of Media Leaks is Harming National Security”, Senate Homeland Security and Governmental Affairs Committee, 6 Temmuz 2017.

 [2] H.R.3364 - Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act

 [3] « US Strategy Plan Calls For Insuring No RivalsDevelop », Patrick E. Tyler, New York Times, 8 Mart 1992. Gazete aynı şekilde 14ncü sayfasında Wolfowitz’e ait gizli rapordan geniş bölümler de yayınlamaktadır: « ExcerptsfromPentagon’s Plan : "Prevent the Re-Emergence of a New Rival" ». Ayrıca ek bilgiler için bkz « Keeping the US First, PentagonWouldpreclude a Rival Superpower » Barton Gellman, The Washington Post, 11 Mart 1992.

 [4] «El robo más largo de la historia cometido por un país contra otro», yazan Jorge WejebeCobo, Agencia Cubana de Noticias, Voltaire İletişim Ağı, 19 Temmuz 2017.

 [5] “ABD’de reform mu olacak yoksa parçalanacak mı?”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 26 Ekim 2016.

 

01 Agustos 017- Voltairenet.org

http://www.voltairenet.org/article197293.html

..........................

devrimcidemokrat.com'un derlemesidir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.