Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

TC ve PKK'nın, Kürdistan'ı, 'elbirliğiyle nasıl boşalttıklarını' anlayabilmek için, okurlarının dikkatlerini;  olayların 'perde arkasına' yani, daha 'Silahlar Patlamadan' öncesi tarihlere çekmek istedik. Bunun içinde, o günleri anlatan kısa ''haber-belge derlemesi'' yaptık. Haberlerin hepsi gerici, Faşist basından.


Bu 'haber-belgeler' ne mi anlatıyor? PKK'nın, Türk Askeri ve Polisi Önünde güle oynaya nasıl 'Hendekler' kazdığını ve TC'nin, orduya polise; 'PKK'ya  Dukunmayın' dediğini anlatıyor....

Çünkü bunlar, PKK'ya AKP'nin verdiği desteğin 'Kürt devletinin kurulmasıyla' sonuçlanacağını sanıp  o korku ve tedirgenlikle bu konuya eğildiler, (halbuki, TC  ile PKK  elele, Kürdistan'ın boşaltmasının ''ön hazırlığını'' yapıyorlardı  o sıra) röportajlar yaptılar, TV kanallarında boy gösterdiler, 'gizli  belgeleri açığa çıkardılar' yayınladılar.

 

Ve herbirinin Kürt sonununa yaklaşımı, yorumuda farklı farklıydı elbette.


Bu 'belge- haberleri'  okuyunca,  gözlerimizin önünde aylardır Kürdistan'ın boşaltılması (1984 yılına kadar gider bu oyunun kökleri) hızla sürerken, kafamızda oluşan bir yığın soru (PKK'nın kimlerle çalıştığı, kimlere hizmet ettiği) konusunda, bir mantık bütünlüğüne varacağız.

Fakat, bu 'mantık bütünlüğüne' sahip olan bir okur acaba, şöyle bir geriye dönüp  bakarak; 'yahu bu ne biçim bir KÜRT ve KÜRDİSTAN için SAVAŞTIR Kİ,  yaklaşık 40 yıldır sürmesine ve Kürdistan'da  bir nesli tamamen tüketmesine rağmen' KAYBEDEN SADECE KÜRDLER OLMUŞ?' Peki, kimdir  şu PKK? diyebilecek ve bu 'Kürt maskeli, Türk Gladio'nun' gerçek çehresini görmek için, bu örgütünün tarihine eğilebilecek-midir?...


Konuyu daha etraflı araştırmak isteyen okurlara; İnternette bu konuda (o tarihlere ilişkin)  binlerce 'tutanak', 'Haber' ve 'belge' var, diye hatırlatmış olalım. (aşağıdaki haberleri okurken, Tarihlere dikkat etmeniz dileğiyle)


-devrimci demokrat-

.................................

 Mehmet Şevket Eygi/ Doğu ve Güneydoğu Niçin Boşaltılıyor?

11.9.2015

Şu gerçeği kimse inkar edemez: 1980′lerden bu yana doğu ve güneydoğu Anadolu boşalmaktadır. Milyonlarca vatandaşımız evlerini, köylerini, bağ ve bahçelerini terk edip Batı’ya göç etmektedir.

Diyarbakır, Adana, Tarsus gibi şehirlerde milyonlarca güneydoğulu vatandaşımız zor ve kötü şartlar altında yaşamaktadır. Şimdi keskin bir soru yönelteceğim: Doğu ve güneydoğu Anadolu boşalıyor mu, boşaltılıyor mu?

İkinci dehşetli bir gerçek: Doğu bölgemizde üç ile beş bin arasında köy boşaltılmış, milyonlarca vatandaşımız mağdur edilmiştir. Bu kütlevi (yığınsal) boşaltma işi sadece güvenlik sebebiyle midir, yoksa bu meselenin ardında gizli ve derin sebepler mi vardır? Varsa bunlar nelerdir? Bir diğer keskin ve yakıcı sorum şudur:

Birtakım dış mihraklı güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri, doğu ve güneydoğuda boşalan yerlere ileride başka nüfuslar ithal edilmesini mi planlıyor ve düşünüyor?

Üçüncü bir gerçek: Bir kısım Ermenilerin Türkiye’den toprak ve arazi istekleri vardır. Geçenlerde bir Ermeni politikacı “Ermenistan’ın başkenti Kars olmalıdır” mealinde bir beyanda bulundu. İnternetten ararsanız Ermenilerin ülkemizin bir kısmını istediklerine dair binlerce site, makale, beyanat, bilgi ve belge bulursunuz.

Evet sorularımdan birini tekrarlıyorum: Doğu ve güneydoğu bölgemiz kasıtlı ve planlı bir şekilde boşaltılıyor mu?

Sakın kimse, yukarıdaki sorularıma uçuk ve paranoyak sorular demeye kalkmasın. PKK terörü yangınının kasıtlı ve planlı bir şekilde sürdürüldüğü artık inkar edilemez bir gerçektir.

Bu terörün gölgesinde şimdiye kadar yüz milyarlarca dolarlık uyuşturucu ticareti, kaçakçılığı yapılmıştır. Bir ara uyuşturucu helikopterlerle taşınmıştır. Birileri bu işten efsanevi servetler vurmuştur. Bazı devletler, şahıslar, mafyalar silah, mühimmat ve savaş malzemesi kaçakçılığından yine yüz milyarlarca dolar vurmuştur.

Büyük Ermenistan hayalleri besleyen emperyalist Ermenilerin ümidi PKK teröründedir. Megali İdea‘nın gerçekleşmesini isteyen Elen milliyetçilerinin ümidi PKK teröründedir. Anadolu’yu tekrar bir Hıristiyan yurdu yapmak isteyen emperyalist, agresif, fanatik ve sömürgeci misyonerlerin ümidi PKK savaşındadır. Şu meşhur BOP‘un gizli protokollerinde Türkiye’nin parçalanmasına dair maddeler bulunduğu iddia edilmektedir.

Kürt nüfusunu yoğun olduğu bölgelerden, bütün Anadolu yüzeyine yaymak isteyen iyi niyetliler de bulunmaktadır. Nüfus yayılacak; Türk, Kürt, diğer unsurlar içiçe yaşayacak ve Türkiye’nin parçalanması böylece önlenecek.

Eskiden Kürt kardeşlerimizin ve vatandaşlarımızın en yoğun olduğu şehir Diyarbakır’dı. Şu anda İstanbul’daki Kürt nüfusu oradakini geçmiştir. Mersin’de, İzmir’de, Bursa’da ve diğer büyük Batı ve orta Anadolu şehirlerinde büyük Kürt nüfusu yaşamaktadır.

Bendeniz bir Müslüman olarak bundan rahatsız olmam ama bu göçün, bu sürgünün, bu göç ettirilmenin planlı ve kasıtlı olup olmadığını da bilmek isterim.

Evet soruyorum:

Beş bin Kürt köyü niçin boşaltılmıştır?

Milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımız niçin perişan edilmiştir?

Türkiye’nin Müslüman nüfusu niçin batıya sürülmektedir?

Doğu ve güneydoğudaki boşluğu doldurmak isteyen güçler var mıdır?

Bu boşatmanın, bu sürgünlerin ardında gizli Kripto Yahudi, Kripto Ermeni, Siyonist, Haçlı, emperyalist, sömürgeci güçler var mıdır?

Türkiye’nin boşalan, boşaltılan yerlerine ileride dışarıdan nüfus mu ithal edilecektir?

(Mehmet Şevket Eygi, 2011)

kaynak: http://www.turkishnews.com/content/2015/09/11/dogu-ve-guneydogu-nicin-bosaltiliyor/

http://kriptoermeniler.blogspot.com.tr/2012/02/dogu-ve-guneydogu-nicin-bosaltlyor.html

http://kriptoermeniler.blogspot.com.tr/2012/02/dogu-ve-guneydogu-nicin-bosaltlyor.html#sthash.42Pt4o7u.dpuf

..............................

AKP'nin Atılım, Açılım, Saçılım; Çözüm ve Çözülüm süreci suçları etrafa saçıldı

(Ali Serdar Bolat // 28 Eylül 2015)

AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) hükümetlerinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gözetiminde (onlar bizim kara güçlerimiz dedikleri) PKK ile işbirliği içinde uyguladığı Açılım ve Çözüm Süreci döneminde sadece 2014 yılı içinde asker 290 kez operasyon için izin istedi.

Ancak, bu ivedi taleplerden sadece 8'ine izin verildi.

Dolayısıyla, Açılım ve Çözüm Sürecini fırsat bilen PKK, ülke içine silah yığarken asker kışlaya hapsedildi. EMASYA protokolü rafa kaldırıldı.

TSK'nın operasyon yetkisi Valilere devredildi. (Hürriyet, 19 Eylül 2015) Hürriyet gazetesinin haberine göre Şırnak'ta 110, Hakkari'de 100, Tunceli'de 80 olmak üzere 290 operasyon isteğinin sadece sekizini Valiler kabul etti. Tayyip Erdoğan bu suçu şöyle itiraf etmişti: "Açılım ve Çözüm (çözülüm) sürecinde Valilere "Operasyon yapmayın" talimatı verdik."

Bakınız: http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/09/aclm-suclarn-itiraf-eden-tayyip-devam.html

(SABAH Gazetesi, 8 Ağustos 2015) Recep Tayyip Erdoğan'ın Beşşar Esad karşıtı ÖSO teröristlerine gönderdiği silahlar bile PYD bölgesi üzerinden Türkiye'ye sokulup PKK tarafından, günü gelince Türk Milleti ve Türk Ordusuna karşı kullanılmak üzere en stratejik yerlere stoklanmış. (Aydınlık Gazetesi, 11 Eylül 2015)

(Rahmi Turan, Sözcü Gazetesi, 28 Eylül 2015): "PKK, menfur emellerine matuf ve plânladığı isyana yönelik yığınak yaparken asker ve polislerimiz bu hıyaneti elleri kolları bağlı seyrediyorlardı. Çünkü hükümet onlara operasyon izni vermiyordu." (Sözcü Gazetesi, 28 Eylül 2015)

Asker "PKK'lıları tespit ettik, izin verin vuralım" diyor. Vali'nin yanıtı: "Karakollarda görevli personel mevzi dışına çıkmasın, ancak size saldırırlarsa karşılık verin." Asker, tüm bu yazışmaları tutanakla belgelemiş.

Halkımız bu gerçeği algılamaya başlamıştır: (Aydınlık Gazetesi, 21 Eylül 2015) İhanet tüm çıplaklığı ile görüldü. Tüm şehitlerin, ölümlerin sorumlusunun AKP hükümetleri olduğu meydana çıktı. Fatura Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'ye kesiliyor. Bu hakikatlerin halk tarafından bilinmesine paralel olarak; 1 Kasım'da kullanılacak Oy'ların bugün değilse bile, yarın düşmesi kaçınılmazdır.

İŞTE, "ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞOK BELGE":

Vali'den Komutana: "Asla PKK'lıları Görmeyeceksiniz"

Gündem - 13 Eylül 2015 Pazar 00:15

Samanyolu Haber TV, Derin Bakış programı, Gültekin Avcı, Serdar Bayraktutan

Samanyolu Haber TV'de yayınlanan Derin Bakış programına katılan eski savcı ve Bugün gazetesi yazarı Gültekin Avcı gündeme bomba gibi düşecek bir açıklama yaptı.

Aktifhaber.com/ÖZEL

Avcı, 22 Temmuz operasyonları sırasında tutuklanıp cezaevine gönderilen eski Van TEM Şube Müdürü Serdar Bayraktutan'la yaptığı bir konuşmayı anlattı. Gültekin Avcı, Bayraktutan'ın Van'da görev yaptığı dönemde valinin bir il asayiş toplantısında geçen bir diyalogda, il jandarma komutanına söylediği sözleri kendisine aktardığını söyledi.

Vali'den Emniyet Müdürüne: Ben PKK İle Aranızı Düzeltirim-

İşte Gültekin Avcı'nın anlattığı o diyalog...

"Serdar Bayraktutan, Van Terörle Mücadele Şube müdürürüydü. Onunla yaptığım bir röportajda dedi ki; 'Bir asayiş toplantısından bir kesit sunmak istiyorum size.' Asayiş toplantısına biliyorsunuz Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) temsilcisi, vali, ilgili vali yardımcısı, Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili terörle mücadele şube müdürleri il asayiş toplantıları katılırlar. Aylık düzenlenir. Şimdi burada vali diyor ki; 'Asla PKK'lıları görmeyeceksiniz' diyor.

"VALİ: Ben Gelip Aranızı Bulacağım"

İl jandarma alay komutanı da soruyor; 'Peki efendim ellerinde uzun namlulu silahlarla bir terörist grup ile karşılaşırsa ne yapacağız' diyor. Vali, 'Hiçbir şey yapmayın' diyor. 'Bekleyin' diyor. 'Ben gelip sizin aranızı bulacağım' diyor. Terörle mücadele tarihinde böyle komedi yoktur AKP'nin etrafında bir tek terör uzmanı, istihbarat uzmanı yokç Terörle mücadele, terörizmle mücadele bilen yok. Böyle bir kaygıları de yok"

Gündem - 13 Eylül 2015 Pazar 00:15

Terör Bölgesinin Eski Valisi Anlattı: Görmeyeceksiniz, Çıkmayacaksınız

08.09.2015

Terör Bölgesinin Eski Valisi Anlattı: Görmeyeceksiniz, Çıkmayacaksınız

Uzun yıllar, valilik görevlerinde bulunan Nuri Okutan, Dağlıca'daki terör saldırısıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Uzun yıllar, Bitlis, Siirt, Van ve Şanlıurfa'da valilik görevlerinde bulunan ve şimdi milletvekili olarak Meclis'te bulunan Nuri Okutan, çözüm süreci sırasında, güvenlik birimlerine terör örgütüne operasyon yapmaması için baskı yapıldığını söyledi.

Nuri Okutan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Orada o hale getirildi ki bizim terörle mücadele eden birliklerimiz bir tarafta duruyor. Çıplak gözle görülebilecek terör örgütünün kampları bir tarafta duruyor. Mahkemeleri bir tarafta duruyor. Karakollardan birliklerden güvenlik güçlerimiz terörle mücadale ekiplerimiz çıkarılmadı. Onlara telkinde bulunuldu hatta talimatlar verildi.

Görmeyeceksiniz, çıkmayacaksınız şeklinde talimatlar verildi. Bu tabloyu ortaya çıkan kadroyu da milletimizin sorgulaması icab ediyor."

http://www.aktifhaber.com/validen-komutana-asla-pkklilari-gormeyeceksiniz-1228866h.htm

AKP TARAFINDAN EKİLEN PKK (BALDIRAN) ZEHİRİ

AKP iktidarının özellikle son 3 yılında ekilen "PKK baldıran zehri tohum verdi, zakkum açtı"... Bölgeyi kan gölüne çevirdi. AKP ekti, PKK biçiyor. Hem de ne biçiyor!..

Bizim aslanlarımız Dağlıca'da toprağa düşerken ülkenin geçici-seçilmemiş vekil "Başbakan"ı AKP'nin atanmış genel başkanı Ahmet Davutoğlu, Konya'da Hollanda maçında 1 Kasım seçim çalışması yapıyor. Babası yeni şehit olmuş minicik yavrunun eline oyuncak tutuşturmuşlar tribünleri selamlıyorlar. Tezahürat yaptırıyorlar. Neyin tezahüratı bu Allah aşkına?..

Maç boyunca topu, golleri değil şehit yetiminden gözlerimi ayıramadım. Yavrucuk, Başbakan kılıklı adam gollerde yerinden hoplayıp zıplarken, tribünlere şov yaparken o hiç gülmüyordu.

Belki yaşı biraz büyük olsa "Başbakan" olduğunu söyleyen adamın gömleğinden çeker sorardı; "Senin görevin beni buraya maça getirmek mi yoksa benim babamla birlikte maça gelmemi sağlamak mı" diye... İnanın bana!.. Henüz üstünden bu acı travmayı atlatamayan bir çocuğu maça götürme olayı Avrupa'da gerçekleşse adamı "insanlık suçu işlemekten" direkt yargı önüne çıkarırlar. Üstelik o çocuğa en az 1 yıl psikolojik tedavi uygularlar. Amaa!.. AKP zihniyeti bu; söz konusu saltanat ise gerisi teferruattır!..

Tüm bunlar olurken, Dağlıca'da hava muhalefeti nedeniyle yardımın gidemediği Mehmetçik hain tuzaklarda bir bir şehit oluyor. R. Erdoğan ise hâlâ 7 Haziran öncesinde yaptığı gibi "400 verin huzur gelsin" propagandası ile meşguldü. Havuzun beyaz camına 400 vekil hesabıyla çıkıyordu. Dağlıca'dan şehit haberleri gelmeye başladığı saatlerde aynanın karşısına geçip makyajını tazeliyordu güya.

Bakın tam bu noktada gözlerden kaçmaması hatta gözlerimizin içine sokulması gereken bir ayrıntıyı önünüze koyacağım. R.Erdoğan ne dedi havuz ekranında?.. Yalanlama, dün söylediklerini bugün inkâr etme temel karakterleri olduğu için havuzun yazılı basınından aynen alıyorum;

1- "Genelkurmay Başkanımızın izahatları hakikaten üzücü".

2- "Çözüm sürecini bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen Doğu'da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler ve çok ciddi silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içerisinde, güvenlik güçlerimiz tabii 'herhangi bir çatışmaya, şuna buna giremeyelim' dediler." Gördüğünüz gibi; tüm sorumluluğu askere atma, işin içinden sıyrılma niyetinde. Tüm günahların sorumlusu Devlet ve TSK. Öyle mi?..

AKP, PKK ile silahlı mücadele istemiş TSK engel olmuş. Öyle mi?..

Herhalde, biz uzaydaydık, "çözüm süreci"ni TSK uygulamaya soktu. İmralı canisi ve Kandil ile de görüşen onlardı. Hatta Dolmabahçe mutabakatında da onların imzası vardı. Hatta ve hatta "çözüm sürecinde ne oluyor bitiyor hükümet bize bilgi vermiyor" diye avaz avaz bağıran eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de yalan söylüyordu!..

Şimdi, Genelkurmay Başkanlığı'ndan; süreçte R. Erdoğan ve iktidara "aman ha çatışmaya girmeyelim" dediler mi demediler mi?..

Bir açıklama beklemek herhalde en doğal hakkımız. Bir de, Dağlıca'daki son tuzakta PKK'lı kahpelerin yanında kimler vardı?.. Koalisyon güçlerinin gayri nizami bazı yapılanmalarının askerleri orada mıydı?.. Net ve teyitli bilgi varsa bu sorunun da acil cevap bulması lazım.

Şimdi, asla ve asla unutulmaması için yineleyerek devam edelim;

2011'den itibaren KCK operasyonlarını, 2013'ten itibaren de PKK operasyonlarını bu ülkede bitiren bizzat R. Erdoğan ve AKP iktidarıdır... Bunu unuttururcasına yine işin yönünü başka tarafa çevirmekle meşguller.

Evet, PKK, 2004'lü yıllarda kurduğu KCK ile 2007'den itibaren büyük illerde ve ilçelerinde paralel devlet yapılanmasına geçti.

Sözde PKK devletini kurmak için yoğun bir hain çalışma içine girdi.

O dönemde devletin duyarlı birimlerinin çabası sonucunda 2011 yılına kadar PKK/KCK'nın canına okundu.

Ancak hep saltanat hesabı yapan AKP, bunu tam da bitirilecekken engelledi. KCK operasyonlarının engellenmesinde, BDP'li belediye başkanlarının eline kelepçe takılarak tutuklanma görüntülerinin basına yansıması neden oluşturdu. O dönemde kelepçe emri Ankara'dan İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Beşir Atalay'ın makamından verilse de bu durum polisin üzerine bırakıldı.

Ve bu olayın ardından KCK operasyonlarında yetki, savcılık ve polisin elinden alındı. MİT'in eline geçti. MİT'in de KCK'ya operasyon yapmak yerine çözüm sürecinin başlatılmasının önünü açtığını biliyoruz. Mücadele yerine müzakere başlatıldı. Ve

2011'de savcılık/Emniyetten alınan KCK olayı MİT gölgesinde büyüdü... Serpildi... Bugünlere gelindi. Artık, KCK her yerde var, istihbaratı var, halkın içinde, silahı var, propagandası var... Var oğlu var. O nedenle askere, polise pusu kolay oluyor!.. Onları tespit edecek Emniyet birimleri de darmadağın edildi. Terörle mücadele eden mahkemeyi boyladı, askerler kodeslere tıkıldı... KCK'nın açtığı alanda PKK, hain eylemlerini bir bir gerçekleştiriyor.

Bu satırları kaleme adlığım saatlerde (dün) Ankara'da hâlâ resmi bir açıklama yoktu.

"Tüm bu acı olaylar olurken SARAY-AKP ne yapıyordu dün" derseniz. Kısacık, "ikbal çalışması" yürütüyorlardı diyeceğim. Detaya girip, aziz şehitlerimizin ruhlarına saygısızlık etmemek için bugünlük nokta koyacağım.

(Ahmet TAKAN-yeniçağ & Kalkanöz VATAN, 07.09.2015 - 1 ek, 171,9 KB)

...............

Davutoğlu itiraf etti: PKK iki yıldır yığınak yapıyordu

Başbakan Ahmet Davutoğlu, şehit cenazelerini istismar edenlerin, şehitlerin ruhuna büyük bir ıstırap verdiğini söyledi.

24.08.2015 / 16:24

Davutoğlu, “Her şehit haberinin yüreğimize nasıl bir ateş gibi düştüğünü ancak yaşayanlar bilir. İster Emniyet görevlisi, ister askeri ister korucu; tek bir olay haberi geldiğinde gece yarısından itibaren sabaha kadar nasıl niyaz içinde olduğumuzu nasıl bir ıstırap ile uykusuz kaldığımızı Allah bilir. Bugün şehit cenazelerini istismar edenler, bu ülkenin birliği beraberliği için bir damla alın terini dahi dökmemiş olup şimdi ahkam kesenler var ya, onlar da o şehitlerimizin ruhlarına büyük bir ıstırap veriyorlar. Şehitlik makamı makamların en yücesidir.” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Yönetimi’ni Çankaya Köşkü’nde kabul etti. Davutoğlu kabulde onlara hitaben bir de konuşma yaptı.

PKK SON İKİ YILDA YIĞINAK YAPMA TEŞEBBÜSÜNE YÖNELDİ

Konuşmasında çözüm sürecinden de bahseden Davutoğlu, terör örgütü PKK’nın 2013 yılından eri silah sığınağı yaptığını söyledi. Davutoğlu, “Demokratikleşme süreçleri dedik, milli birlik ve kardeşlik süreçleri dedik, çözüm süreci dedik. Bize gelen talepler ne varsa çağdaş hukuk devleti bağlamında bunları çözmek için yola koyulduk.

2013 yılında bu kez son bir hamleyle madem ki Türkiye’de demokratikleşme üzerinden bütün temel taleplerin konuşulduğu en uygun zemin vardır, madem ki herşey konuşulacak, TBMM’de temsil gücü vardır herkesin. (Davutoğlu, bu sözleri, '24 Ağustos 2015'te söylüyor' yani, yeni haberi olmuş gibi- devrimci demokrat)

O zaman zaten mazur görülmesi mümkün olmayan bütün silahlı unsurların mevcudiyeti Türkiye’yi terk etsin dedik. Yok olsun bu mevcudiyet dedik. Bir ülkede meşru ve doğrudan demokratik süreçlerden güç almayan herhangi bir silahlı unsurun bulunması mazur görülemez.

O zaman 2013 Mayıs’ında Türkiye’den geri çekilmesine karar verilen unsurlar, aksine son iki yıl içinde Türkiye’de kendi yıkıcı yıpratıcı saldırılarını artırabilmek için ciddi bir yığınak yapma teşebbüsüne yöneldiler. Suriye’deki ve Irak’taki gelişmeleri de göz önünde bulundurarak, bir takım uluslararası çevrelerin desteğini arkasına aldığını düşünen bölücü terör örgütü, Türkiye’yi de Suriye ve Irak’takine benzer sahnelere duçar etmek için harekete geçti.” dedi.

23 TEMMUZ’DA KESİN BİR TALİMATLA HAREKETE GEÇİLDİ

Birbirleriyle savaştığını söyleyen terör örgütlerinin, 20-23 Temmuz arasında aynı anda üçünün birden harekete geçtiğini dile getiren Davutoğlu, “Orada artık bir devletin varlığını göstermesi, kamu düzeninin teminat altına alınması ve milletin ortak bir ses ile bütün bu tuzaklara karşı sesini yükseltmesine ihtiyaç vardı.

23 Temmuz’da aldığımız kararlar çerçevesinde kim kamu düzenini bozuyorsa, kim vatandaşlarımızın yaşama hakkını tehdit ediyorsa, kim vatandaşlarımızdan haraç alıyorsa, kim gençlerimizi dağlara kaldırmak üzerinden gençlerimizin geleceğini karartıyorsa bütün o odaklara karşı kesin bir talimat verildi ve harekete geçildi.” şeklinde konuştu.

TERÖRLE MÜCADELEDE GRİ ALAN YOKTUR

Davutooğlu, “İster DEAŞ şeklinde olsun ister PKK şeklinde olsun. Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın çocuklarını kendi kör ideolojileri adına tutsak etmeye çalışanlara karşı mücadelemiz sürecek.” diye ekledi.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “DEAŞ adı altında dinimizi istismar ederek çocuklarımızı Suriye’ye götürenler de, PKK adı altında Kürt kardeşlerimizin hissiyatını istismar ederek gençlerimizi Kuzey Irak’a götürenler de aynı şekilde devletimizin kararlı tutumu karşısında boyun eğmek zorunda kalacaklar. Burada gri alan yoktur. Gri alan demokraside olur. Herkes şu veya bu görüşte fikirlerini ifade eder. Kimse mutlak şekilde kendisinin haklılığı üzerinden diğerinin düşüncelerine sınır getiremez. Ama hayat hakkı söz konusu olduğunda, özgürlükler söz konusu olduğunda, ama nesillerimizin geleceği söz konusu olduğunda herkesin demokratik hukuk devleti kurallarına gelmesi lazım.”

GELİN TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNE KARŞI ÇIKALIM

Davutoğlu ardından bir çağrıda bulundu: “Buradan bir kez daha ilgili bütün kesimlere, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin hep beraber terörün her türlüsüne karşı çıkalım. DEAŞ terörüne nasıl karşı çıktıysak PKK terörüne de karşı çıkalım. Etnik ayrımcılığa nasıl karşı çıktıysak dini ayrımcılığa da mezhebi ayrımcılığa da karşı çıkalım. Ve diyelim ki hep beraber bu topraklar bu dağlar bu yaylalar meralar bırakın şenlik içinde yayla olarak kullanıldığı günlere geri dönsün. Türkülerimiz Kürtçe olsun Türkçe olsun. Ama barış türküleri olsun. İşte bu kararlılıkla son dönemde kamu düzenini ihdas etmek için harekete geçtik.”

HERKES MEŞRU SİYASAL PLATFORMA GELSİN

Davutoğlu, sorunların çözümü için de siyaseti gösterdi: “Herkes meşru siyasal platforma gelsin. Orada her şeyi tartışalım. Kim birinin özgürlük alanını daraltırsa onun karşısında omuz omuza verelim. Ama kim bu millete musallat olan bir bela olarak üzerimizde Demokles’in kılıcı gibi kullanmak isterse o kılıcı alı ve kırarız. Ne tuzak kurarsanız kurun. Dışarıdaki ağa babalarınız neyi söylerse söylesin. Bu topraklardaki Türk Kürt Zaza kardeşliği Sünni Alevi kardeşliği ebediyen sürecek. Siz kimleri arkanıza alırsanız alın hangi odaklardan gidin Türkiye’yi karıştırın diye talimat alırsanız alın işte bu yiğit Anadolu ve Mezopotamya insanları var ya onlar sizin karşınızda o talimat aldığınız odaklara da ders vermeye kararlıdır. “

ŞEHİT CENAZELERİNİ İSTİSMAR EDENLER ŞEHİTLERİN RUHLARIN ISTIRAP VERİYOR

Davutoğlu konuşmasında son zamanlarda şehit cenazelerinde yaşanan olaylara da değindi ve bunları bir istismar olarak değerlendirdi: “Her şehit haberinin yüreğimize nasıl bir ateş gibi düştüğünü ancak yaşayanlar bilir. İster Emniyet görevlisi, ister askeri ister korucu; tek bir olay haberi geldiğinde gece yarısından itibaren sabaha kadar nasıl niyaz içinde olduğumuzu nasıl bir ızdırap ile uykusuz kaldığımızı Allah bilir. Bugün şehit cenazelerini istismar edenler, bu ülkenin birliği beraberliği için bir damla alın terini dahi dökmemiş olup şimdi ahkam kesenler var ya, onlar da o şehitlerimizin ruhlarına büyük bir ızdırap veriyorlar. Şehitlik makamı makamların en yücesidir. Ve gerektiğinde bütün bir milletin Çanakkale’de Sarıkamış’ta omuz omuza nasıl hepimizin onuru için şehadete yürüdüğünü tarih de bilir millet de bilir insanlık da bilir.”

ŞEHİT CENAZELERİ ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAYA KALKAN BEDBAHTLAR

Davutoğlu son olarak “Öyle bir tablo ile karşı karşıyayız ki bir taraftan gencecik masum Mezopotamya çocuklarını dağa kaldıran terör örgütü, ve aynı anlarda Türkiye’nin diğer köşelerinde büyüyen gençleri tehdit eden terör saldırıları, diğer taraftan da bu çatışmalardan siyasi menfaat uman ve şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapmaya kalkan bazı bedbahtlar. Türkiye’de şiddetten terörden kim besleniyorsa onlara karşı biz muhabbetin sözcülüğünü yapacağız. Sevginin aşkın kardeşliğin sözcülüğünü yapacağız. Zor ve fedakarlıklar gerektiren bir aşamadayız.” diye konuştu. (Nutuk, bitti- devrimci demokrat)

Kaynak; 24 Ağustos 2015- http://www.tv5haber.com/66549_Davutoglu-itiraf-etti--PKK-iki-yildir-yiginak-yapiyordu.html

Kaynaklar:

http://www.songundem.com/haber/16688399/

http://www.zaman.com.tr/politika_eski-vali-anlatti-cozum-surecinde-askere-pkkyi-gormeyeceksiniz-cikmayacaksiniz-talimati-verdiler_2315279.html

 

http://www.aktifhaber.com/akpli-aktay-devlet-operasyon-yapmazken-pkk-yiginak-yapiyordu-1210344h.htm

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Online

304 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.