Sitemiz Hakkında

Başından beri teknik sorunlarıyla boğuştuğumuz eski sitemiz, giderek çalışamaz hale getirilmişti. Ne ‘resim’ ekliyebiliyorduk verdiğimiz haberlere, nede ‘Okur Yorumlarını’ yayınlayabiliyorduk.

Yeni sitemizde bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konuda sitemizi yeniden kuran ve kendinden özveride bulunarak katkı sunan Koye Colker arkadaşa öncelikle teşekkürler etmek isteriz.

Artık sitemizde çıkan Haber ve Köşe Yazarlarına okurlarımız ‘yorumlarını’, ‘eleştirilerini’ rahatlıkla ekleyebilecektir.
Hatırlatmaya gerek varmıdır?
Sitemiz; anti-sömürgeci, anti-faşist, anti-emperyalist çizgisini sürdürmeye devam edecektir.
Okurlarımızın ve site misafirlerimizin desteği ile çalışmalarımızı sürdürmeye çalışacağız.

En içten selamlarımızla.

Mayıs 013- devrimcidemokrat.com

...Doğu PERİNÇEK'i de tanımam, sadece sıkıyönetimden önce adını duymuştum... Bu devredeki çalışmalarımla ilgili herhangi bir şey söylemeyeceğim... çalıştığım devrimci gruplar içinde başkalarını etkileyebilecek bir beyanda bulunamam...
 
 
(yani köşe açamadığımız için, buraya eklemek zorunda kaldık bu savunmayı. d.d.com)
 
Doğu Perinçek'in, 'savunması'? Don Davası
 
Siz yazıya başlamadan, Şu geç kalmış notu'da buraya ekleyelim; Peki, Doğu Perinçek yakalandığın da ne yaptı?
 
Bırakınız, İbrahim Kaypakkaya yoldaşın hakındaki bütün bilgileri anında vermesini, kendi örgütü içindeki bütün arkdaşlarını sattı, tutuklattı... 
 
hatta burda da kalmadı; MİT'in evinde yaptığı aramada 'bir Kadın Donu' gözüne çarpınca, Doğru Periçnçek'e dönerek; 'ulan sen bekar adamsın, bu kadın donun ne işi var senin evinde?' diye sorduğunda, Doğu Perinçek; 'O don, Teyzemin Donu' dedi.
Peki, MİT; 'Teyzen, donunu çıkaracak başka evmi bulamadı?''  diye Sordumu?
 
İşin bu kısmı bizde bilmiyoruz, 'mahkeme tutanaklarında da' bundan sonrası  yok.. -bu anlattığımız konu için, bakınız lütfen; 'İki Lider, İki Örnek' adlı kitap. Bu mahkeme belgelerini bizim örgüt yayınladı. d.d.com-

............................

 

İbrahim Kaypakkaya Yoldaşın, İşkencehanede Savunması

Gençlik mücadeleleri içinde devrim yolunu seçtim“

-Getirildiği görülen sanık İbrahim KAYPAKKAYA huzura alındı, hüviyet tesbitinden sonra suç konusu olay ve örgütsel ilişkiler hatırlatılarak sanıktan SORULDU:

SANIK cevaben: Ben yoksul bir ailenin çocuğu olarak, 6 yıllık Hasanoğlan İlköğretmen Okulu’nda yatılı okudum. Hasanoğlan’daki başarılı öğrenciliğim nedeniyle Yüksek Öğretmen Okulu’na gönderildim.

Bir yıl hazırlık sınıfında okuduktan sonra İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na ve aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne girmiş oldum.

Bundan sonra devrimci gençliğin demokratik ve devrimci eylemlerine katıldım ve devrimci düşüncemi geliştirdim. 1967 yılında 9 arkadaşımla birlikte Çapa Fikir Kulübünü kurduk.

O dönemde FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu)nun ve TİP’in bir üyesi olarak, onların düzenlediği bütün toplantı, forum, miting ve gösterilere katıldım.

1968 yılında okulun gerici yönetimi tarafından önce muvakkat ve daha sonra da kati olarak uzaklaştırıldım. Buna karşı Danıştaydan yürütmenin durdurulması kararı almama rağmen okulun faşist idarecileri bu karara uymadı.

Benim düşünce yapım, katılmış olduğum eylemler ve gençlik örgütündeki çalışmalarım, okuldan uzaklaştırılmamın başlıca nedenleri olarak gösterildi.

Hatırladığım kadarıyla o zamanlar katıldığım, NATO’ya Hayır ve Amerikan 6. Filosunu protesto eylemleri, Halk Aşıkları Gecesi düzenlemeye çalışmam, bazı bildirilerin dağıtılması ve işçi yürüyüşlerine katılmam öğrencilik sıfatıma zarar getiren hareketler olarak telakki edilmiştir.

Oysa bunlar, yurdunu ve halkını seven herkesin, kendi inancı ve bilinci doğrultusunda sürdürmesi gereken ve kişisel sorumluluğu olan çalışmalardır. 

TİP’in parlamentocu ve reformcu çizgisine karşı mücadele
Gelişen zaman içinde FKF gençlik örgütünde bazı görüş ayrılıkları belirmişti. Bu bir bakıma, ilerleyen bilincin ve edinilen tecrübelerin doğal sonucuydu. FKF içinde beliren başlıca iki görüş: Birincisi, FKF yönetiminin öteden beri TİP’in parlamentocu ve reformcu görüşü.

İkincisi, milli demokratik devrimi savunan aşamalı devrim tezi. Bu düşünceyi ilk zamanlar Türk Solu ve Aydınlık Sosyalist Dergi, daha sonra da PDA ve İşçi-Köylü de savunmaya çalıştı.

Türk Solu ve Aydınlık Sosyalist Dergi bazı olumsuz yanlarına rağmen, devrimci kadroların bilincinin ilerlemesine ve devrimci düşüncenin kavranmasına yardımcı oldu.

Çünkü TİP ve yönetici kadrosu, devrimci kadrolar, işçiler ve köylüler arasında devrimci düşüncenin, Marksizm-Leninizmin yayılmasını engelliyorlardı.

Ben, TİP’in yöneticilerini, kendilerinesosyalist adını veren reformcu orta burjuva aydınları olarak görüyorum. TİP’in çizgisi de, orta burjuvazinin radikal kesiminin tutarlı reformist çizgisiydi.

Ben bu ayrılıkta MDD (milli demokratik devrim)i savunan grup içerisinde yer aldım.

Türk Solu ve Aydınlık Sosyalist Dergi çevresi, tam ve -kelimenin gerçek anlamında- devrimci mahiyette olmamakla birlikte, TİP’e göre, işçilerin, köylülerin, gençliğin ve diğer halk kitlelerinin demokratik ve devrimci anlamda eylemlerine biraz daha fazla ilgi göstermeye çalıştı. 
İşçi ve yoksul köylü eylemlerine katılıp destekledim 
Daha sonra 1969 yılında FKF’nin DEV-GENÇ’e dönüştüğü kurultayda, DEV-GENÇ ve Aydınlık Sosyalist Dergi içinde de ayrılık oldu. Ben bu ayrılıkta Proleter Devrimci Aydınlık ve İşçi-Köylü dergi ve gazetesi çevresindeki arkadaşların grubunda yer aldım.

Bu dergi ve gazetenin çıkışına, dağıtımına yardımcı olmaya, savunduğumuz görüşleri işçiler, köylüler ve gençlik içersinde yaymaya çalıştım.

Yine bu arada Trakya’daki topraksız köylülerin, ellerinden toprağı jandarma gücüyle gaspetmiş büyük çiflik sahiplerinin topraklarını işgal etmesi eylemlerine, İstanbul’da Demir Döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Pertriks, Ege Sanayi, EAS Akü, Gıslaved, Gamak, Singer ve Derby fabrikalarındaki işçilerin haklı grev ve direnişlerine yardımcı olmak için elimden geleni yaptım.

15-16 Haziran büyük işçi yürüyüşüne katıldım ve fırsat buldukça da faşistlerin üniversitelere yaptığı saldırılara karşı savunma mücadelesi veren devrimci gençliğin bu mücadelesine ve diğer demokratik eylemlerine katkıda bulunmaya çalıştım. 

Şahsımı ilgilendiren siyasi konuları aşan sorulara yanıt vermem
Ben buraya kadar anlattığım şeyleri söylemekte bir sakınca görmüyorum. Bütün bunlar, o dönemdeki legal ve kanunen de suç olmayan faaliyetlerdi. Ben de, bir devrimci olarak bu faaliyetler içerisinde yukarda anlattığım çerçeve içerisinde yer aldım.

Bu çalışmalarımı, Marksizm-Leninizme inanan bir komünist devrimcinin halkın kurtuluşu için yapması gerekli çalışmalar olduğu kadar, devrimci gençliğin örgütü DEV-GENÇ’in üyesi olan bir devrimci gencin halka ve gençliğe karşı sorumluluğunun gereği olarak da sürdürdüm. 

Ancak şahsımı ilgilendiren konular ve hakkımdaki isnatları taşan hususlardan gayri, gençlik örgütü ve çalıştığım devrimci gruplar içinde başkalarını etkileyebilecek bir beyanda bulunamam.

Anlatmış olduğum şeyler, gençlik ve içinde bulunduğum süre devrimci gruplar saflarında kendi çalışma ve düşüncelerimle ilgili bulunmaktadır.

Başkaları hakkında beyanda bulunmayı, kişisel sorumluluk sahamı aşan bir hareket sayarım. Sıkıyönetim ilanına kadar faaliyetlerim bunlardı. 

Örgütlü faaliyetlerim hakkında Konuşmam

Sıkıyönetim ilanından hemen sonra ve özellikle İsrail Başkonsolosu Efraim ELROM’un öldürülmesi olayının arkasından şiddetlenen faşist baskılar ve bir yığın tutuklamalar sonunda birçok gençler ve aydınlar tutuklandılar.

Hatta DEV-GENÇ içerisinden kayda değer bir faaliyeti olmayanların dahi yakalanıp tutuklanmaları karşısında, benim de aranıp yakalanacağımı tahmin ederek uzun bir süre gizlendim.

Gizlendiğim yer ve bu devredeki ilişkilerim konusunda herhangi bir şey söylemeyi gereksiz buluyorum.

Kaçak bulunduğum dönemde ve tahminen 1972 Nisan ayı sonuna kadar elime ŞAFAK adlı dergi ve ŞAFAK yayınları geçmekte idi.

Bu yayınları bana kimin nasıl getirdiği konusunda bir şey söylemeyi de gereksiz buluyorum.

ŞAFAK dergisinde ve yayınlarında demokratik halk devrimi açısında katılmadığım bazı görüşler yer almakla birlikte, bir devrimci çalışmanın varlığından ve sürdürülüyor olmasından memnuniyet duydum.

Daha sonra bu yayın organını çıkaran örgütle herhangi bir ilişki kurmaksızın, bulunduğum yerde kendi olanaklarımla ve kendi düşüncem doğrultusunda propaganda ve bilinçlendirme çalışmaları yaptım.

ŞAFAK yayın organının, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) adlı bir örgüte ait olduğunu ve böyle bir örgütün varlığını bilmiyordum. Bunları daha sonraları, bu örgütle ilgili yakalama aberleri dolayısıyla radyo ve gazetelerden öğrendim.

Ben, bu illegal örgütün yöneticisi olduğunu söylediğiniz Doğu PERİNÇEK ile sorgularınızda iddia ettiğiniz gibi bir ilişkide bulunmadım.

Ve bana Doğu PERİNÇEK tarafından örgütsel veya başka bir görev verilmedi.

Esasen Doğu PERİNÇEK’i de tanımam, sadece sıkıyönetimden önce adını duymuştum.

Kendisini PDA’ya yazı yazan bir devimci olarak biliyordum. Sizin deyiminizle, ŞAFAK örgütünün illegal organizasyonuna katılmadım.

Bu devredeki çalışmalarımla ilgili herhangi bir şey söylemeyeceğim. Çalıştığımı söylememin şahsi sorumluluğum açısından yeterli olduğu görüşündeyim.

Ben sormuş olduğunuz şekilde Malatya ve Tunceli bölgelerinde faaliyet göstermedim. Çalışma alanım buralar değildi ve neresi olduğunu söylemeyi de gereksiz buluyorum; neresi olmadığını belirtmeyi yeterli görüyorum. 

Devrimci bir örgütün üyesi olmaktan büyük bir kıvanç duyuyorum.
Benim,bahsettiginiz TIIKP adli örgütle hic bir bagintisi olmayan kisisel nitelikteki faaliyetlerim,Türkiye Komünist Partisi (Marksist-Leninist) ve Türkiye Isci Köylü Kurtulus Ordusu saflarina katilmama kadar sürmüstür.

Sonradan katildigim bu örgütlere ne zaman katildigimi hatirlamiyorum.

TKP/ M-L ve ona bagli TIKKO örgütlerinin kimler tarafindan kuruldugunu ve yönetildigini bilmiyorum. Yanliz bu örgütlerin saflarina katildigimi ve onlarin illegal üyesi ve taraflisi oldugumu saklamiyorum ve bu örgütlerin üyesi olmaktan bir kivanc duyuyorum.

Bu örgüt icerisindeki calisma yöntemim ve örgütün kurtulusuna esas olan düsünceler,bahsetmis oldugunuz yazilarda genis ölcüde yeralmaktadir.Mensup oldugum bu örgütlerin;

SAFAK REVIZYONIZMI TEZLERININ ELESTIRISI”, “TÜRKIYE”DE MILLI MESELE” , “TÜRKIYE”DE KEMALIST IKTIDAR HAREKET , KEMALIST IKTIDAR DÖNEMI ,IKINCI DÜNYA SAVASI YILLARI VE 27 MAYIS HAREKETI”, “BASKAN MAO”NUN KIZIL SIYASI IKTIDAR ÖGRETISINI DOGRU KAVRAYALIM” basliklarni taşıyan ayri,ayri uzun ve örgütün görüslerini yansitan tezleri ve düsünceleri kabul ediyorum.

Bu basliklar altindaki yazilara benim de görüslerim diye imzami atmaya hazirim,fakat bu yazilarin esas olarak kimin veya kimler tarafindan kaleme alinmis oldugunu bilmiyorum. 

Ben bu görüsler dogrultusunda devrimci mücadele vermek üzere 1973 Ocak ayi baslarinda,fasist gücler tarafindan sehit edilen yigit arkadasim Ali Haydar YILDIZ ile Tunceli”ye gelmisdim.

Köylüleri devrim icin,halk ihtilali icin örgütlemek amaciyla köylere gitmistik. Buradaki calismalarimiz 24 Ocak 1973 günü,kalmis oldugumuz Vartinik mezrasindaki kömün basilmasina kadar sürdü.Bunlar disinda baska bir aciklamaya gerek görmüyorum

 

“Bir gün sizin elinizden kurtulursam gene aynı şekilde çalışacağım” 
Esasen biz komünist devrimciler, prensip olarak siyasi kanaatlerimizi ve görüşlerimizi hiç bir yerde gizlemeyiz. Ancak örgütsel faaliyetlerimizi, örgüt içersinde olmayıp da bize yardımcı olan şahıs ve grupları açıklamayız. Kişisel sorumluluğum açısından gerekeni zaten söylemiş bulunuyorum.

Ben buraya kadar anlattıklarımı samimiyetle inandığım Marksist-Leninist düşünce uğruna yaptım. Ve sonuçtan asla pişman değilim.

Ben bu uğurda her türlü neticeyi göze alarak ve can bedeli bir mücadeleyi öngörerek çalıştım ve neticede yakalandım. Asla pişman değilim.

Bir gün sizin elinizden kurtulursam gene aynı şekilde çalışacağım” dedi.

-Başka bir diyeceği olmadığını söyledi ve birlikte tutulan işbu ifade zaptı, okunup imzalandı.

(21 Nisan 1973, TKP/M-L, TİKKO, TMLGB Davası, Klasör No 3, Dosya No 1, Sıra No. 4).


“Proletaryanın ideolojisini benimsemiş, halkın kurtuluşunu savunan bir komünistim”

-İbrahim KAYPAKKAYA’ya, iddia edilen suç konusu olay anlatıldı ve huzurdaki şahıs gösterilerek soruldu.

Sanık, ‘ben burada gösterdiğiniz şahsı ve Hacı ÖZDOĞAN’ı tanımıyorum. Sizlerin iddia ettiği gibi bu şahıstan nüfus cüzdanı filan almış da değilim. Üzerimden çıkan ve burada gösterilen şahsa ait olduğunu söylediğiniz hüviyet cüzdanını Malatya’da buldum.

 

Sıkıyönetimce arandığım için, hüviyetimi gizlemek amacıyla, bulduğum bu nüfus cüzdanına kendi fotoğrafımı yapıştırdım.

Ben proletaryanın ideolojisini benimsemiş, halkın kurtuluşunu savunan bir komünistim. Bir sınıf mücadelesi olan size karşı yürüttüğüm mücadelede böyle şeyleri doğal karşılıyorum.

Karşımda bulunan ve üzerimde bulunan hüviyet cüzdanının kendisine ait olduğunu söylediğiniz şahsı tanımıyorum onun beni tanıyorum demesi, ya sizin işkence ve baskılarla zorlamanızdan, ya da yine aynı sebeple korkması dolayısıyla yalan söylemesinden ileri geliyor; bunun sebebini ben bilmem’ dedi. 

“Halka zulmetmenin hesabı er geç sorulacaktır”
-Sanık İbrahim KAYPAKKAYA’ya huzurdaki diğer üç kişi gösterilerek, suç konusu olay izah edilip soruldu.

Sanık, ‘ben, burada bana göstermiş olduğunuz üç köylüyü tanımıyorum ve bu kişilerle de hiç bir zaman hiç bir yerde karşılaşmış değilim; bu üç köylünün bana, baskından sonra yardım ettikleri iddianız da yalan ve uydurmadır.

Ben, müsademe sırasında yaralanmış olduğum için ekmek dahi yiyemiyordum. Huzura getirilmiş olan bu üç köylü, benimle hiç bir ilişkileri olmadıkları halde, fiilsiz, sebepsiz ve haksız olarak buraya getirilmiş ve kendilerine baskı ve işkence ile gözdağı verilmek istenmiştir.

Bu faşizmin bir zulüm örneğidir ve faşistlerden halka zulmetmenin hesabı er geç sorulacaktır’ dedi”

(TKP/M-L, TİKKO, TMLGB Davası, Klasör No 3, Dosya No 4, Sıra No. 13/2)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

| |

leftCopyright © Devrimcidemokrat 2013. All Rights Reserved.